Örümcek Ağındaki İbretler

Sayı : 44 / Ekim 2015, Konu Başlığı : Bunları Biliyor musunuz ?

Allah-u Zülcelâl Kuran-ı Kerim’de insanlara çeşitli misaller vererek düşünmemizi, aklımızı kullanmamızı ve ibret almamızı ister. Bu misallerden bir kısmında ise yarattığı mahlukattaki ilginç durumlara dikkatimizi çeker. Örümcek evleri de böyle misallerden biridir.

Kuranı kerimde bir sureye isim olan Ankebut; dişi örümcek demektir. Surenin 41. Ayet-i kerimesinde Rabbimiz şöyle buyurmuştur: “Allah’tan başka dostlar edinenlerin misali, kendisine ev edinen dişi örümceğin misaline benzer. Gerçek şu ki, evlerin en çürüğü örümceğin evidir. Keşke bilselerdi!” (Ankebut; 41)

Bu ayette, Arapların eskiden beri darbımesel olarak kullandığı bir deyime işaret vardır. Araplar bir şeyin zayıflığını anlatmak için örümcek ağını misal verirler. Her ne kadar örümcek ağı esnek ve küçük haşereleri avlamak hususunda dayanıklı olsa da insanın gücüne nazaran çok zayıftır. Örümcek bu ağı kendine ev edinmiştir ama aslında bu ağlar, koruyucu bir sığınak olma niteliğinden yoksundur. Aksine bu ağlar bilhassa avlar için çok tehlikelidir.

Allah'tan başkasına sığınan, ondan menfaat uman veya tehlikeden kurtarır diye veli, koruyucu dost edinenler, adeta örümceğin evine sığınan ahmak sinekler gibidir. Hâlbuki örümceğin evi kendisi için bile sığınak değildir ki başkasına sığınak olsun.

Örümceklerin yuvası adeta bir işkence ve ölüm yeridir. Örümcek, ağına düşen avları ya yapışkan sıvılarla yakalar veya ustaca ördüğü tuzak ağ iplikleriyle sarar. Zavallı av, çırpına çırpına gücünü kaybeder. Çünkü örümcek ağı son derece esnek olduğu için kopmaz. Bu sırada ev sahibesi örümcek avının yanına gelir. Kıskaçlarından zehir salgılayarak felce uğratır. Sonra korkunç ısırığıyla avının iç organlarına, eritici enzimler içeren salgısını akıtır. Kısa zamanda, avın iç organları eriyip sıvı haline gelir. Örümcek, emici midesini bir pompa gibi kullanarak bu sıvıyı emer. Av, kısa bir sürede içi boş kabuğa döner. Örümcek ağlarının bazıları bu boş kabuklar sebebiyle böcek mezarlığı gibi görünür.

Sadece ağa yakalanan sinekler ve böcekler değil, erkek örümcekler bile bu yuvadan sağ kurtulamaz. Örümcek ağlarını daima dişiler yapar ve dişi örümcek vazifesi biten erkek örümceği yer. Ayette de mucizevî bir şekilde, “Dişi örümcek” manasına gelen kelime tercih edilmiştir.

Öte yandan çoğu zaman dişi örümcek de yavrularını yumurtladıktan sonra ölür. Yani bu yuva ona da güvence vermez, yar olmaz. Hatta yumurtadan erken çıkan yavrular da, hala çıkmamış kardeşlerini yer. Kısacası bu ev herkes için tam bir helak ve felaket yeridir.

İşte bu meselle müşriklere, medet bekledikleri putların da böyle örümcek ağı gibi helak edici bir tuzak olduğu bildiriliyor. Surenin baş kısmında Ad ve Semud gibi müşrik kavimlerin helak edilişleri anlatılmaktadır. Ardından bu meselle, Allah'tan başka ümit bağlanılıp, menfaat umulan her şeyin aslında güven veren bir ev değil bir tuzak olduğuna işaret edilmektedir.

İnsanoğlunun Allahtan başka bel bağladığı putlar sadece heykel suretindeki sahte mabudlar değildir. Birçok insan puta tapmasa da dünya menfaatlerini gözünde putlaştırır. Halbuki dünya fani bir yerdir, bir mezbaha, bir mezarlık gibidir; ona konaklayan hiç kimseye yar olmaz. Tıpkı örümceğin ağı gibi herkesin bir gün öleceği zayıf bir konaktır.

İnsanoğlu dünyaya bakınca çeşitli nimetler görür ve aldanır. Halbuki bu manzara, aldatıcı bir yansıma gibidir; gözlerden dünyanın faniliğini, bu gençliğin sonundaki ihtiyarlığı ve mutlaka gireceğimiz kabri gizlemektedir.

Örümcek ağının da böyle bir özelliği vardır. Yapılan araştırmalar, örümcek ağının tıpkı bir ayna gibi ultraviyole ışınları yansıttığını ve böylece ufak sinekleri kandırarak kendine çektiğini göstermektedir.

Allah-u Zülcelâl çiçeklere ultraviyole ışınları yansıtma özelliği vermiştir. Bu özellikleriyle çiçekler, arı, sinek ve böcekleri kendilerine çekerler. Çünkü bu böcekler insan gözünün göremediği bu ışınları görebilmekte ve bal bulmak için onlara yönelmektedir. Çiçek de onlar sayesinde tozlarını diğer çiçeklere ulaştırmaktadır.

İşte örümcek ağları da ultraviyole ışınları yansıtarak çiçeklerin bu özelliğini taklit eder. Böylece ufak böcekler, çiçeğe doğru gidiyorum zannederek örümcek ağına düşerler. Son derece aç gözlü canlılar olan örümcekler bu yolla yılda milyonlarca ton haşereyi tuzağa çekip yemektedir.

İşte putperestlerin sahte ilahlarından bekledikleri menfaatler de, sineklerin örümcek ağını çiçek zannetmesi gibi korkunç bir aldanıştır. Sahte ve sapkın dinler, ideolojiler, bir takım dünyevi menfaatler vaad ederek insanları tuzağına düşürmektedir. Ancak bu yolun neticesi felakettir.

Elbette bu anlattıklarımız örümceklerin kötü olduğunu anlatmaz. Onlar Allah'ın kendilerine verdiği vazifeyi yapmaktadır. Hiçbir mahlûku sebepsiz ve faydasız yaratmayan Yüce Rabbimiz, örümceklere de ekolojik dengede önemli bir görev yüklemektedir.

Örümcekler o kadar çok haşere öldürüyor ki, eğer onlar olmasaydı ekinlerimiz talan olur, dünya yaşanmaz hale gelirdi. Tahminlere göre; örümceklerin öldürdüğü haşeratın toplam ağırlığı, dünyadaki bütün insanların ağırlığından fazladır.


Sayı : 44
Büyük Kapak