Soma’dan Acı Haber: Maden Faciası

Sayı : 28 / Haziran 2014, Konu Başlığı : Manevi Gündem

Manisa Soma'da özel bir şirkete ait kömür ocağında kömür kızışması nedeniyle yangın çıktı. Yangın, işçileri tam vardiya değişimi sırasında yakaladı. Kapıya yakın olanlar kaçarken yüzlerce işçi mahsur kaldı. Patlamadan dolayı elektrikler de kesildiği için asansör çalıştırılamadı. Bu da işçilerin tahliyesini yavaşlattı. Yangın nedeniyle oluşan karbon monoksit, kazayı bir faciaya dönüştürdü. 300’den fazla madencimiz hayatını kaybetti.

3 Günlük Yas İlan Edildi

Başbakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Manisa'nın Soma ilçesinde yaşanan ve aziz milletimizi hüzne boğan maden faciası nedeniyle 13 Mayıs 2014 tarihinden itibaren ülkemizde üç günlük yas ilan edilmiştir. Yas alameti olarak bugün tüm yurtta ve dış temsilciliklerimizde bayraklar yarıya indirilecektir" denildi.

Yardım Kuruluşları Soma’ya Koştu

Facianın ardından arama kurtarma ekipleri vakit kaybetmeden bölgeye hareket etti. IHH insani yardım kuruluşu da 20 kişilik acil yardım ekibiyle arama-kurtarma çalışmalarına destek ve içeride yakınlarını bekleyenlerin temel ihtiyaçların karşılanması için seferber oldu.

Öz Kevser vakfı yetkilileri de su ve ihtiyaç maddeleri yardımında bulundu.

Soma Holding Yetkilileri Gözaltına Alındı

Maden faciasının nedenlerine dair soruşturma kapsamında, şirketin üst düzey yöneticilerinin de bulunduğu 24 kişi gözaltına alındı. Adliyedeki sorgularının tamamlanmasının ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilenler arasında İşletme Müdürü de bulunuyor.

Soma Faciasının Düşündürdükleri

Manisa’nın Soma ilçesinden gelen kara haber, yüreklere kor gibi düştü. Hayatını kaybeden madencilerin yakınları için o gece her halde hayatlarının en uzun gecesi olmuştur. Sosyal medyada dua çağrıları yapıldı. Her geçen saat umutlar tükeniyordu.

Hepimiz tek yürek olduk televizyon başında sabahladık. Kendimizi madencilerin ve yakınlarının yerine koyduk. Sağ çıkan her bir madencimiz için şükür ederken, çıkarılan her bir cenaze için yeniden yasa boğulduk ve yakınlarının acılarını yüreğimizde duyduk.

Enerji Bakanı Taner Yıldız beyin olay yerine koşması ve resmiyeti bir yana bırakıp samimi bir şekilde dertleşmesi herkesin takdirini topladı. Holding yöneticileri kamera karşısına geçip kendilerini savundular. Ama kimse tatmin olmadı. Akıllarda hep şu soru vardı:

“Yüzlerce metre altında çalışmak zorunda kalan kendi çocukları olsa alacakları tedbirler yine bundan ibaret olur muydu?”

Acil durumlar için sığınaklar, alternatif yollar, temiz hava kanalları yeterli miydi? İşçilere yeterli eğitim verilmiş miydi?

Mesela gaz maskelerinin eski ve işe yaramaz olduğu söylendi. Kurtulabilen işçiler, kömür kızışması olduğunu yetkililere haber verdiklerini ama çalışmaya devam etme emri aldıklarını söylediler.

Bu bizim ilk gördüğümüz bir olay değil tabi daha önce Zonguldak’ta, Kozlu’da, Sorgunda ve bir çok yerde yüzlerce insanımızı kaybettik. 1992 kozludaki kazada 263 insanımız hayatını kaybetmişti bundan sonraki en çok ölümcül kaza herhalde Soma’daki kazadır.

Peki bu bizim kaderimiz mi? Neden bunları yaşıyoruz? Bir insanın yerin bilmem kaç kilometre altında çalışması doğal bir şey mi? Eğer çalışacaksa alınabilecek tedbirler bundan ibaret midir?

Yaklaşık 50 bin insanımız madenlerde çalışıyor. Henüz bu facianın sıcaklığı devam ederken bile madenlere işçi alımına binlerce kişi başvuruyor. Neden bu insanlar gayri insani şartlarda buralarda çalışıyorlar? Elbette ekmek parası için, işsizlik derdine bir çare olarak o can pazarına giriyorlar.

Asıl bilmemiz gereken ve irdelememiz gereken de bu zaten. Bunlar kapitalist sistemin gayri insaniliği ve insan fıtratına aykırı oluşunun neticesidir.

Yıllar önce bir İslam âlimi bu sistemle alakalı bakın neler söyler: “Kapitalizm denilen bu düzen, tüm anlamıyla insan medeniyetine zıt olduğu gibi, icaplarıyla çağın ve dinin ruhuna da aykırıdır. İnsanın üstün değerlerini çiğnemiş, adaleti, ayakta tutan her şeyi altüst etmiş, devletle halk arasında zaruri dayanışmayı ortadan kaldırmış, sıkıntıyı alabildiğine yaymış ve huzuru silip süpürmüştür."

Yaşamak sadece üretim tüketim kısır döngüsünden ibaret değildir. Daha bol ve ucuz üretim adına insanların hayatını tehlikeye atmak, insanlık dışı bir anlayıştır.

Eğer istenirse pekâlâ madencilik gibi tehlikeli işler robotlarla yapılabilir veya iş güvenliği gerektiği gibi sağlanabilir. Ne yazık ki insanın paraya hizmet ettiği bir düzende insan hayatı bu kadar ucuz olabiliyor.

Biz ölümü çirkin gören, ölümden korkan bir toplum değiliz. Gerektiğinde şerefli bir hayat yaşamak için kahramanca ölmeyi de biliriz. Ama birileri maliyetleri düşürmek için bizim yiğitlerimizin canını bu kadar ucuza harcarsa ona da karşı durmayı bilmeliyiz.

Bu, sadece bir sektörün, bir girişimcinin eleştirisi değil, bütün dünyaya hâkim bir sistemin eleştirisidir. Yönetici ve girişimcileri de maliyetleri düşürmeye zorlayan acımasız bir düzenin…

Bütün bir dünyanın yeni bir anlayışa ihtiyacı var. İnsana eşrefi mahlûkat olarak değer veren bir anlayışa…

Çizmelerimi Çıkarayım mı, Sedye Kirlenmesin…

Enkazdan çıkarılan bir işçi kardeşimizi sedyeye uzatmak istiyorlar. O soruyor, “Çizmelerimi çıkarayım mı, sedye kirlenmesin”

Bir yanda insan hayatını bozuk para gibi harcayan sistem, bir yanda insanımızın yürek burkan garibanlığı…

Yeni faciaların yaşanmaması için önce paranın, teknolojinin, kısaca sahip olduğumuz bütün imkânların insana hizmet ettiği bir medeniyet anlayışına ihtiyacımız var. Bugünkü gibi insanın sermayeye kulluk ettiği bir düzene değil.

Ailelerinin nafakasını temin etmek için, helal kazanç yolunda fedakarca çalışırken şehit düşen bu kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Ailelerine sabrı cemil diliyoruz ve tüm ülkemizin başı sağ olsun innalillahi ve inna ileyhi raciun. Azemellahu ecreküm.


Sayı : 28
Büyük Kapak