Sultanıma…

Sayı : 56 / Ekim 2016, Konu Başlığı : Hasbihal

Karanlık hep vardır, çabalayan ışıktır...

İnsan ya hayırda ya da şerdedir. Bazen ikisi arasında olduğunu zannetse de durum değişmez. Hele bir de gaflet de varsa karanlıkla aydınlığı fark edemez bile.

Ufak bahanelerle, korku, kaygı ve vesveselerle beslediğimiz karanlığın gafletinden ancak Allah-u Zülcelâl uyandırır insanı. Bu uyanışın sebeblerini de elbette Allah yaratır.

Benim hayatımda da böyle oldu. Rahatsız olduğum halde karşı koyamadığım, irademi kullanamadığım şerli olaylar, yeni yeni imtihanlara sebep oluyordu. Kendi nefsimden dolayı oluşan sıkıntılardan çıkış yolu bulamıyordum. Aklımla her ne kadar kararlar alsam da kalbim ve iradem yetersiz kalıyordu.

Dünyalık başarılar, güçlü bir çevre ya da maddi zenginlik, sığınacağın ve gerçekten iman edeceğin Rabbinden uzaksan, tehlikeli bir oyuna dönüşüyor. Üniversite yıllarımda nefsim birçok sığınak bulmuştu kendine. Çok sonraları uyanınca fark ettim ki o sığınaklarda yer bulabilmek için neler kaybetmiştim.

Evet, sahte ilahlar tıpkı vampir gibi başkalarının kanını emerek, sömürerek ayakta kalıyordu. Dürüst bir hayat değildi bu, her şeyden önce kendime yalan söylüyordum. Mesleki olarak yurtdışında iyi bir üniversitede işe başlamıştım ama bu sahte döngü hala devam ediyordu.

İnsanın kendini aldatıp uyutarak Allah'tan uzak kalması kadar kötü bir plan yoktur. Bu arada rüya ve farklı sıkıntılarla silkelendiğimi fark ediyordum. Sorun şu ki harekete geçemiyordum.

Tevbe Kapısı

Yurt dışındaki imtihanlarla, acı bile olsa, yolum artık camiye düşmüştü. Bir süre güzel bir huzura kavuştum ancak tek başıma istikrarı sağlayamadım. İyi bir evlilik yapmak nasib oldu ve Türkiye’ye döndüm.

Seyda hazretlerini tanımam, hayra irade göstermemde ve aklımı hayırda kullanmamda büyük bir başlangıç oldu. Bir aile dostumuzun tavsiyesi ile günümüzdeki tarikatları araştırmaya niyetlendim. Hiç bir ilgim ve bilgim olmadığı halde Konya ve Konyevi hazretlerine yakınlık hissettim. 8 yıl önce Seyda hazretlerine beyat etmek nasib oldu.

Artık değişim başlamıştı. Farkına bile varmadan günahtan kaçmaya başlamıştım. İbadete yöneldim. Artık bir istikrara kavuşmuştum. Tevbe kapısı başka hayır kapılarına da vesile oluyordu.

Asıl Fıtrata Dönmek…

İnsanın kemikleşmiş yanlışlarından, alışkanlıklarından vazgeçip; “Rabbim, hatalı benim,” diyerek önce kendi içinde değişime başlaması pek de kolay değil. Açıkçası mürşidsiz çıkılacak bir yolculuk da değil. Sımsıkı Allah'a sarılıp asıl fıtratıma dönerek, artık ‘iki dünyası’ olan, dürüst, iddiasız, sade bir Müslüman olmalıydım.

Seyda hazretleri her sohbetinde beni biraz daha düşünmeye sevk ediyordu. Ruhumu, kalbimi, Allah'a açarak, sadece O’ndan istemem gerektiğinin şuuruna varıyordum. Aslında gerçeklerle yüzleşip uyandırılıyordum.

Beni günahımla, bir kalıba sokmadan, irademi satın almadan, karşılıksız ve bir menfaat gütmeden, sadece ilahi rıza için hayatımdaki karanlığa güneş olan Sultanıma sonsuz minettarım.


Sayı : 56
Büyük Kapak