“Seyda Hz. Daima Allah'ın Rahmetini Hatırlatıyor”

Sayı : 56 / Ekim 2016, Konu Başlığı : Söyleşi

Seyda Muhammed Konyevi Hazretlerini ilk gördüğünüz zamanı ve tevbe alışınızı anlatır mısınız? Neler hissettiniz? Konya’ya, külliyeye, dergahlara gidişinizin sizin için mana ve önemi nedir? Manevi açıdan sizi nasıl etkiliyor?

Zeynep Akarsu:
Seyda hazretlerinden tevbe aldığımda çok gençtim, 22 yaşındaydım. Tasavvuf yolunu pek bilmiyordum. Yani “Eskiden mübarek zatlar vardı ama şimdi öyle kimse yaşamıyor,” zannediyordum.

İlk olarak sofi kardeşlerimiz eşime gelmişler. O da bana anlattı, “Böyle böyle, Zeynep, Konya’da Seyda hazretleri diye bir zat varmış,” diye. Fakat 1996 yılı, o zamanlar tarikatlar hakkında medyada kötü şeyler söyleniyor. O sebeple pek düşünmedim. Sonra o yıl biz memlekete gittik ve bir trafik kazası geçirdik, ölümden döndük, uçurumun kenarından yuvarlanıyorduk neredeyse. Hani derler ya, hayatım film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti diye.

Önceden ben namaz kılıyordum, imanım vardı ama boş bir hayat tabi. Oradan döndükten sonra Seyda hazretlerinin sofileri ile tanıştım. Tevbe aldım, sekiz şartı yerine getirdim.

Sonra dediler ki, “Konya’ya kafile var.” Benim o zaman tesettürüm yoktu. Bir başörtü, bir etek buldum. Anneme telefon ettim, “Anne, Seyda hazretlerine gidiyoruz, Konya’da yaşıyormuş kendisi,” diye anlatıyorum. Annem de namazını kılan biriydi, çok istiyordu benim örtünmemi. Hep dua ederdi, “Allah seni iyi kimselerle karşılaştırsın,” diye. Anne duası almışım demek ki. Derken yola çıktık.

Otobüste hiç gözümü kırpmadım. Konya’ya yaklaştık beni bir ağlama tuttu ama nasıl bir ağlama, hiç durduramıyorlar beni. Sürekli ağlıyorum ve soruyorum kendi kendime, “Neden ağlıyorum acaba ben?” diye. Sonradan anladım ki Allah-u Zülcelâl benim kalbimin menzilini değiştiriyormuş, o tarafa doğru yöneltiyormuş.

Bir de ben daha Seyda hazretlerini görmeden önce rüyamda Yasin okuyor görmüştüm. Konya’ya varınca Seyda hazretlerinin sesini duyunca, o böyle “Ya Rabbi!” dediği anda çok etkilendim, bir ağlamak, bir ağlamak… “Ya Rabbi ben çok pişmanım, bir daha yapmayacağım” diye bir duygu seli içinde, bir muhabbet…

Tasavvuf yoluna girmek hayatınızda neleri değiştirdi? Gerek hayata bakışınızda, gerek yaşantınızda nasıl etki yaptı?

Zeynep Akarsu:
Oraya gitmek benim için bir dönüm noktasıydı. Eşimle ikimiz için bir dönüş oldu. İnsanın eşiyle beraber dönüş yapması çok güzel. Tevbe aldıktan sonra hayatımız çok değişti. Her şeye artık ibretle bakıyorsun, Allah'ın hikmetini görmeye başlıyorsun. Tasavvuf yoluna girdikten sonra insanın düşüncesi değişiyor, bakışı değişiyor. Çocuklarımı yetiştirirken de onları tasavvuf yoluna göre yetiştirmeye çalışıyorum.

Şimdi üniversiteye giden bir oğlum var. O dini konuları araştırıyor, öğreniyor. İslam’dan uzak bir şekilde yetiştirilen gençlerin durumuna bakınca, çocuk yetiştirirken onlara bu düşünceleri öğretmenin önemini daha iyi anlıyorum. Bu zamanda bazı gençler, anne babaları Müslüman olduğu halde ateist sitelerden etkileniyor, ayetleri hadisleri inkar ediyor. Böyle gençlerle de karşılaştık. Bir annenin çocuklarını maneviyatlı yetiştirmesi çok önemli, bunu anlıyorum. Tasavvuf bize Allah'ın yolunda nasıl ilerlememiz gerektiğini öğretiyor.

Seyda hazretlerinin sizi en çok etkileyen sözü ve hali nedir?

Zeynep Akarsu:
Seyda hazretlerinin en çok aklımda kalan sözü şudur: “Allah'ın rahmeti, merhameti çok büyük, ben ömrüm yettiğince Allah'ın merhametinden bahsedeceğim,” buyuruyor. Bütün sohbetleri çok güzel ama bu beni çok etkiliyor. Çünkü gerçekten Allah'ın rahmeti gazabını geçmiştir ve Allah dostu bunu biliyor; bu sebeple sohbetlerinde cehennem azabından bahsetse bile hemen yine “tevbe” diyor, “Allah'ın rahmeti,” diyor. Değil mi, hemen bütün sohbetlerinde Allah'ın rahmetini hatırlatıyor bize.
Seyda hazretlerinin ziyaretleri çok tesirli oluyor. Çünkü Konya’ya gittiğimiz zaman, bir Allah dostuna, Peygamber varisine gitmiş oluyoruz. Peygamber efendimizin sünnetini ve hallerini yaşayan bir zatın ziyaretine gitmiş oluyoruz.
Bizim gitmemize şaşıranlar oluyor. “Nereden biliyorsunuz Allah dostu olduğunu?” diyorlar. Bu zamanda tabi Allah yolundan saptıranlar olduğu için, insanlar şüphe duyuyor.

Ama Seyda hazretlerinin ve ailesinin hayatına baktığınız zaman görüyorsunuz, tamamen insanların kurtuluşu için, İslam hizmetine adanmış bir hayat yaşıyorlar. Hafta sonunda yüzlerce insan geliyor, o kadar insanı sabırla karşılamaları, insanlar kurtulsun diye çabalamaları bize gösteriyor zaten Allah yolunda olduğunu.

Allah yolunda hizmet çok önemli. Seyda hazretleri sohbetlerinde daima anlatıyor. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, “Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder kötülüğe engel olursunuz, ya da Allah, yakında umumi bir bela verir. O zaman dua edersiniz fakat duanız kabul edilmez" (Ebû Dâvûd, Melâhim, 16;)

Bundan anlıyoruz ki, demek ki her mümin Allah'ın kelamını anlatmalı, maddi manevi insanlara menfaatli olmalıdır. Yoksa Allah'ın gazabı gelebiliyor ve dua etsek de dualarımız kabul olmuyor. Zaten mübareklerin dua ve himmetleri de en çok hizmet edenlerin üzerine geliyor. Gençler arasında inşaallah hizmet daha da artar.

Sofi kardeşliğinin sizin için anlamı ve önemi nedir?

Zeynep akarsu:
Bilhassa ilk sofi olduğumuz zaman, içimde çok büyük bir coşku, çok büyük bir muhabbet var. Bilmediğin şeyleri öğreniyorsun ve, “Bunları insanlara anlatmam lazım,” diyorsun ve bazı akrabalarımız da Allah'a hamdolsun sofi oldular. Komşularımızdan da sofi olanlar var.

Hiç unutmuyorum daha yeni taşınmıştım. Temizlik yapıyorum, tülleri ütülüyorum, bir sürü işim var. Birden içimden geldi, “Karşı komşuya git,” diye. Önce “Bu kadar işi bırakıp nasıl gideyim,” dedim. Ama tekrar geldi, tekrar geldi. En sonunda “Bu işte bir iş var,” dedim, gittim.

Komşumuzla biraz tanışıklığımız var ama meğerse ona da misafir gelmiş. Tanıştık ve Allah dostlarından bahsettik ve oradaki kişilerin tevbesine vesile olmak nasip oldu. Bir anda böyle bir gelişme oldu.

Demek ki onların nasibi varmış. Öyleyse elimize bir fırsat geçtiğinde ihmal etmemek lazım, insanları tevbeye davet etmek lazım. Eğer sen bir kişinin tevbe etmesine vesile olursan, o da başkasına vesile olursa, o da başkasına ve onların hepsinin işlediği ibadetler, taatler ve zikirler bizim amel defterimize de yazılacak, inşaallah. Zaten tasavvufun ilk amacı tevbe etmektir ve insanların tevbesine vesile olmaktır.

Çok şükür birçok kişilerin bu yola girip tamamen değiştiğini, eski hallerinden kurtulduğunu görmek nasip oldu. Hatta beyim bir keresinde alkole çok düşkün birisini anlattı. O kadar bağımlı olmuş ki, otobüste giderken bile şişesi yanındaymış. AMATEM’de yatmış, tedavi görmüş ama yine başlamış. O kişi Seyda hazretlerinden tevbe aldıktan sonra tamamen kurtuldu.

Mübareklerin her hali bambaşka. Bir şey anlatmak istiyorum. Yeni tevbe aldığımız zamandı. Beyimde çok büyük bir muhabbet oldu. Adeta dünya ile ilişkiyi kesti. Çalışmıyor, işe gitmiyor, devamlı Konya’ya gidiyor. Tabi çocuklar küçük, ihtiyaçları var. Ama bir yerden borç buluyor, her hafta Konya’ya gidiyor. Kendi kendime diyorum ki “İyi güzel de, bizim halimiz ne olacak?” Ona bir şey diyemiyorum ama.

Bir gün yine geldi, kapının eşiğinden, içeriye bile girmeden; “Ben Konya’ya gidiyorum” dedi. Kendi kendime bir şey diyeyim diye içimden geçirdim ama vazgeçtim. Sonra Allah'a dua ettim, “Ya Rabbi, ne olur benim durumum hakkında Seyda’m ona bir şey desin,” diye.

O hafta sonu beyim Konya’ya gittiğinde Seyda hazretlerinin huzuruna gitmiş. O zaman fazla kalabalık olmuyordu, direk konuşabiliyorlardı. “Seyda’m benim ahiretim için dua edin,” demiş.

Mübarek demiş ki, “Kurban, sen şimdi evine git. Çoluğunu çocuğunu mağdur etme. Allah sana hayırlı bir iş versin, işinde çalış.”

Beyim geldi, “Biliyor musun, Seydam böyle böyle dedi,” diye anlattı. Gerçekten de işe girdi, çalışmaya başladı. Böylece Seyda’m sayesinde dengeyi kurdu, Allah'a hamd olsun.


Sayı : 56
Büyük Kapak