İslam’a Göre Aile İçi İletişim

Sayı : 64 / Haziran 2017, Konu Başlığı : Saadethane

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bir bayram günü, bayram hutbesinden sonra kadınlar cemaatinin yanına geldi ve onlara kendilerini ilgilendiren hususlarda ikazda bulunarak vaaz etti. Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam hanımlara:

“Ey kadınlar topluluğu, sadaka veriniz. Ben cehennem halkının çoğunun sizden oluştuğunu gördüm” buyurdu.

Oradaki kadınlar arasında bulunan Esma bint Yezid radıyallahu anhâ, kadınlara sözcülük etmek ve Peygamberimizin bu ikazdan maksadını tam anlamak gayesiyle;

- Neden (cehenneme müstehak oluyoruz,) Ya Rasulallah? Diye sordu.

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem kadınları sıkça yaptığı hata konusunda şöyle uyardı:

“Çünkü çokça lanet eder ve kocalarına karşı nankörlük ederler.” (Buhari, Hayz 6, Müslim, İman 132)

Bu vaazdan sonra sahabe hanımların ziynetlerinden verdiği sadakaları Bilal-i Habeşi radıyallahu anhın topladığı bildirilmiştir.

Bu hadis-i şerifte Allah Resulü aleyhisselatu vesselam, karı kocaların arasındaki konuşma üslubunun insanı cehennemlik edecek kadar büyük günahlardan olabildiğini dile getirmiştir.

Ne yazık ki çoğu zaman insanlar, bilhassa hanımlar, kocalarıyla konuşmalarının bir amel olarak bu kadar öneme sahip olduğunu düşünmezler. Halbuki hadis-i şerif bize dil ile söylenip geçilen sözlerin vebalinin ne kadar ağır olabileceğini haber vermektedir.

Malumdur ki, insanın mutluluğu ve mutsuzluğunu en fazla etkileyen, devamlı birlikte zaman geçirdiği ailesiyle olan münasebetine bağlıdır. Nitekim kadınlar bu gerçeği çok iyi bilirler. Bir kadın, kocası tarafından sevilmeyi, onun yanında değerli olmayı çok önemser. Bir erkek de aynı şekilde ve hatta çok daha fazla hanımının saygısını kazanmayı önemser.

Ancak genellikle erkekler duygularını ve kırgınlıklarını kadınlar kadar ifade etmezler. Bunun hem kadın ve erkeklerin beyin yapılarından kaynaklanan biyolojik kökenleri vardır hem de kültürden kaynaklanan kökenleri vardır.

Erkek Beyni ile Kadın Beyni Arasındaki Farklar

Erkek beyninde, beynin sağ ve sol yarımküreleri arasındaki bilgi akışını sağlayan kısım kadınlarınkine göre daha küçük, kadınlarda daha büyük ve aktif imiş. Kadınların ayrıca işitme duyusu, empati kurma yeteneği, sezgi kabiliyeti de daha yüksek. Erkek beyninde mühendislik kabiliyeti daha fazlayken kadınların dil kabiliyetinin daha yüksek olmasının sebebinin bu gibi farklardan kaynaklandığı anlaşılıyor.

Ayrıca kadınlarda bulunan annelik hormonları paylaşma, iletişim kurmaya daha fazla ihtiyaç duymasına sebep oluyor. Erkekler ise hem yaratılış olarak hem de toplumdan gelen, “Erkekler ağlamaz,” gibi yönlendirmelerle derdini ifade edemiyor.

Allah-u Zülcelâl kadına, duygularını daha kolay dile getirme ve iletişim yeteneklerini daha etkili kullanma kabiliyeti vermiş. Bu aile içinde bol bol iletişim kurmak zorunda olan, ihtiyaçlarını kocasından istemek zorunda olan kadına adeta Allah'ın bir rahmeti. Ama bazen kadınlar nefse uyarak bu rahmeti zahmete dönüştürebiliyor, duygularını sürekli dile getirerek kocasını suçlayıp duruyor.

Zaten kadınlar hassas yapıları sebebiyle en ufak bir eksiklikten kolayca rahatsız olabildiği için sık sık kendini kötü hissedebiliyor. Bunun da acısını kocasından çıkarabiliyor. Sanki erkekler dünyada her sorunu çözmek ve hanımlarını çok iyi hissettirmekten sorumlu imişler gibi davranabiliyorlar.

Halbuki dünyada ve ahirette herkes kendi saadetinden önce kendisi mesuldür. İnsan biraz şükretmeyi bilmeli, kendi saadetini kendisi inşa etmek için elinden gelen çabayı göstermelidir.

Ayrıca erkekler her ne kadar güçlü görünmek için duygularını ifade etmeseler de, onların da çabalarına karşı sürekli suçlanmaları yüzünden kırgınlık hissettiklerini anlamak gerekir.

Burada erkeklerin dikkat etmesi gereken konu da şudur: Kadınlar genellikle erkeklerin duygusuz ve umursamaz olduğunu zannederek ne kadar incindiklerini sürekli hatırlatıp durma ihtiyacı hissetmektedir. Aslında erkekler biraz olsun hanımları anladıklarını, onlar için üzüldüklerini ifade etseler hanımlarının gönlünü alıp onları rahatlatabilir ve dillerinden kurtulabilirler.

Çoğu zaman erkekler iyi bir dinleyici değildir, kadınların söylemeye çalıştıkları şeyleri önemsemezler, ilgisiz davranarak olayları ört bas etmeyi tercih ederler. Çünkü erkekler geçmişi bırakıp hep geleceğe bakma eğilimindedirler.

Oysa kadınlar geçmişte olup bitenleri unutamazlar. Ayrıca bunların yok sayılmasını kendilerine karşı haksızlık olarak görürler. Haksızlığı sineye çektikçe devamının gelmesinden endişe ederler. Bu noktada kadının endişelerini giderecek şekilde onun duygularına önem verildiği hissettirilebilirse kadın da geçmişi geçmişte bırakabilecektir.

Elbette bunun için kadının da kendi duygularını ifade etmekte kullandığı üsluba dikkat etmesi gerekir. Erkeklerin yaratılış olarak evde eşinden ve çocuklarından saygı görme ihtiyacı hissettiği malumdur. Bir yerde erkeğin cesaretini, öz güvenini ve hayatta mücadele gücünü besleyen de evde gördüğü saygıdır. Bu sebeple erkek saygın mevkiini kaybetmeyi kabullenemez. Kadının bu gerçeği göz önünde bulundurarak erkeğin şahsiyetini rencide edercesine sözler kullanmamaya çok itina göstermesi gerekir.

Kadınlara Yakışan Üslup

Erkekler saygı konusunda hassas oldukları için kadının en ufak bir sözünü veya ses tonunu, beden dilini saygısızlık olarak telakki edebilir. Hatta kadının kendince iyi niyetli olarak söylediği akıl verircesine sözlerinden bile hoşlanmaz, kendini aşağılanmış hissedebilir.

Son zamanlarda ailelerde yaşanan acı hadiselerin önemli bir sebebi, saygı kültürümüzü kaybetmemizdir. Bunun önemli sebeplerinden biri, medyada, televizyon dizilerinde sergilenen ilişkilerdeki üsluptur.

Bu kötü örneklerde kadınlar erkeklere karşı, halkımız arasında “şirret,” diye tabir edilen seviyesiz bir konuşma tarzı ortaya koymaktadır. Elbette bu müslüman bir hanımefendiye yakışan bir üslup değildir. Zaten akıllı bir kadın da böyle kötü bir iletişim tarzıyla kocasının gönlündeki yerini kaybetmez.

Bazı kişilerin iletişim bozukluklarının nedeni ise kendi ailesinde gördüğü kötü örnektir. Biraz dikkat ederseniz anne babası kavgacı, tartışmacı olan kişilerin aynı kötü adeti kendi evliliklerine de taşıdıkları görülür.

İnsan ister istemez ailesinden örnek alarak huy ve adetler edinir. Ama bizler huylarımızı Peygamber aleyhisselatu vesselamın ve ailesinin güzel ahlakını öğrenip uygulayarak düzeltebiliriz.

Bazen de kadının kocasına karşı saygısızlık etmesinin nedeni, erkeğin kendini saydıramamış olmasıdır. “Saygıdeğer” bir insan olmanın elbette bazı kuralları vardır. Her şeyden önce bir erkek kötü alışkanlıklardan, çirkin ve ayıplanan hallerden kendini sakınmalı, güvenilen, itibarlı bir adam olmaya çalışmalıdır. Buna dikkat etmeyen bir erkeğin şiddet yoluyla kendini saydırmaya çalışması beyhudedir.

Bunun yanında bir aile reisi, ailesine karşı meşru olan nafaka ve benzeri sorumluluklarını yerine getirmeli, evine düzenli gelmeli, çocuklarının terbiyesi ve okul durumlarıyla ilgilenmeli, hanımını sorunlarla baş başa terk etmemelidir.

Hiçbir işe yaramayan, kendisinden bir şey beklendiğinde hep hayal kırıklığına uğratan bir erkek zaman içinde evdeki mevkiini kaybeder. Bir kadın sürekli kocasının boşluğunu kendisi doldurmak ve sorunları tek başına çözmek zorunda kalırsa zamanla kocasını işe yaramazın teki olarak görecek ve saygı duymayacaktır.

Elbette bütün bu konularda üzerine düşeni yapan bir kocanın elbette evinde saygı görme hakkı vardır. Bir hanım kocasından gördüğü bu iyiliklere karşı onu mutlu hissettirmeye çalışmalıdır. Ailesi için çalışıp didinirken katlandığı sıkıntılardan sonra evde kendisini değerli hissetmek elbette bir kocanın hakkıdır.

Rabbimiz, erkeklerin evde aile reisi olduğunu şöyle ortaya koymaktadır:

"Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasına bağlı olarak ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler, kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar…” (Nisa, 34)

Erkeklerin mevkiine saygı duymak kadına bir şey kaybettirmez aksine hem ailede huzur ve hem sevgi ve muhabbet hem de Allah'ın rızasını kazandırır. Kadının yüz güzelliği elbette bir gün olur solar ama dili tatlı olup kocasının gönlünü kazanmışsa o evlilikte saadet kalıcı olur.

Müslümanca Bir Konuşma Adabı

Tatlı dilli, nazik ve gönül alıcı olmak kadın erkek her müslüman için fazilettir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin, cahil ve kendisine karşı büyük hatalar işleyen kişilere karşı dahi hiçbir zaman kötü söz söylemediği bilinir.

O aleyhisselatu vesselam, en kızgın olduğu anlarda dahi kendini tutmuştur, hatta öfkesini tutması yüzünün kızarmasından ve alnındaki damarın kabarmasından anlaşılmıştır. Buna rağmen ağzından kötü bir söz çıkmamıştır.

Esasen bir mümin kardeşinin şahsiyetini rencide edecek sözler sarf etmek kadın olsun erkek olsun hiçbir müslümana yakışmaz. Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem:

"Müslümana sövmek (küfür ve hakaret etmek) fâsıklık, onunla savaşmak küfürdür." (Buhârî, Îmân 36, Edeb 44, Fiten 8; Müslim, Îmân 116) buyurmuştur.

Fasıklık büyük günah işlemek ve hak yoldan sapmak demektir. Bu da dil ile işlenen kabahatleri küçük görmememiz gerektiğini anlatmaktadır. Rasulullah aleyhisselatu vesselam buyuruyor:

“Muhakkak ki Yüce Allah, kötü sözlü ve kaba davranana buğz eder.” (Buhari, Kitabu'l-Edeb, 313)

Her insan saygı görmek ister, bilhassa ailesinin yükünü omuzlamış, canının istediği gibi yaşayıp gitmek varken ailesine bağlanmış ve onlar için fedakârlık yapan bir koca elbette karısından saygı görmek ister. Ancak bu erkekler istediği gibi küfredebilir, hakaret edebilir demek değildir. Erkekler de hanımlarına karşı kötü söz, hakaret, küfür ve benzeri şahsiyeti rencide eden sözler söylemekten kaçınmalıdır.

Bunlar hem kul hakkıdır hem de birçok zaman böyle kötü davranışlar muhatabın ahlakını bozar. Çünkü insanoğlu zayıftır, hele kadınlar daha zayıftır. Rencide edici sözler bir kadının yüreğini yakınca o da intikam almaya kalkışabilir.

“Kadınlarımızın bizim üzerimizdeki hakkı nedir?” diye soran bir sahabeye Peygamber aleyhisselatu vesselam şöyle buyurmuştur:

“Yediğiniz ölçüde yedirmek, giydiğiniz seviyede giydirmek, yüzlerine vurmamak, yaptıkları işin ve kendilerinin çirkin olduğunu söylememek, onları yataklarında yalnız bırakmak gerekirse, bu işi sadece evde yapmaktır.” (Ebû Dâvûd, Radâ` 41. Ayrıca bk. İbni Mâce, Nikâh 3)

Kadını ve erkeği Yaratan Rabbimiz, onların en hassas oldukları noktayı da iyi bilmektedir. Bir erkeğin hanımına çirkin olduğunu söylemesi o hanımı son derece incitir. Bu durumda o kadın da erkeğinde gördüğü her hangi bir noksanlığı söyleyip onu incitmeye çalışabilir. Bu şekilde ailede ne saygı kalır ne sevgi, ne huzur, ne mutluluk…

Sözün kısası her şeyden önce karı kocanın birbirine dost olması gerekir. Bunun da şartı gönül kazanmaktır.


Sayı : 64
Büyük Kapak