Suyun Mucizevî Özellikleri

Sayı : 37 / Mart 2015, Konu Başlığı : Bunları Biliyor musunuz ?

Su, Allah'ın emrimize verdiği şeyler içinde kıymetini en az takdir ettiğimiz nimettir. Çünkü dünyamızda su çok boldur, ucuzdur ve biz onun yokluğunu nadiren yaşıyoruz. Oysa su dünya dışındaki kainatta çok bulunan bir madde değildir. Bilhassa suyun saf haliyle ve sıvı durumda bulunduğu çok fazla gezegen bulunmamaktadır. Bilinen bütün gök cisimlerinin içinde yalnızca Dünya'da canlı vücutlarının ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikte suyun bulunması Allah'ın en büyük nimetlerinden biridir.

Dünyamızın yüzeyinin %71'i su küre adı verilen bir katmanla kaplıdır. Atmosferde, okyanuslarda ve toprağın derinliklerinde toplam 1.400 milyon km3 su olduğu söylenmektedir. Bunun yaklaşık %97 si okyanuslarda sıvı halde bulunmaktadır. Suyun %2.4'ü kutuplarda ve dağlarda buzul tabakası olarak katı halde bulunur. Sadece binde altılık (%0.6) dilimi ise göller ve nehirlerdeki tatlı sulardır. Canlılar bu tatlı sudan faydalanarak hayatlarını sürdürürler.

Canlılar suya devamlı olarak muhtaçtır. Canlı vücutlarında ve toprakta atıklarla karışarak kirlenen veya tuzlu hale gelen sular buharlaşarak temizlenmekte ve tatlı suya dönüşmektedir. Gerçekten de yağmurların atmosferdeki gazlarla etkileşime girip asitleşmemesi, saf su olarak yağması bir mucizedir.

Bir ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor; “İçmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi? (Vakıa; 68-70)

Suyun Önemi ve Özellikleri

Bizler suyu içmekte, yemek hazırlamakta ve temizlik işlerimizde kullanırız. Devamlı bol temiz suya muhtacız. Fakat suyun öneminin nereden geldiğini çok da iyi bilmeyiz.

Su vücudumuzdaki azaların çalışabilmesi için vazgeçilmez bir bileşiktir. Her insan, günde 6-8 bardak suyu ya saf halde veya gıda ve içeceklerle birlikte almaktadır. Yeterince su içilmeyerek vücut ağırlığının yüzde 10’unu kaybeden bir kişi ölümle burun buruna gelir. Yüzde 5 ila yüzde 10 arası su kaybında da, titreme, bayılma, bilinç kaybı görülür. Yüzde 1 ila yüzde 5 arası kayıpta vücudun ısı düzeni bozulur, performans düşer, baş ağrısı ve yorgunluk hissi meydana gelir.

Suyun sağlığımız için önemi, suyun çok iyi bir çözücü (solvent )olmasından kaynaklanmaktadır. Su canlılık için gerekli birçok maddenin niteliklerini kaybetmeden çözünüp en ince dokulara kadar taşınabildiği çok özel bir maddedir. Bunun sebebi de suyun kimyasal formülünde gizlidir. Su, hidrojen ve oksijen atomlarından oluşur. Yanıcı bir gaz olan hidrojen yakıcı bir gaz olan oksijenle tepkimeye girince ortaya ateşi söndüren bu tatsız, kokusuz, serinletici akışkan madde çıkıyor. Bu gerçekten de tefekkür edilmesi gereken bir hadisedir.

Su molekülünde bulunan iki hidrojen ve bir oksijen atomu,artı ve eksi yüklü iyonlar oluşturarak suya polar maddeleri çözme özelliği kazandırır. Böylece su canlıların vücudundaki birçok kimyevi hadisede önemli rol oynayabilme yeteneği kazanır. Ayrıca su, vücudun temel yapı taşlarının da ana eklemi olan bileşiktir. Protein, karbohidrat, nükleik asit gibi temel makromoleküller hidrojen köprüleri ile su moleküllerine bağlanan elementler sayesinde oluşur.

Su aynı zamanda iyi bir ısı düzenleyicisidir. Hepimiz sıcak havalarda susuzluk hissinin arttığını biliriz. Çünkü vücudumuz terleme yoluyla vücut ısısını düzenli bir şekilde ayarlar. Buz eridiğinde ya da su buharlaştığında, etraftan ısı çekilir. Buna, "gizli ısı" denir. Tüm sıvıların gizli ısıları vardır. Ancak suyun gizli ısısı, bilinen tüm sıvıların en yükseği sayılabilir. Ayrıca suyun "termal kapasitesi", yani suyun ısısını bir derece artırmak için gereken ısı miktarı, bilinen diğer sıvıların çok büyük bölümünden daha yüksektir. Bütün bu özellikleri suyun buharlaşırken vücudu en iyi derecede serinletebilmesini sağlamaktadır.

Suyun termal iletkenliği, yani ısıyı iletebilme yeteneği de bilinen birçok sıvıdan kat kat daha yüksektir. Bu da suyun mucizevi bir özelliğidir. Bir başka mucizevi özellik ise, suyun buz halinin termal iletkenliklerinin düşük olmasıdır. Bu sayede buz ve kar tabakaları havadaki soğuğu, altındaki toprak ve göllere çok az iletir. Buz ve karın altında hayatın devam etmesi de bu tabakanın yorgan gibi koruyucu olmasına bağlıdır.

Suyun, bilinen birçok maddeye zıt bir özelliği de, katılaştığı zaman daha hafif olmasıdır. Bu sayede gözler ve denizler buz tabakasıyla kaplandığında buzlar yüzeyde kalır. Buz tabakaları ağırlıktan dolayı suyun dibine çökseydi denizler kış aylarında donardı ve su canlılarının hayatı devam edemezdi.

Suyun gizli ısısının ve termal kapasitesinin diğer sıvılara göre çok yüksek olması, denizlerin karalara göre daha geç ısınıp daha geç soğumalarını da sağlar. Bu sayede deniz ve su kenarlarında gece ile gündüz, yaz ile kış arası ısı farklılığı daha az değişir.

Havadaki buhar da aynı şekilde ısı farkının daha az olmasına yardım eder. Bu da canlılar için çok önemli bir özellik olan suyun ılıklaştırıcı etkisidir. Suyun bu özellikleri sayesinde, sıcaklık farkı daima insanların ve diğer canlıların dayanabileceği bir sınırda kalmaktadır.

Suyun bir başka özelliği de bitki kökleri ve damarlarında yukarıya tırmanmayı sağlayan kılcal hareket özelliğidir. Su moleküllerinin kohezyon özelliği, kanalın yüzeyine yapışıp üzerinden daha fazla suyun geçmesini sağlamaktadır. İşlem, yerçekimi adhezyon kuvvetini yenecek kadar su boru/kanaldan yukarı geçinceye dek tekrarlanır. Bu özellik suyun yerçekimi kuvvetine karşı hareket ederek yüzlerce metre yukarıdaki dalların ucuna kadar yükselebilmesini sağlamaktadır.

Atalarımız boşuna yağmura rahmet dememişler, gerçekten de su hayat için mucizevi özelliklere sahip olarak yaratılmıştır. Allah-u Zülcelal suyun bu mucizevi özelliklerine dikkat çekerek buyuruyor ki;
“O inkar edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı? (Enbiya Suresi, 30)


Sayı : 37
Büyük Kapak