İstanbul’un Yedi Tepesine: Yedi Medeniyet Mührü

Sayı : 3 / Mayıs 2012, Konu Başlığı : Medeniyet Ufukları

İstanbul yedi tepe üzerine kurulmuştur. Bizim ecdadımız; “İstanbul elbette fetholunacaktır.” işaret ve beşaretiyle fethettiği İstanbul’u, sadece ele geçirmekle kalmamış; onun tenine de rûhuna da kendi mâneviyâtını sindirmiştir. Neticesinde İstanbul’un, seyyahları, ressamları ve bugün fotoğrafçıları cezbeden, «mâbedlerin attığı bir imza» şeklindeki meşhur silûeti de ortaya çıkmıştır.

O silûet sanki “lâ ilâhe illâllah” hattına benzer. Günde beş vakit yükselen ezan; o çizgileri, ses olarak da tazeler. İlim ve irfanı temsil eden iki denizin; doğu (kalp) ve batıyı (akıl) temsil eden iki kıtanın birleştiği yerde kurulan bu şehir, medeniyetin daimî başkentidir.

Medeniyetin sağlam temeller üzerine, yüksek ve ulvî sütunlar yükseltmekle kurulduğunu bilen ecdadımız; İstanbul’un yedi tepesine yedi külliye inşâ etmiştir. Böylece yedi tepe üstüne adeta yedi medeniyet mührü vurmuştur. Bunlar:

1.Fetih ve adâlet mührü ki; Fatih Külliyesinin bulunduğu mevkiye vurulmuştur... Fetih şuuruyla dopdolu bir cihangir, fakat kadısının huzurunda ayakta bekleyen bir hakperver; Fatih Sultan Mehmed vurmuştur onu.

2.Ruh ve mâneviyat mührünün vurulduğu tepede Yahya Kemal’in mü’min, mütevekkil ve uhrevî bir atmosfer içinde yaşayan halkıyla andığı bu tepede ise bir mânâ sultanı var: Sünbül Efendi. Merkez Efendi, Tokadî Hazretleri, Ebu’l-Vefâ Hazretleri, Yahya Efendi, Aziz Mahmud Hüdâyî ve daha nicesinin bu şehrin ruhaniyetinde önemli payı var.

3.Birlik ve beraberlik mührü ki; onu Bâyezîd-i Velî’nin kabına sığmaz oğlu, Yavuz Sultan Selim’in mütevâzı, sade ve halkla iç içe bir şekilde tesis ettiği Külliyesinin bulunduğu mevkîye vurmuştur. Şarkta birliği, dirliği ve kardeşliği tesis eden Yavuz’un emanetidir.

4.İlim ve sanat mührü ki; onu Kanunî Sultan Süleyman, zirve ölçülerde kurduğu Süleymaniye Külliyesinin bulunduğu muazzam mevkiye vurmuştur. Medresesiyle, kütüphanesiyle İstanbul’a kazandırılan bu abide eserin yanı başında alimlerin sadık talebesi, sanatkarın himayecisi Muhteşem Süleyman yatmaktadır.

5.Merhamet ve hizmet mührü ki; onu bir hanım, Kanunî’nin kızı Mihrimah Sultan, Edirnekapı civarında Külliyesi ile îmar ettiği tepeye vurmuştur. Medeniyetin olmazsa olmaz insanî unsuru vakıf şuuruyla vurulan bu mührü şefkat ve merhamet sembolü Osmanlı hanımlarından biri vurmuştur.

6.Aşk ve hikmet mührü ki; onu Sultan Ahmet camiine vuran, Efendimiz’e yüksek muhabbetiyle Kadem-i Şerîfin bir sûretini sarığında taşıyan ve Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretleri gibi Allah dostlarına gösterdiği sevgi ve bağlılıkla da meşhur olan I. Ahmed vurmuştur.

7.Zevk ve zarafet mührü ki; en yüksek ifadesini Nuruosmaniye camisinin mimarisinde bulur. O olgunlaşan bir medeniyetin bütün hücrelerine yayılan zerafetin sembolüdür. İnceliğin hayatın her alanına yansıdığı bir çağ, edebiyatın gündelik lisana, medeniyetin söze, fiile, davranışa dökülüşü...

Bu yedi mühür; yeni yapılan sitelerin de; Fatih’in, Üsküdar’ın, Eyüp’ün uhrevî atmosferine kavuşabilmeleri için şart olan yedi mühür…


Sayı : 3
Büyük Kapak