İslam İşbirliği Teşkilatının 13. Zirvesi Toplandı

Sayı : 51 / Mayıs 2016, Konu Başlığı : Medya Gündem

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)’na üye ülkelerin devlet ve hükümet başkanları ile dış işleri bakanlarının katıldığı 13. İslam Zirvesi İstanbul Kongre Merkezi'nde yapıldı. “Adalet ve Barış İçin Birlik ve Dayanışma” teması ile düzenlenen ve iki gün süren zirveye aralarında Irak, İran, Katar, Suudi Arabistan ve Azerbaycan devlet başkanlarının bulunduğu 56 İslam ülkesinden üst düzey temsilciler katıldı.

İslam Zirvesi, İİT’nin, Genel Sekreterlik ve Dışişleri Bakanları Konseyi ile birlikte temel kurumlarından biri. Bu özelliğinden ötürü de teşkilatın en yüksek karar alma organı sayılıyor. Yani zirvede alınan kararlar örgütün tüm politikasını belirliyor.

İİT Genel Sekreteri İyad Emin Medeni: "Bu zirve, 30'dan fazla devlet ve hükümet başkanının katıldığı bir zirve olması itibarıyla rekor bir sayı yakalandı. Bununla ülkelerin teşkilata verdiği önemi görmüş oluyoruz. Zirvenin gelmesini dört gözle bekliyoruz çok umutluyuz. Bu zirve çok farklı olacak." şeklinde konuştu.

Zirvenin eylem planında 18'i öncelikli olmak üzere barış, güvenlik, Filistin ve Kudüs meselesi, yoksullukla mücadele, terör ve aşırıcılıkla mücadele, yatırım ve finans, bilim ve teknoloji, iklim değişikliği ve sürdürebilirlik, dinler arası uyum, ortak İslami insani eylem, iyi yönetişim ve insan hakları konularına ilişkin 107 hedef yer alıyor.

İslam İşbirliği Teşkilatı, Mescid-i Aksa’nın 22 Ağustos 1969’da fanatik bir Yahudi veya Hıristiyan saldırgan tarafından kundaklanması sonucu Suudi Arabistan ile Fas’ın çağrısıyla Rabat’ta, gerçekleştirilen toplantı ile doğdu. Kurulduğunda İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) olan adı 2010 yılında İslam İşbirliği Teşkilatı’na dönüştü.

İİT, uluslararası alanda, Birleşmiş Milletler’den sonra en çok üyesi olan bir kuruluş olmakla birlikte ne yazık ki yeterince etkili olamadı. Bunda İslam ülkelerinin liderlerinin örgütü etkin bir şekilde faaliyete geçirecek bir zihniyete sahip olmamasının önemli bir rolü vardı.

Laiklik anlayışı yüzünden Türkiye çok uzun süre teşkilata düşük seviyede katılım gösterdi ve faaliyetlerine aktif katılım göstermekten uzak durdu. AK parti iktidarıyla birlikte teşkilatın genel sekreterliğine Türkiye’den Ekmeleddin İhsanoğlu seçilmişti. Ancak teşkilat üye ülkeler arasında aktif bir işbirliği gerçekleştirebilecek birlik ruhuna ve dinamizme kavuşmuş sayılmaz.

Son zamanlarda birçok batılı kurum, terör örgütleriyle mücadele, mülteci akını ve Suriye krizi gibi sorunlar nedeniyle İslam İşbirliği teşkilatıyla daha fazla ilişki kurma eğiliminde. Bu da daha önceleri engellenen ve sabote edilen İslam birliğinin sağlanması için bir fırsat doğurdu.

Açılış Konuşmalarında Birlik Mesajı

İslam Zirvesi’nin açılış konuşmasını Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptı. İran Cumhurbaşkanı Ruhani ve Suudi Arabistan Kralı Selman’ın da bulunduğu liderlere hitap eden Erdoğan, ‘mezhepçilik fitnedir’ diye seslenirken, Müslümanlığı ön plana çıkararak birlik olma çağrısı yaptı.

Misafirlerine katılımlarından dolayı teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvede alınan kararların İslam alemine hayırlı olmasını diledi. “Bu zirveden en büyük beklentimiz tüm dünyadaki tüm Müslümanlara İslam ülkelerinin birlik ve beraberlik içerisinde oldukları mesajı verebilmektir. Hedefimiz Tüm İslam âleminin geleceğe umutla bakmasını sağlamaktır. İnşallah bu zirve hepimiz için yeni bir dönemin başlamasına vesile olur. Bu zirve ile akan kanı ve gözyaşını bir nebze de olsa azaltma niyetindeyiz” dedi.

Genel Sekreter İyad Medeni de örgüt içindeki kavgaların örgütün kapasitesini düşürdüğünü söyleyerek uzlaşma yoluna gidilmesi konusunda uyarı yaptı.

İslam Coğrafyasının her köşesinin krizlerle boğuştuğu bir dönemde İstanbul’un ev sahipliği yaptığı tarihi zirvenin terör, iç savaş ve Müslüman ülkeler arasındaki gerilimlere karşı bir yumuşama iklimine vesile olması ümit ediliyor. Zirvede Suriye meselesinde inisiyatif geliştirilmesi, İran-Suudi Arabistan geriliminin yumuşatılması, Türkiye-Mısır arasındaki soğuk rüzgarların etkisinin hafifletilmesi yönünde beklentiler var.

İslam ülkeleri arasındaki ilişkilerin yeniden onarılması için bir fırsat olarak görülen zirve öncesinde Suudi Arabistan Kralı Selman’ın Türkiye-Mısır ilişkilerinin düzelmesi için birkaç gün önce Mısır ziyaretinde aktif girişimde bulunduğu belirtiliyor.

Mısır’da Sisi’nin seçilmiş devlet başkanı Mursi’ye darbe yapmasının ardından Türkiye ile Mısır ilişkilerinde soğuk rüzgarlar esmişti. Erdoğan, Zirve evsahipliğini daha önceki ev sahibi Mısır’dan devralması münasebetiyle bir teşekkür cümlesi kurdu. Mısır dış işleri bakanı da bu toplantı münasebetiyle uzun bir aradan sonra ilk kez Türkiye’ye geldi. Ancak devir teslimden sonra toplantılara katılmayıp ülkesine geri döndü.

Toplantıların sonuç bildirgesinde, Filistin halkıyla dayanışmaya vurgu yapılarak, “Filistinli kardeşlerimizin göstermekte olduğu onurlu direnişe İslam dünyası olarak verdiğimiz desteğin bir kez daha en üst düzeyde ispatıdır, en üst düzeyde ifadesidir. Filistinli kardeşlerimizi bugüne kadar asla yalnız bırakmadık. İnşallah hiçbir zaman da yalnız bırakmayacağız.” Denildi.

Bildiride ayrıca, “İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletleri, uluslararası ilişkilerdeki gerilimin azaltılmasına ve süregelen sorunların çözümüne yönelik çeşitli istişare mekanizmaları oluşturmak, diplomatik misyonların imkanlarından faydalanmak, parlamentolar arası diyalog, hükümet dışı örgütler ve güven artırıcı önlemler geliştirmek suretiyle çözümlemeye yönelik somut adımlar atarak, İslami yakınlaşma inisiyatifinin hayata geçirilmesine katkı sağlamaya davet ederiz" ifadeleri kullanıldı.

İstanbul Zirvesi'nin ve Türkiye’nin dönem başkanlığının teşkilat adına daha dinamik bir dönemin başlamasına ve İİT'nin etkin bir güce dönüşmesine vesile olmasını temenni ediyoruz.


Sayı : 51
Büyük Kapak