Sadece Eğlenmek İçin…

Sayı : 24 / Şubat 2014, Konu Başlığı : Goncagül

Mutfağın tezgâhını silerken eliyle belini tuttu. Vakit neredeyse öğle oluyordu, nihayet işini bitirmişti. Ayşe Hanım kendisine bir kahve yapıp biraz dinlenmeyi düşünüyordu ki kapı zili çaldı. Gelen çok sevdiği arkadaşı Zeynep Hanımdı.

- Geldiğin ne iyi oldu. Ben de şimdi bir arkadaş olsa da kahvemi yalnız içmesem diye düşünüyordum, dedi.

Ayşe Hanımın oğlu Murat da sevinmişti Zeynep Hanımın gelişine. Çünkü oğlu Ahmet’le oynamayı çok seviyordu. Ama Ayşe hanımın yalnız olduğunu görünce sevinci kursağında kalmıştı.

- Zeynep abla, Ahmet yok mu?diye sordu.

- Onu anaokuluna yazdırdık. Orada hem Kur’an öğrenecek hem de arkadaş edinecek, diye cevap verdi, Zeynep Hanım.

Ayşe Hanım:

- Ne iyi yapmışsın, hiç değilse biraz kafa dinlersin, dedi ve ekledi: Haydi oğlum sen git biraz çizgi film seyret de bizi rahat bırak. Biz Zeynep ablanla biraz sohbet edelim.

Murat ister istemez salonun yolunu tutarken Zeynep Hanım:

- Yok bence gitmesin. Ben Murat’ı da özledim. Bizimle oturabilir, sakıncası yok, dedi.

Ayşe Hanım, arkadaşının böyle söylemesine şaşırmıştı ama bir şey demedi. Zeynep Hanım bugün Murat’a çok ilgi gösteriyor, sorular soruyordu.

- Senin en sevdiğin yiyecek ne Murat?

Murat fazla düşünmeden:

- Patates kızartması ve hamburger, dedi.

Zeynep Hanım:

- Neden onları çok seviyorsun?

- Eeee… Çünkü… Tadı hoşuma gidiyor. Bir de çizgi filmdeki çocuklar da onları seviyor.

Ayşe Hanım:

- Görüyorsun değil mi? Bunların yemek seçmelerinden bıktım. Doktorlar sebze yiyin, diyor ama yemiyorlar ki!

Zeynep Hanım göz kırptı ve:

- Bence Murat akıllı bir çocuk, eminim senin pişirdiğin yemekleri de çok seviyordur. Öyle değil mi Murat? Mesela yaprak sarmasını, sulu köfteyi sevmez misin?

- Evet, seviyorum.

- Gördün mü annesi. Demiştim sana, Murat çok akıllı bir çocuk. Çizgi film çocukları gibi şımarık değil.

- Ama çizgi filmdeki Ben Ten kolundaki saatle her şeyi yapabiliyor.

- Tabi ki o gerçek değil, hayal ürünü, uydurma. Sadece insanlar çiziyor, oynatıyor, öyle bir şey olamaz. Sen zaten bunları biliyorsun, değil mi?

- Evet, ben sadece eğlenmek için seyrediyorum. Aaa, şimdi Sünger Bob başlayacak, kaçırmayayım.

Zeynep Hanım Murat’ın arkasından bakakalırken Ayşe Hanım:

- Bırak gitsin, oyalansın da ben de biraz dinleneyim, dedi.

Zeynep Hanım:

- Biz anneler hep öyle diyoruz ama çocukların televizyon karşısında zaman geçirmesi hiç doğru değil. Bu günlerde vakıfta seminerler oluyor, onları takip ediyorum. Çizgi filmler göründüğü kadar masum değil. Çocuklarımıza rastgele çizgi filmler seyrettirirken, onların hayal dünyasının kirlenmesine izin vermiş oluyoruz.

- Subliminal mesajdan mı bahsediyorsun? Hani şu, 25. Kare konusu… gizli mesajlar…

- O da ayrı bir konu, ama zaten açık mesajlar, çocukların bilincini de, bilinçaltını da kirletmeye yetiyor. Mesela bilmem fark ediyor musun, çizgi filmlerde küçücük yaştaki çocuklar bile flört ediyor. Hatta küçücük çocuk kocaman bir kadına veya adama ilgi duyuyor. İnsan fıtratına aykırı şeyler… Sonra, çocuklar iki üç yaşlarından itibaren kendi cinsiyetlerine dair rolleri, anne babalarını örnek almak suretiyle öğrenirlermiş. Bizim çocuklarımız kendi babalarından çok çizgi filmlerdeki kişileri görüyor. Zevk ve eğlence düşkünü, dürtüsel, düşünmeden aniden harekete geçen, zıpır karakterleri seyrederek büyüyor, onları normal görüyorlar.

- Doğru söylüyorsun valla… Ondan sonra hiperaktif oluyorlar, cezasını da biz çekiyoruz. Ama ne yapalım, şehir yerinde sokağa da bırakamıyorsun ki. Her dakika onu meşgul etmekle uğraşamam ki.

- Aslında çocuklarımızı kendi kendilerine bir işle meşgul olacak şekilde yetiştirmemiz gerekiyor. Sürekli bir şeyler bizi eğlendirsin diye beklememeleri lazım. Aksine bir şeyler yaparak kendilerini tanımaları, yeteneklerini keşfetmeleri lazım.

- Aman dur başıma iş çıkarma. Zaten okulda proje ödevleri veriyorlar. Çim yeşerteceklermiş, artık malzemelerden süs yapacaklarmış derken ev kirleniyor.

- Ama biz anneler ev kirlenmesin diye televizyon karşısına gönderirsek çocuklara kötülük etmiş oluruz. Asıl önemli olan hangisi, evin hiç dağılmaması mı, yoksa çocukların yetişmesi mi?

- Öyle deme Zeynepçiğim, iki erkek çocuk canımı çıkarıyorlar zaten. Duvarları karalıyorlar, oyuncaklarını birbirlerine fırlatıp kırıyorlar. Şu vitrinin camını iki kere değiştirdim.

- Saldırganlığın sebebi de çizgi filmler. Halbuki onlara dikkatlerini yoğunlaştıracak işler verirsek enerjilerini güzel şeyler yapmaya yönlendirirler.

- Okulda öğretmenleri yaptıracak zaten. Böyle şeylere vaktim yok.

Zeynep Hanım gülerek:

- Allah aşkına ev işlerini bitirince ne yapıyorsun? Televizyonun karşısına geçiyorsun, öyle değil mi? Bu çocuklar şimdi yanımızda misafir, az bir süre sonra avucumuzdan kayıp gidecekler. Onlarla zaman geçirmenin tadını çıkaralım. Haydi gel, sana Murat’la oyun oynamayı öğreteyim. Ben de oğlumla yapıyorum, çok zevkli.

Zeynep Hanım arkadaşının cevabını beklemeden Murat’ı çağırdı. Biraz sonra Murat’ın oyun hamurlarıyla birlikte mutfağa girdiler. Önce elma, armut gibi meyveler yaptılar. Akşam babasına göstermek için bir kutuya dizdiler.

Ayşe hanım oğlunun birşeyler üretmekten keyif aldığını görünce çok hoşuna gitmişti. İşleri bitince beraberce ortalığı toparladılar. Zeynep Hanım gitmek için ayrılırken Ayşe Hanım:

- O bahsettiğin seminerlere ben de gelmek istiyorum, dedi. Şimdi düşündüm de çocuklarımla zaman geçirmek için gerçekten de kendime hiç şans tanımıyorum. Oysa bir şeyler yaparken çocuğumla daha iyi iletişim kurabiliyorum.


Sayı : 24
Büyük Kapak