Takkeci İbrahim’in Rüyası

Sayı : 51 / Mayıs 2016, Konu Başlığı : Masal Annesi

Osmanlı'nın devrinde, İstanbul’da fakir bir takkeci yaşarmış. Takkeci fakirmiş ama gönlü zenginmiş.

- Allah'ım bana imkân verse de, şuraya bir cami yaptırsam! diye içinden geçirirmiş.

Bir gün Takkeci İbrahim Çavuş bir rüyâ görmüş. Rüyâsında aksakallı bir ihtiyar, Bağdat'a gitmesini söylemiş. Orada bir han olduğunu, o hanın avlusunda bir üzüm asması bulacağını bildirmiş. O asmanın yeşil salkımları arasında da siyah bir üzüm salkımı olduğunu ve o üzümü yemesini söylemiş. Heyecanla uyanmış Takkeci İbrahim Çavuş,

- Hayırdır inşallah! demiş.

Ertesi gün sabah namazından önce aynı rüyâyı, açık seçik bir şekilde yine görmüş.

- Hayırdır inşallah! demiş. Acaba gitsem mi, diye düşünmüş, ama tam karar verememiş. Üçüncü defa da aynı rüyâyı görünce Takkeci İbrahim Çavuş,

- Herhâlde bize yol göründü. demiş ve kimseye bir şey söylemeden, heybesine azığını koymuş ve yollara düşmüş. Bağdat'a giden kervanlardan birine katılmış.

Uzun bir yolculuğun sonunda Bağdat'a varmış. Sora sora rüyâsında tarif edilen hanı bulmuş. Bir de ne görsün: Gerçekten hanın avlusunda bir asma, onca yeşil üzümün arasında bir salkım siyah üzüm…

Rüyâsının gerçek çıkması karşısında hayrette kalmış. Rüyâsında söylendiği gibi, siyah üzümü asmadan koparmak için besmele ile elini uzatmış. Tam o sırada hancı, İbrahim Çavuş'un bileğinden tutmuş:

-Selâmünaleyküm yabancı, demiş.

- Aleykümselâm, diye cevap vermiş İbrahim Çavuş, biraz da umursamazca.

- Bre yabancı! Sahibinden habersiz daldaki üzüm koparılır mı, diye çıkışmış.

Bunun üzerine İbrahim Çavuş, başını öne eğmiş, üzerindeki suçluluk duygusunu atmaya çalışarak rüyâsını oracıkta hancıya anlatmış. Hancı bunun üzerine gülerek üzümden yemesine müsaade etmiş ve demiş ki:

- Şaşkın adam, bir rüyâ için tâ İstanbul'dan buralara kadar gelinir mi? Hem de bir üzüm yemek için? Eğer rüyâyla iş yapılsaydı, ilk önce benim yollara düşmem lâzımdı...

- Sen neden yollara düşecekmişsin, diye sormuş İbrahim Çavuş, şaşkın ve meraklı gözlerle.

Hancı kendinden emin bir tavır takınıp konuşmaya başlamış:

- Altı ay kadar önceydi... Bir gece rüyâmda, aksakallı bir ihtiyar, İstanbul'a gitmemi, orada Topkapı denen semti bulmamı söyledi. Orada yaşayan bir takkeci varmış. İsmi hâlâ aklımda, İbrahim! O adamın kulübesinin ocağının altında iki küp hazine saklıymış.

Sabahleyin kalktım, rüyâmı hanıma anlattım. Hanım:

- Efendi, bu rüyâ sadık rüyâya benziyor, git bir hele İstanbul'a. dedi. Ben de hanıma:

- Bir rüyâ uğruna, İstanbul'a gidecek değilim? dedim. Nasıl, iyi demiş miyim?

İbrahim Çavuş'un kalbi küt küt atmaya başlamış heyecandan. Kısa süren şaşkınlığının ardından kısık sesle:

- İyi demişsin! İyi demişsin, demiş.

İbrahim Çavuş, rüyâsının hikmetini anlamış. Allah'a dualarını kabul ettiği için şükretmiş. İstanbul'a döner dönmez ocağın altındaki altınları bulmuş. Takkeci İbrahim Çavuş adıyla bilinen camiyi yaptırmış altınların bir kısmıyla. Bir kısmını fakirlere dağıtmış. Bir kısmını da devlet hazinesi için padişaha göndermiş, tok gönüllü İbrahim Çavuş.


Sayı : 51
Büyük Kapak