Sen Dindar Olanı Seç!

Sayı : 67 / Eylül 2017, Konu Başlığı : Saadethane

Evlenmek bir insanın hayatında en önemli dönemeçlerden biridir. İnsan evliliğinde yaptığı tercihle hayatının en önemli kararını vermiş olur. Çünkü insanın eşi, onun hayatı boyunca iş birliği yapacağı ortağı, dostu ve yoldaşıdır.

Elbette insanoğlu evlenirken mutlu olmayı arzu eder. İnsanlar sırf neslinin devamını sağlamak için evlenmez, aynı zamanda meşru dairede mutlu olarak sükunet bulmayı hedefler. Rabbimiz Kur’ân-ı Kerim’de, evliliğin önemli bir maksadının “sükunete ermek,” olduğunu bildirmektedir:

“İçinizden, kendileriyle sekînete/huzura kavuşacağınız eşler yaratıp; aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi, O'nun âyet/belgelerindendir. Bunda, düşünen millet için dersler vardır.” (Rûm 30/21)

Bu ayette eşler arasına meveddet ve rahmet hislerinin koyanın Rabbimiz olduğu ve bunun; üzerinde tefekkür edilmesi gereken “Allah’ın âyetlerinden biri” olduğuna dikkat çekilmiştir. Demek ki Rabbimiz evliliği sadece bir görev duygusuyla devam ettirmemizi emretmemiş, sevgi ve şefkat hisleriyle eşlerin birbirini mutlu etmesini bildirmiştir.

Günümüzde gençleri en fazla tereddüte düşüren bir konudur. Acaba nasıl biriyle evlenirsem aramızdaki sevgi ve mutluluk devam eder?

Son zamanlarda aile sorunları üzerine yapılan araştırmalar, eşler arasında birbirine benzer bir hayat tarzı, benzer alışkanlıklar, benzer değerler, birbirine yakın hayat görüşleri bulunduğu zaman sevgi ve mutluluk hissi daha uzun sürdüğünü ortaya koymaktadır.

Eşimi Nasıl Seçeceğim?

İnsanlar eski zamanlardan beri evlilikte beğeneceği bir eşi seçmeye önem vermiştir. Ancak tarihin hiçbir döneminde bu çağdaki kadar evlilikte romantik duygulara önem verilmemiştir.

Batıda evlilik danışmanları, eski çağlarda insanların erkekse evleneceği kadında gençlik, doğurganlık, kadınsa evleneceği erkekte düzenli bir gelir sağlayarak evliliğin maddi külfetini karşılayabilmek gibi özellikler aradığını söylüyor. Ancak son zamanlarda evlilikte fiziki görünüm, tahsil, toplumdaki statü ve çeşitli alanlarda benzer zevk ve alışkanlıklara sahip olmak gibi özelliklere verilen önem artıyor. Peki bir müslüman genç evlenirken eşini nasıl seçmeli?

Ne zaman eş seçimi konusundan bahsetsek Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin şu meşhur hadis-i şerifi akla gelir: “Kadın (genellikle) dört sebepten biri için alınır: Malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı. Sen (diğerlerini değil asıl), dindar olanı seç…” (Buhârî, Nikâh 15, Müslim, Radâ 53)

Bu hadis-i şerif öneminden hiçbir şey kaybetmemiştir. Hatta zaman geçtikçe daha da önem kazanmaktadır. Eskiden, zaten dindar eş seçeneği çok olduğu zamanlarda dindarlığa ek olarak başka hususlar da aranabilirdi. Ama günümüzde “Hem dindar olsun, hem de şöyle şöyle olsun,” diye çok fazla şart ileri sürüldüğü zaman hepsi birden mümkün olamamaktadır. Bilhassa böyle durumlarda dindarlığın tek başına yeterli bir ölçü olarak alınması en uygunu gibi görünmektedir.

Yusuf Has Hacip’in, Kutadgu Bilig (Mutluluk Veren Bilgi) isimli eseri, Türklerin İslâm’a girişlerinden sonra yazılan ilk eserlerdendir. Bu eserde yukarıdaki hadis-i şerif izah edilerek şu öğütlere yer verilmiştir:

“Evlenmek isteyen kimseler şu dört çeşit kadından biri ile evlenirler: Zengin, güzel, asil, takva sahibi… Bunlardan hangisinin daha iyi olduğunu söyleyeyim:

“Zengin kadınla evlenirsen, kendini onun esiri durumuna sokarsın. O malına güvenerek, dilini uzatır; o birçok şeyler ister ve onun bütün arzularını yerine getirmek icap eder.”

“Kadında (sırf) güzellik arama, güzellik geçicidir. Herkesin maskarası olursun. Kadının güzelini herkes arzular; fakat onu ancak Tanrı’nın fazlı koruyabilir.”

“Asalet ve ululuk ararsan, bu büyük aile içinde küçük kalırsın. Ama evleneceğin kadın takva sahibi olursa, her dört şeyi birlikte elde etmiş olursun:

* Eğer amacın zenginlik ise, o tasarruf ederek seni zenginleştirir.

* Güzellik arıyorsan, dindar ve ahlâkı güzel olan sana her zaman güzel görünür.

* Kadının asıl güzelliği ve asaleti onun tavır ve hareketidir. Bunu bilen bilir.”

Zamanımızda bu gerçekler üzerinde fazla düşünmeden yapılan duygusal tercihler, mutluluk yerine mutsuzluk, çekişme ve pişmanlık veren sonuçları beraberinde getirmektedir. Birçok çiftin eşini seçerken manevi yönüne önem vermediği için daha sonra uyumsuzluk yaşadığı görülmektedir.

Bu tavsiyeler evleneceği beyi seçme döneminde olan genç kızlar için de aynen ve hatta daha fazlasıyla geçerlidir. Bir genç kız evlenirken talipleri arasından en dindar olanı tercih ederse huzuru ve saadeti daha fazla olur.

Rabbimiz Sevgi Verecektir

Rabbimiz bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:

“Rahman, iman eden ve salih amel işleyen kimseler için bir sevgi yaratır.” (Meryem; 96)

Bu ayet-i kerimeden de anlayabiliyoruz ki Allah-u Zülcelâl, imanlı ve salih amel sahibi kişileri, eşlerine de sevdirir ve aralarında kalıcı bir sevgi yaratır.

Sevgi sadece dış güzelliğe karşı duyulan bir meyil değildir. Her ne kadar dış güzellik ilk bakışta insanı etkilese de onun yanında ahlak ve maneviyat güzelliği olmazsa kalıcı bir sevgi olmaz. Hiçbir insan karşısındaki insanın yüzüne devamlı hayran hayran bakıp durmaz. İnsanların aralarındaki sevgi asıl ahlak ve davranış güzelliği ile devam eder.

Belki şöyle bir soru akla gelebilir: “Bir insan dindar olduğu halde ahlakı sert, kaba, uyumsuz olamaz mı?”

Elbette bu soruya birden cevap vermek kolay değildir. Çünkü insanların davranışlarında birçok faktör etkili olmaktadır. Her insanın bir mizacı vardır. Bunun yanında aile ve çevreden edindiği alışkanlıklar, örf ve adetler de davranışları etkiler. Son noktada kişi doğru olduğuna inanarak bazı davranışları sergileyebilir.

Burada önemli bir faktör, kişinin kendi ahlakını güzelleştirmek için bir çabası olmasıdır. İşte gerçek bir dindarda olması gereken özellik de budur.

Dinimize göre iman ile ameli birbirinden ayırmak nasıl mümkün değilse, imanla ahlakı da birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir.

Güzel ahlaklı insanın en temel özelliği, bencil değil fedakar olması, kendisi için istediği her güzelliği karşısındaki için de istemesidir. Böyle bir insanla hayat adeta cennet hayatı olur. Peygamber Efendimiz işte böyle bir ahlakı imanın alameti saymaktadır:

“Allah'a yemin olsun ki, hiç bir kul, kendi nefsi için istediği güzelliği kardeşi için de istemedikçe tam iman etmiş olmaz." (Buhârî, İman, 7; Müslim, İman, 71-72).

Elbette her dindar insan tam da böyle bir ahlaka sahiptir diyemiyoruz. Ama bu biraz da zaman gerektiren bir süreçtir. İnsanların imanı da, ahlakı da biraz çaba göstererek zamanla kemale erecektir. Ahlakı kemale eren bir müminin imanının da kemale erdiğini söylemek mümkündür. Nitekim Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buna işaretle:

"Müminlerin iman açısından en mükemmel olanı, ahlâkı en iyi olanıdır." (Buhârî, Edeb, 39) buyurmuştur.

Dindar İnsan Nefsini Terbiye Etmelidir

Allah-u Zülcelâl her insanın mizacında iyiliğe ve kötülüğe kullanılabilecek özellikler yaratmıştır. Ayrıca bunları terbiye etmek için rehber olarak kitap ve Peygamber de göndermiştir. Eğer insan bu rehberlere uyar da huyundan gelen özelliklerini iyi yönde kullanırsa ahlakı güzelleşir. Bu Allah'ın mümin kullarına bir nimetidir.

Rabbimiz buyuruyor ki:

“İyilik Allah’tandır, kötülük ise sizin kendi nefsinizdendir.” (Nisa, 79)

Her insanın mizacında bazı kusur ve eğrilikler de bulunur. Bunları ıslah etmek gerekir. Hakiki dindar bir insan nefsini beğenmez, kusurlarını müdafaa etmez, kendini düzeltmeye çalışır. Peygamber Efendimiz böyle bir ahlaka sahip olanları şöyle müjdelemiştir:

“Haklı olduğu halde bile çekişmeyi bırakan kimseye cennetin avlusunda bir köşk verileceğine, yalan söylemekten kaçınan kimseye cennetin ortasında bir köşk takdim edileceğine, ahlâkı güzel olan kimseye de cennetin en güzel yerinde bir köşk sunulacağına ben kefilim." (Ebû Dâvud, Edeb, 7).

Demek ki insanın güzel geçimli olması, tartışmaması, nefsini savunmaması, güzel ahlaklı ve uzlaşmacı olması, cennet nimetlerine nail olmasına vesile olmaktadır. Güzel ahlaklı olmak için çaba göstermek, nefsini ayakları altına almak, dinimizde ibadet etmek gibi insanı kemale eriştiren bir ameldir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki:

"Mîzana konan ameller arasında güzel ahlâktan daha ağır gelecek hiç bir şey yoktur. İnsan güzel ahlâkı sayesinde, oruç tutup namaz kılan kimseler derecesine yükselir." (Tirmizî, Birr, 62 )

İşte hakiki dindar bir insan, hemen değilse bile biraz nefsiyle mücadele ederek bu güzel müjdelere nail olmaya çalışır. Bu sebeple evliliklerimizde samimi imanlı kişileri tercih edersek, zaman içinde mutlaka mutluluğa kavuşuruz. Eğer imanında samimi olmayan, dış görünüşüyle kandıran biriyle evlenmişsek de biz niyetimizle sevaba kavuşuruz. Bazı ahlaki problemleri olsa da eşimize sabredersek bu sabır sayesinde hakiki saadete ahirette kavuşabiliriz.

Rabbimiz hepimize iki cihan saadeti nasip eylesin. Amin.


Sayı : 67
Büyük Kapak