İslam’a Göre Ergenlik Çağı

Sayı : 70 / Aralık 2017, Konu Başlığı : Çocuk Eğitimi

Ergenlik çağı, çocukluk çağı ile gençlik çağı arasındaki geçiş dönemidir. Bir geçiş dönemi olması sebebiyle özel hassasiyet gerektiren bir dönemdir. İslam dini de ergenlik çağına önem vermiştir.

İslam dinine göre çocuklar Allah'ın katında yaptıklarından sorumlu tutulmazlar. İnsanların Allah katında sorumlu olması, büluğa ermesiyle başlar.

İslam'da büluğ çağına eren çocuklar, artık çocukluktan çıkar, mükellef olurlar. Mükellef, haramlardan sakınmaktan, ibadetleri yerine getirmekten sorumlu tutulan demektir.

Ergenlik çağından itibaren akli dengesi yerinde olan her insan, yapması gereken amelleri yerine getirmekten ve işlediği günahlardan sorumlu tutulur. Bu gerçek, çocuklarımızı ergenlik çağına doğru bu sorumluluğa hazırlamamız gerektiğine işaret etmektedir. Öyleyse şunu diyebiliriz: “İslam’a göre ergenlik çağındaki bir çocuk artık çocuk değil, yetişkin hükmündedir.”

İslam’ın ergenlik çağına bakışı, çocuklarımızı küçük görmemeyi gerektirmektedir. İslam dini temyiz çağından itibaren çocuklarımızı ileride sorumlu tutulacağı amellere alıştırmayı ve günahlardan sakınma bilincini kazandırmayı emretmektedir.

Temyiz, “ayırt etme yeteneği” demektir. Ekseriyetle çocukların yedi yaşında temyiz çağına girdiği kabul edilir. Çocuklara doğruyu yanlışı öğretme ve ibadetlere alıştırma yaşıdır. Peygamber efendimiz bazı hadislerinde yedi, bazı hadislerinde ise on yaşından itibaren çocukların yataklarını ayırmayı emretmiştir. Bu yaşlar artık dini hüküm ve kuralları anlamaya başladıkları bir dönemdir.

Çocuklar iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı ayırt edebilecek çağa gelince yavaş yavaş ona “Bu günahtır. Bu sevaptır,” diye öğretip, alıştırmak gerekir. Çocukların eğitiminde en güzel metod, zaten fıtratlarında bulunan hayâ duygusunu geliştirmektir.

Hayâ duygusu insanın çocukluğunda bulunan fıtri bir duygudur. Ancak insanın fıtratındaki diğer güzel duygular gibi hayâ duygusunun da maneviyat ile beslenip kuvvetlendirilmesi gerekir. Eğer çocuklara hayâ duygusunu geliştirecek mahremiyet ve edep eğitimi verilmezse bu duygu körelerek, yok olur.

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Aranızdaki çocuklar ergenlik çağına girdikleri zaman da, öteki yetişkinlerin yaptığı gibi, (evinize yahut belirtilen vakitlerde odanıza girmek istediklerinde, her defasında) sizden izin istesinler. Allah ayetlerini size işte böyle açıklamaktadır; çünkü O doğru hüküm ve hikmetle buyuran mutlak ve sınırsız bilgi Sahibidir!”(Nur; 59)

Bu ayet-i kerime, çocukların ergenlik çağına doğru artık mahremiyet konularını kavraması gerektiğine işaret etmektedir.

Ergen, Nefsini Zapt Edebilmeli

İnsanı yoktan var eden ve ona çeşitli duygular veren Rabbimiz, aynı zamanda duygularına hâkim olma yeteneği de vermiştir. Ancak bu yeteneğin eğitimle geliştirilmesi gerekmektedir.

İnsanın nefsi hiçbir manevi eğitim görmezse arzu ettiği şeyleri hemen elde etmek ister. Bununla birlikte Allah-u Zülcelâl insana akıl vermiştir ki, tabi duygularını insana yakışan bir hukuk ve ahlak kuralları çerçevesinde tatmin etsin. Bunun için ise, insanın uygun zaman gelinceye kadar biraz sabırlı olması ve duygularını kontrol etmesi gerekmektedir.

Gençlik çağında duyguların kontrolü çok da kolay değildir. Çünkü gençlik döneminde beyin fonksiyonları kişiyi heyecan ve haz veren eylemlere düşkün olacağı şekilde etkilemektedir. Bu sebeple eğer kendini sakınmazsa bir gencin fuhşiyata düşmesi çok kolay olur. Çünkü gençlik çağında insanın bedenî kuvveti zirvededir. Bu sebeple Allah-u Zülcelâl’in koruma kalkanı içinde olmaya çok dikkat etmek gerekir.

Kuran-ı Kerim’de Allah-u Zülcelâl, insanda bulunan şehvet duygusu sebebiyle zinaya sürüklenmenin çok kolay olduğuna işaret ederek, “Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” (İsra, 32) buyuruyor.

Ayette zina yapmayın değil de “yaklaşmayın” buyrulmuş olması, eğer yeterince uzak durulmazsa zinaya düşmenin kolay olacağını anlatmaktadır.

Ne yazık ki zamanımızda içinde yaşadığımız okul, iş yeri ve benzeri sosyal ortamlar gençlerimizi nefislerinin şerrinden koruyacak şekilde düzenlenmiş değildir. Tam aksine günahlara sürükleyecek her türlü manzaranın bulunduğu bu ortamlar, ergenlik çağındaki gençlerin günahtan sakınmasını zorlaştırmaktadır. Üstelik medya yoluyla gençler arasına yaygınlaştırılan moda akımlar da günahı masum göstermeyi hedeflemektedir.

Zamanımızda zinaya ve zinaya götüren beraberliklere, arkadaşlık, flört, birlikte yaşamak, gibi isimler verilerek masum gösterilmeye çalışılmaktadır. Ancak ismi değişse de işlenen fiilin günahı ve azabı değişmemektedir.

Ergenlik çağındaki gençlerimizin hayâ duygusunu geliştirecek en temel manevi eğitim, her konuda olduğu gibi öncelikle imandır. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, “Hayâ imandandır.” (Müslim, İman, 59) buyurarak iman ile hayâ arasındaki sıkı bağa dikkat çekmiştir.

Biz de yüksek ahlaka sahip çocuklar yetiştirmek istiyorsak ilk alacağımız tedbir, onlara yakîn derecede güçlü bir iman aşılamak olmalıdır.

Bir çocuk, sadece insanlardan utanmakla hakiki bir hayâ sahibi olamaz. Çünkü bu şekildeki yüzeysel utanma duygusu onu insanların görmediği yerde nefsine uymaktan alıkoyamaz. Asıl hayâ, Allah'tan utanarak her nerede olursa olsun kötülük işlememektir.

Hayâ ve Edeb Eğitimi Şart

Hayâ üstün bir şahsiyete yükselmenin anahtarı olduğu gibi, hayâ duygusunu yitirmek de esfel-i safiline yuvarlanmanın ilk basamağıdır. Bir hadis-i şerifte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

“Allah, bir insanı helâk etmek istedi mi, ondan önce hayâyı çeker alır. Hayâsı bir kere gitti mi sen onu artık herkesin nefretini kazanmış bir kimse olarak bulursun. Sonra ondan emanet çekilip alınır, artık güvenilmeyen kimse olarak bilinir.” (İbn Mace, Fiten, 27)

Hayâ duygusunu korumanın bazı uygulamalı yöntemleri de vardır. İslam dinimiz bu hususlarda da tedbirler almıştır. Peygamber efendimiz, insanoğlunu cehenneme götüren günahlardan sakınmak için bazı ikazlarda bulunmuştur. Bunlardan ilki, gözü korumaktır. Dinimizde kasıtlı olmayan ilk bakıştan sonra tekrar bakmak yasaklanmıştır. Efendimiz, Hz. Ali’ye, “Ya Ali! (Harama karşı) bakışa bakış ekleme. Birincisi senin için (vebal yoktur; ama) ikincisi aleyhinedir” (Tirmizi, Edeb 28) buyurmuştur.

İnsanlar arası ilişkiler genellikle bakışmakla, yani göz göze gelmekle başlar. Bundan sonraki adım ise konuşmak, görüşmek ve bir arada zaman geçirmeyi çoğaltmaktır. Bunun neticesinde ise tenha yerde baş başa kalıp daha ileri gitme arzusu alevlenir.

Bizler de hem kız hem erkek çocuklarımızı, karşı cinsle bakışmama, lüzumsuz yere konuşmama, baş başa tenha yerlere gitmeme konusunda bilinçlendirmeliyiz. Elbette kızlarımıza aynı zamanda tesettür ve tesettüre yakışan edebi de kazandırmalıyız.

Peygamber efendimiz "Bir erkekle bir kadın baş başa kaldıklarında, üçüncüleri mutlaka şeytandır."(Buhârî, Nikah, 111-112) buyurarak, tehlikeye dikkat çekmektedir. Her ne niyetle olursa olsun, aralarında akrabalık ve nikâh olmayan bir kadınla bir erkeğin baş başa kalmaları helal değildir. Başlangıçta hiç niyetinde olmasa bile ortam oluşunca günaha sürükleyen davranışlar meydana gelmeye başlar. Çünkü gençlikte nefis kuvvetlidir, akıl ise tecrübeden yoksundur.

Güvenli İnternet Hizmetine Başvurun

Bir diğer tedbir, nefislerini tahrik eden görüntü ve içeriklere sahip medya ile temaslarını azaltmaktır. Bunun için bilhassa evimizdeki internet bağlantısının, zararlı içeriklerden koruyucu filtre ile kontrol altına alınmış olmasına dikkat edilmelidir. Bunun için “Güvenli İnternet Hizmeti,” talep etmek yeterlidir. Güvenli İnternet Hizmeti, ailelerin talebi üzerine sağlanır ve ücretsiz olarak sunulmaktadır.

Çocuklarımızın biyolojik ve psikolojik yapıları gereği merak edip ilgi duyduğu içeriklere karşı iradeli olmasını bekleyemeyiz. Üstelik çocuklarımız hiç istemeseler bile bir müzik veya filmi ararken tahrik edici içeriklerle karşılaşabilmektedir. Elbette nefsinin yeni uyandığı zamanda tahrik edici etkenlere maruz kalınca, karşı cinsle bir arada vakit geçirirken nefsine hakim olması zorlaşacaktır.

Üstelik zamanımızda gençlerimiz, Allah'tan korkmayan, kuldan utanmayan, günaha davet edercesine bir tavır içinde olan akranlarıyla etkileşim içindedir. Bir anne baba olarak çocuklarımızın okullarını seçerken, bu konuları da göz önünde bulundurmalıyız.

Günümüzde birlikte ders çalışma, ders ve faaliyetler hakkında konuşma ve benzeri nedenlerle bir araya gelmeler tehlikenin kapısını aralamaktadır. Çünkü nefis sürekli kendi arzularını elde etmenin peşindedir. Eğer istediğini tam elde edemiyorsa bile ufak bir pay almak için elinden geleni yapar.

Sonunda zinaya götürsün veya götürmesin, namahrem karşı cinsle bakışmak, lüzumsuz bir şekilde ve ölçüsüz bir üslupla konuşmak, baş başa kalmak ve dokunmak, haramdır. Çocuklarımızı mümkün olduğu kadar Kuran kursu ve İmam Hatip veya karma olmayan okullara kaydettirmeliyiz. Bu şekilde günahlardan sakınma hassasiyetini kaybetmelerinin önüne geçmiş oluruz.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: “Şüphesiz Allah, Âdemoğlunu zinaya meyilli olarak yaratmış; payına düşeni yazmıştır. Gözün zinası (namahreme) bakmaktır, dilin zinası (şehveti uyandıracak şekilde) konuşmaktır. Kulakların zinası dinlemek, ellerin zinası (namahremi) tutmaktır. Ayakların zinası (haram için) yürümektir. Ağız da zina eder, onun zinası da öpmektir. Nefis umar ve ister, tenasül uzvu ise zina arzusunu ya gerçekleştirir veya sonuçsuz bırakır.” (Ebu Davud, Nikah 44; Buhari, İsti'zan)

Peygamberimiz, zinaya yaklaştıran bu amellerin her birinin de kendi başına birer günah olduğuna dikkat çekerek sakınmamızı emretmiştir. Bunları gençlerimize öğretmeliyiz. Eğer günahla arasına mesafe koymayı öğretmezsek gençlerimizin sonunda günaha düşmesi kaçınılmaz olur.

Gençler, tabiatları icabı arkadaşlığa düşkündür. Çoğu zaman da arkadaşları onları uygunsuz ortamlara davet eder. Ergenlik çağındaki kız ve erkek çocuklarımıza şunu tembihlemeliyiz: Arkadaş çevren seni günaha sürükleyici tehlikeli ortamlara davet ettiği zaman, şöyle düşün; “Gülüp eğlenerek günah işlemenin sonu ağlayıp inleyerek azap çekmektir. Bunlar benim hakiki arkadaşım olsaydı beni kötülüğe sürüklemezdi. Öyleyse onların arkadaşlığını kaybetmemek adına böyle hallere düşmemeliyim.”

Ergenlik çağının olumlu özellikleri de vardır. Bu çağda beyin hızlı bir gelişme gösterir. Gençler kendilerine güzelce anlatıldığı zaman yasaklanan şeylerdeki kötülük ve çirkinliği anlayabilirler.

Ayrıca gencin vicdanı henüz kirlenmemiştir, saf ve berraktır. Bundan istifade ile onun akıl ve vicdanını geliştirecek şekilde eğitmeliyiz.

Bu zamanın kötü şartlarına bakıp ümitsizliğe düşmemeli, eğitimlerini ihmal etmemeliyiz. Elimizden gelen tedbiri aldıktan sonra çocuklarımızın muhafazası için çok dua etmeli, Allah-u Zülcelâl’den yardım istemeliyiz.


Sayı : 70
Büyük Kapak