Soframızdaki Şifa: Buğday

Sayı : 1 / Mart 2012, Konu Başlığı : Bizim Mutfak

Buğday tahılların şahıdır. Anadolu insanı temel gıda maddesi olan buğday hakkında nice şiirler yazmıştır.
İşi zordur buğdayın. İncecik sapıyla taşımaya çalışır koca yükünü, biri bin olan bereketin simgesidir. Sabırla bekler güneşi, sabırla bekletir onu eken elleri.

Hasat mevsimiyle yolculuğu da başlar buğdayın. Nimetin diğer bir adı olan ekmeğe dönüşümü bambaşka bir görünüme kavuşturur onu. Yemeklerin vazgeçilmez kardeşi olmuştur ekmek.

Ekmeğin şişmanlattığı söylentisi artık geçmişte kalmıştır. Tam buğday şişmanlatmaz, aksine mısır, patates ve pirinçten daha yavaş sindirilir ve daha uzun süre tok tutar. Şişmanlığa ve şeker hastalığına sebep olan beyaz undan yapılan ekmek ve pastalardır.

Ekmeği kepeğiyle yemek aynı zamanda sünnettir. Peygamber efendimiz (sav) ekmek yapmak için un eleyen dadısı Ümmü Eymen’e “Şu eleyip ayırdığın kepeği tekrar una karıştır, sonra hamur yap!” (İbn-i Mâce, Et’ime, 44) buyurmuştur.

Tam buğday vitamin ve mineral açısından oldukça zengin bir besindir. İçerisinde lif, folik asit, E vitamini, B2 ve B6 vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, fosfor, biraz yağ, protein, potasyum, demir, çinko besin değeri yüksek maddeler bulundurur.

İçinde bulundurduğu folik asit kansızlığa iyi geldiği gibi gebelikte kullanılması çok önemli olan bir besin değeridir. Folik asit gebelikte oluşabilecek gelişim bozukluklarını engeller. Yine buğdayda bulunan magnezyum kanın pıhtılaşmasını önler ve kalp ritmini düzenler.


Sayı : 1
Büyük Kapak