“Sadatlar Bizi Öz Kardeşimizden Daha Yakın Yapıyor”

Sayı : 56 / Ekim 2016, Konu Başlığı : Söyleşi

Seyda Muhammed Konyevi Hazretlerini ilk gördüğünüz zamanı ve tevbe alışınızı anlatır mısınız? Neler hissettiniz? Konya’ya, külliyeye, dergahlara gidişinizin sizin için mana ve önemi nedir? Manevi açıdan sizi nasıl etkiliyor?

Nefise Güler:
Ben 1995’te Bulgaristan’da Müslümanlara uygulanan zulümden dolayı Türkiye’ye hicret ettim. Orada çok baskıya uğruyorduk. Buzdolaplarımızı bile kontrol ediyorlardı, kurban kestik mi diye. Dinimizi unutmamızı istiyorlardı. Annem vefat edince biz dört kardeş kalmışız. Babam rahmetli bize sadece anlatarak bildiklerini aktarmaya çalışıyordu. Kitap filan da olmadığı için aklında kaldığı kadarıyla dinimizi anlatıyordu. Ondan duyduğum bilgilerden başka hiçbir dini bilgim yoktu.

Bu sebeple o kadar bilgiye açtım ki. Nerede kitap bulsam okuyordum, kitap fuarlarına gidince çanta dolusu kitap alıyordum, okuyordum da. Şimdi yaşlandım okuyamıyorum, o zaman bilgiye doyamıyordum.

Çeşitli yerlere gidip dini sohbetler dinliyordum. Kendim konfeksiyonlarda çalışıyordum. Zeynep arkadaşımla tanıştık, birlikte sohbet kasetleri dinliyorduk.

Mahallemizde çeşitli cemaatlerden kardeşlerimizin sohbetleri oluyordu. Hafta içi çalışıyorum, hafta sonları hiç üşenmiyorum nerede sohbet varsa gidiyordum.

O zaman Zeynep kardeşime Seyda hazretlerinden bahsetmişler, fotoğrafını göstermişler çok etkilenmiş. Bana anlattı, “Nefise abla, ben Konya’ya gideceğim” dedi. O zaman 2 buçuk liraydı yol parası. Maddi sıkıntımız da vardı ama Elhamdülillah gittik. Tevbe aldık ama ben tasavvuf yolunu bilmiyordum.

Babam namazı öğretmişti ama tasavvuf yolunu ilk kez duyuyordum. Demek ki niyetimiz samimiymiş diyorum. Düşündükçe kendi kendime hep şükrediyorum, “Ya Rabbi ben Bulgaristan’da ne haldeydim, şimdi bu kapıya gelmek nasip oldu.”

O zaman da dinimizi yaşamak için hicret ettik biz. Orada kıyafetlerimizi kesiyorlardı. Türkçe konuşan ceza alıyordu. Çocuğumuz, “Anne,” dese ceza alıyordu. İnsanın memleketinin kıymetini bilmesi için gidip görmesi lazım. Biz o sıkıntıları çektiğimiz için vatanımın kıymetini biliyorum, elhamdülillah.

Burada dinimi yaşamak için gelmiştim zaten. Hani Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ya:

“Ameller ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur. Kimin hicreti, Allah ve Resûlünün (rızası) için ise, onun hicreti Allah ve Resûlü’nedir. Kim de nâil olacağı bir dünyalık veya nikahlanacağı bir kadından ötürü hicret etmişse, onun hicreti de hedeflediği şeye göredir.” (Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155; Ebu Davud, Talak, 11)

Tasavvuf yoluna girmek hayatınızda neleri değiştirdi? Gerek hayata bakışınızda, gerek yaşantınızda nasıl etki yaptı?

Nefise Güler:
Elhamdülillah, Allah-u Zülcelâl bu kapıda bize kendi rızasını kazandıracak amelleri öğrenmeyi nasip etti. Annemizle konuşurken geçen gün öyle dedim: “On sekiz seneden beri bizimle uğraşıyorsunuz.” Çok şükür en azından kusurlarımızı biliyoruz, tam yapamadığımızı anlıyoruz.

Bir gün hastaneye iğne yaptırmaya gitmiştim, oradaki hemşire de Bulgaristan göçmeniydi.

“Evin var mı? Maaşın var mı?” diye sordu.

“Yok, ama huzurum var,” dedim.

“Kadına bak, bizim evimiz var, arabamız var, maaşımız var gene mutlu değiliz. Onun ise hiçbir şeyi yok ama huzurum var, diyor.” Dedi.

Mal mülk huzur vermez ki insana. Maneviyat verir. Allah-u Zülcelal herkese nasip etsin bu kapıları. Gerçekten ne kadar güzellik varsa hepsi İslamiyette, başka hiçbir şeyde yok.

Ben bazen coşarım böyle, “Rabbim demek ki seviyormuşsun ki, buldurdun bu kapıyı,” derim. O buldurmasa bulamayız. Bazısı kapısının dibinde olsa da bulamıyor.

Seyda hazretlerinin sizi en çok etkileyen sözü ve hali nedir?

Nefise Güler:
Mübareklerin her hali bambaşka. O mütevaziliği, o güler yüzü, merhameti… Ailesi de aynı şekilde. Kızları beni görünce güler yüzle karşıladılar, samimiyetle sohbet ettiler. Zengin olmak, fakir olmak hiç fark etmiyor, herkesle aynı güler yüzle ilgileniyorlar.

Benim bir akrabam daha evvel sofi değilken eve gazete alıyordu. Üzerindeki resimlerden ben utanıyordum. “Bunları niye alıyorsun?” Diyordum, dinlemiyordu. Bütün gün televizyon izliyordu. Şimdi çok şükür Konya’ya gitti. Hiç televizyon bile açmıyor. Sofi olmak insanları değiştiriyor.

Sofi kardeşliğinin sizin için anlamı ve önemi nedir?

Nefise Güler:
Kaç senedir bu kardeşlerimizle birlikte bu kapıdayız, elhamdülillah. Allah ayırmasın, sofi kardeşlerimizin sevgisi bambaşka. Dünyada da, ahirette de Allah hep beraber olmayı nasip eylesin.

Geçen sene Konya dönüşünde otobüsteki bir teyze fenalaştı. Özel bir hastaneye götürdük. Hiçbirimiz başından ayrılmadık. Hemşireler soruyor:

“Siz kimsiniz, nerelisiniz? Onun akrabası mısınız? Hemşerisi misiniz? Sizi ne topladı bir araya?” diye.

Şaşırdılar onunla bu kadar onunla ilgilenmemize. Eve döndüğünde oğlu olup bitenleri duyunca çok sevinmiş, teşekkür etmiş. Sofi kardeşliği bambaşka. Sadatlar bizi böyle öz kardeşimizden daha yakın yapıyor, hamdolsun.


Sayı : 56
Büyük Kapak