“Topluma Hüsn-ü Misal Olacak Kız Öğrenciler İçin”

Sayı : 51 / Mayıs 2016, Konu Başlığı : Röportaj

Çocuklar büyüdükçe eğitim hayatının getirdiği riskler anne babaları daha çok endişelendiriyor. Yıllarca emek verip yetiştirdiğimiz evlatlarımız nasıl bir ortamda eğitim görecek? Karşısında nasıl kişiler çıkacak? Biz onlara doğruyu yanlışı öğretmeye çalıştık ama gençlik çağının taşkın duyguları ve kötü akranın fitnesi bir araya geldiği zaman bir hata yapar mı?

Çocuklarımız bize Allah'ın emaneti. “Çocuğum iyi bir eğitim alsın, zekâsını geliştirsin,” derken ahiretini mahvedecek bir savruluşa da girmesinden de endişe etmemiz gerekiyor. Bilhassa lise çağındaki gençler için kız erkek karışık karma okul ortamı büyük tehlikeler barındırıyor. İşte Sinerji Butik kız Lisesi bu ihtiyaca cevap niteliğinde ortaya çıkmış.

Sinerji Butik Kız Lisesi, Başakşehir Sular Vadisi'nde tamamı bayan öğretmenlerden oluşan kadrosu ile kız öğrencilere özel eğitim veriyor. Okul müdürü Fatih Bey, misyonlarını şöyle açıklıyor: “Akvali ve ahvaliyle topluma hüsn-ü misal olup yön verebilecek kız öğrencilerin eğitimine vesile olmak.”

Bu okulu açma fikri nasıl doğdu?

Okul Müdürü Fatih İşgören:
Biz 2007’de Sinerji’yi ilk önce etüd merkezi olarak açtık. 2012’de Başakşehir’e geldiğimizde velilerden şöyle bir istek geldi. “Biz kızlarımı okutmak istiyoruz, cahil kalsınlar istemiyoruz, ilim alsın, kültür alsın istiyoruz. Ama bir alırken beş vermek de istemiyoruz, yani ahlaki erozyona girmelerini istemiyoruz. Karma eğitime, girmelerine gönlümüz razı değil. Biz kızlarımızın ahlaki bir çerçevede, güzel bir eğitim almalarını, başarılı bir şekilde liseyi bitirmelerini istiyoruz. Sen eğitimcisin, bize bir çözüm yolu bul.”

Ne yapabiliriz diye düşündük. Önce açık lise okulu formülünü oluşturduk. Açık lisede, normal bütün derslerin olduğu matematik, fizik, kimya, İngilizce, Arapça gibi, derslerin okutulduğu, normal karnelerin olduğu bir okul açtık. Eğitim programının içerisinde yabancı dil olarak hem Arapça hem İngilizce dersi veriliyordu. Ayrıca bu sistemde Kur'an-ı Kerim, fıkıh, siyer, hadis, tefsir dersleri ile, ek olarak hat ve tezhip dersleriyle de öğrenci yeteneklerini geliştirmeye vesile oluyordu.

Biz sadece diplomayı veremiyorduk. Öğrencilerimiz diplomayı açık lisenin sınavlarına girerek alıyordu. Biz yoklama alıyorduk, eğitim bizden, diploma açık liseden. Bu şekilde iki üç sene kızlarımızın muhafazalı bir şekilde açık liseyi bitirmelerine vesile olduk. Sonra biliyorsunuz hükümetimiz dersanelerin temel liseye dönüşmesiyle ilgili dönüşüm programını başlattı. Biz de bunu değerlendirdik. Hemen başvurduk ve kabul edildi.

Şimdi burada biz kız öğrencilerimize özel, onların ihtiyaçlarına uygun bir özel lise açtık. Bana önce dediler ki, “Bak hocam ekonomik olarak zorluk çekersin, bir sınıfa kız bir sınıfa erkek öğrenci al.”

Biz “Hayır,” dedik. Şu anda ana kapımızdan içeriye erkek öğrenci giremiyor. Bütün öğretim kadrosu hanım hocalardan oluşuyor. Bazen bana diyorlar ki “Hocam, haydi öğrencilerin hepsi kız ama öğretmenlerin bazısı erkek olsa ne mahzuru olacak ki? Öğretmenlerimizin hepsi muhterem.”

Evet, hepsi muhterem ama bir kız öğrencinin halinden, onunla aynı ruhi ve fiziki devreleri geçirmiş bir hanım öğretmen mi daha iyi anlar, yoksa erkek öğretmen mi? Tabi ki hanım öğretmen, kız öğrencilerimize hüsnü misal olmak bakımından daha etkilidir. O yüzden biz daha iyi netice almak ve daha iyi rol model olması bakımından bütün öğretmenlerin de hanım olmasını tercih ettik.

Ben de burada derslere girmiyorum. Hoca hanımların eğitim ve öğretimleriyle rahatça uğraşmaları için idari işleri takip ediyorum, ta ki onlar sadece öğrencileriyle meşgul olsunlar. Biz bunun neticesini de aldık.

Bakın şu anda karma bir okulda olsanız böyle sakin bir ortam görebilir misiniz? Altmış-yetmiş kişinin bulunduğu bir lise katında, hiçbir gürültü duymuyorsunuz. Niye? Çünkü ne kız çocuğu erkek çocuğuna kendisini kabul ettirmek zorunda kalıyor ne de erkek öğrenci kıza kendisini ifade etmek zorunda. Ne kız öğrenci erkek öğrencilerin psikolojik baskısı altında, ne de erkek öğrenci kız öğrencilerin psikolojik baskısı altında ezilmiyor. Kız öğrenciler, sadece kız arkadaşlarıyla bir arada, muhabbetli bir şekilde, araya başka duygular girmeden, samimiyet içinde dostluk kurabiliyorlar.

Bu ortamda istidat ve kabiliyetlerini de çok güzel ortaya koyabiliyorlar. Çıkıp bir şiir okuyacaksa “Aman Ahmet Mehmet bana gülmesin diye endişe etmeden çıkıp rahatça şiirini okuyor. Gülerse ayşe Fatma arkadaşı gülüyor, o sorun değil, o da ona gülüyor. Bir matematik sorusu çözerken de çok rahat tahtaya çıkıp çözüyor.

Liselerde iki çeşit öğrenci olabilir, birisi biraz arsız, edep damarını yırtmış; diğeri ise ortam müsait olmadığı için edebini korumak hassasiyetiyle kendini geri çeken öğrenci. Öğrencinin edeb ve hayâsını kaybetmeden istidadını ortaya koyması için ortam çok mühim. Bu sebeple biz sadece kız öğrenci, sadece hanım öğretmen dedik.

Lise çağı, gençlerin hayatında oldukça hassas bir dönem. Bu dönemin manevi ve ahlaki çevrede düzenlenmesinin öneminden biraz bahsedebilir misiniz?

Okul Müdürü Fatih İşgören:
Eğitim davranışları olumlu yönde değiştirme bilimidir. Şimdi size soruyorum, davranış en olumlu şekli nedir? “Onun ahlakı nasıldır?” diye sorulduğu zaman “Onun ahlakı Kuran ahlakıdır,” diye gösterilen Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin ahlakıdır; en mükemmel davranış şekli.

Eğer eğitim, davranışları kemale ulaştırma bilimiyse, bizim yapacağımız şey de, sünnet-i seniyyeye en çok ittiba’ etmeye vesile olmaktır. İlmî cihetten de böyle, ahlakî cihetten de böyle.
Zaten Allah'ın izniyle biz Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme yaklaştığımız sürece, her bir sünnet-i seniyyenin altında nurlar yattığı için, hikmetler yattığı için, sırlar yattığı için; o sünnetler bizim şahsi hayatımızı, iktisadi hayatımızı, sosyal hayatımızı, aile hayatımızı o kadar güzel düzene sokacak ki; biz onun mutluluğuyla baş başa kalacağız.

Bazı öğretmenlerimizden burada namaza başlayanlar oldu. Bize başka bir kolejden bir öğrenci getirdiler. Orada problem yaşamış, biz de dikkatli davranıyorduk kendisine karşı. Ama bırakın problemi, iki üç ay geçti, baktık tesettüre girdi, ikinci dönem başka bir kızımız da başörtüsü taktı. Biz ona “Başını ört” demiyoruz, ama gerek Cuma saatlerindeki manevi sohbetler gerek öğretmenlerimizin tesettürlü olması, öğrencilere şefkatle davranması, burada uygun ortam oluşturmamız sayesinde kendiliğinden karar veriyorlar.

Sağlanan ortam, öğrencinin tesettür hakkındaki endişelerini giderince o zihinsel bariyeri aşmaları kolaylaşıyor, diyebilir miyiz?

Okul Müdürü Fatih İşgören:
Evet, çok kolaylaşıyor. Bazı velilerimiz geliyor, ‘Ya hocam ben tesettür dediğim zaman kızım tepki gösteriyordu, şimdi kendisi diyor, “Anne acaba bu sene mi örtünsem, seneye mi örtünsem.” Çok mutlu oluyorum. Kızım namaza başladı, çok mutlu oluyorum.’ Biz kızlarımızı namaz kılmaya zorlamıyoruz, ama öğretmenleri kılıyor, sohbetlerde anlatıyor. Teneffüste “Haydi gel beraber namaz kılalım,” diye hatırlatıyor, teşvik ediyorlar.

Def-i şer olduğu, yani ahlaki erozyonu ortadan kaldırıp münbit bir ortam oluşturduğumuz için ne gibi bir güzel faaliyet yaparsanız hemen parlıyor. Bir şehrin etrafını kaleyle çevirip öncelikle onu düşman saldırısından muhafaza etmek lazım, sonra o şehrin imarıyla iskanıyla uğraşmak lazım. Diyelim ki şimdi Başakşehir’e düşman saldırmış, biz ise sular vadisine güzel çiçekler ekmekle meşgulüz. Ne kadar dayanabilecek o çiçekler, o düşmanların ayakları altında?

Siz de İslami hayat dergisi demişsiniz, bizim de yapmamız gereken eğitim ortamı içinde hizmet ve gayretleri artırmak, farkındalıklar oluşturmak, bu yolda örnek olabilecek kişilerle kızlarımızı buluşturmak. Geçen hafta biz de Özkevser vakfından Zekiye hanım’ın katılımıyla bir seminer düzenledik. Biz de elimizden geldiği kadarıyla bunlara vesile olmaya çalışıyoruz.

Anlaşmalı olduğumuz Afak Koleji'nden gelen Arap misafir öğrencileri okulumuzda ağırlıyoruz. Böylece öğrencilerimiz hem misafirlerle Arapça konuşarak pratik yapıyorlar hem de farklı kültürlerden arkadaş edinme fırsatı buluyorlar.

Geçtiğimiz günlerde Prof. Dr. Alaattin Aktaş "Kariyer Planlama Günleri" kapsamında 12. sınıf öğrencilerimizle bir araya geldi. Keyifli ve istifadeli geçen programımızda öğrencilerimiz akademik kariyer ve mühendislik bilimleri hakkında Sayın Velimiz Prof. Dr. Alaattin AKTAŞ'a merak ettiklerini sorma fırsatı buldular.

"Stres ve Sınav Kaygısı" konulu seminerimizi Uzman Psikolog Sümeyye Arslan'ın katılımlarıyla gerçekleştirdik. 11. ve 12. sınıf öğrencilerimize yönelik bu seminerde önemli sınavlarda karşılaşılabilecek stres ve kaygıların nasıl üstesinden gelinebileceği hakkında bilgi verildi.

Havaların ısınması ile birlikte açık hava etkinliklerimize başlıyoruz. Belediyenin de desteğiyle sosyal tesislerde ve spor tesislerinde uygun aktiviteler ile öğrencilerimize etkinlik yaptırıyoruz.

Yine geçtiğimiz haftalarda Edebiyat Öğretmenimiz Gülten Özkan ve 9-A sınıfı öğrencilerimiz CNR Kitap Fuarı'nda kitapları inceleme fırsatı buldular.

Burada kızlarımız aynı zamanda üniversite sınavlarına da hazırlanıyor. Biraz da etüd merkezi hakkında bilgi almak istiyoruz.

Etüd Merkezi Müdiresi Nihal Demirci:
Biz etüd merkezinde öğlenci öğrencilerimizi sabahtan alıyoruz, sabahçıları da öğleden sonra alıyoruz. Servisle alıyoruz, öğrenci kahvaltısını yapıyor. Matematik, Fizik, İngilizce, gibi bütün derslerini veriyoruz. Ders tekrarı yapıyoruz, anlamadığı yerleri birebir çalışma imkanımız var. Sınıf mevcudumuz çok olmadığı için öğrencilerle ilgilenebiliyoruz. Servisimizle çocukları okula bırakıyoruz. İsteyen veliler kendileri de bırakabiliyor. Çalışan anneler, çocuğun bütün gün nerede olduğunu biliyor, gözü arkada kalmıyor. Annenin çıkış saatine kadar öğrenci bizim yanımızda olduğu için. Teog sınavına hazırlanan sınıfımıza da özel ilgi gösteriyoruz. Bizim de mescidimiz var.

Begüm hanım, siz psikolojik danışman ve rehber öğretmensiniz. Daha önce çalıştığınız okullarla kıyaslayacak olursanız, sadece kız öğrencilerden ve hanım öğretmenlerden oluşan bir okulun farkı nedir? Hem bir öğretmen olarak hem de öğrenciler açısından değerlendirir misiniz?

Rehber öğretmen Begüm Hanım:
Sadece bayanlardan oluşan bir kadroyla çalışmanın birçok avantajı var. Birbirimizi anlama konusunda, özel durumlarımızda, birbirimize yardımcı olma noktasında daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Kız öğrencilerimize gelince, elbette öğretmenlerinin kendi cinsinden olması onlar için daha faydalı oluyor. Mesela bir öğrencimizin karnı ağrısa öğretmenler de kadın olduğu için daha rahat derdini anlatıyor. Öğretmen de sonuçta halden anlıyor. Zaten burada ortamımız çok uygun, her türlü imkânımız var. Kız öğrencileri hangi spor faaliyetlerine yönlendirmek daha uygun olacaksa o konuda rehberlik yapılıyor.

Daha sıcak, samimi bir ortam var burada, karma olmadığı için. Daha kolay iletişim kurabiliyoruz. Öğrencilerimizin bir sıkıntısı olduğunda probleme dönüşmeden çözebiliyoruz.

Sizin için böyle bir okulda çalışmanın farkı nedir?

Rehber öğretmen Begüm Hanım:
Tabi ki bizim için de sadece kız öğrencilerden oluşan bir okulda çalışmak daha avantajlı. Burada ahlakî bir ortam olması çok güzel. Ailem de burada çalışmamdan memnun oluyor, ben de huzur ve mutluluk duyuyorum. Mescidimiz var, Cuma günleri sohbet ve faaliyetler yapıyoruz.

Siz eğitim çağındaki çocukların psikolojik yapısı üzerine eğitim aldınız. Lise çağındaki öğrencilerin yapısı ve eğilimi nasıldır?

Rehber öğretmen Begüm Hanım:
Her yaştaki öğrencilerin yapısı farklı. Dokuzuncu sınıftaki öğrenciler, çocukluktan tam çıkamamış, liseye gelmiş ama daha nereye geldiğinin, ne yaptığının farkında olmayan çocuklar. Tabi ki lisede ders sayısı artıyor, çocuk daha farklı bir ortama giriyor, yeni arkadaşlıklar kuruyor. Bu dönemdeki çocukların henüz kişilikleri tam oturmamış oluyor, halen çocuklar, ama kendilerini büyük gibi görme eğilimine de sahipler. Onuncu sınıftaki çocuklar, artık biraz daha durumunun farkında olan öğrenciler. Öte yandan daha üniversite sınavına daha çok var diye farklı alanlara yönelmeyi seven bir grup oluyor. On birinci sınıfta kişilikler biraz daha oturuyor, yine de arayışlar olabiliyor. On ikinci sınıfta hedefler biraz daha belirlenmiş oluyor. Hem sınava hazırlık yönünden hem de ahlaki olarak kişilikleri biraz daha oturmuş oluyor. Biraz daha üniversite öğrencisi moduna girmiş oluyorlar.

Ailelere genellikle çocuklarınızla arkadaş olun deniliyor ama aslında çocukların zaten arkadaşı var, onlara anne babalık yapmaları gerekiyor. Anne babaların çizgilerini net bir şekilde belirlemeleri ve çocuklarına daha çok rehberlik yapmaları, yol göstermeleri.

Zannederim okulunuzdaki ailelerin çoğunluğu ahlak ve maneviyata önem veren aileler. Peki çocukların aynı kesimden, birbirine benzer görüşe sahip ailelerden olmasının etkisi nedir?

Rehber öğretmen Begüm Hanım:
Aileler benzer görüşte olunca eğitim her açıdan daha kolay oluyor. Hem ailelerin içi rahat oluyor, çocuklarını gönderirken, gezi ve faaliyetlere katılmaları noktasında gözleri arkada kalmıyor. Hem çocuklar birbiriyle daha kolay anlaşıyor, kaynaşıyor. Çocukların burada çok farklı yönlere kayma ihtimali olmuyor.

Eğer çok farklı aileler olsa, biri diyelim ki bazı şeylere izin vermezken diğeri verirse, bu durum çocukların ailelerinin değerleriyle arkadaşlarının değerleri arasında çelişki yaşamasına sebep oluyor. Mesela kılık kıyafet olarak bazı tarz giyimlere izin vermemek gibi… Çocuk arkadaşında gördüğü şeylere özenebiliyor, aile izin vermeyince düşman olabiliyor. Ama aynı görüşten aileler çoğunlukta olunca öğrencilerle aileleri arasında da fazla sorun yaşanmıyor. Zaten biz de onlara mahrumiyet yaşatmıyoruz. Gezilere ve faaliyetlere götürüyoruz.

Lise çağında çocukların sınavlara hazırlanmasına odaklanılıyor. Oysa bu çağda şahsiyet eğitimine önem verilmesi gerekiyor, öyle değil mi?

Rehber öğretmen Begüm Hanım:
Elbette, eğitim sadece sınavlara hazırlanmak demek değildir. Eğitim, gençleri hayata hazırlamalıdır. Gencin bir gruba girdiği zaman nasıl konuşacağını bilmesi, fikrini ifade etmeyi bilmesi gerekiyor. İlk başta çok aykırı hareket eden öğrencilerimiz vardı ama bu ortamda davranışları değişti. Aslında çocuklar ve gençler her şeye çok çabuk adapte olabiliyor. Bazı şeyler sözle öğretilemiyor, daha çok örnek olmakla öğretilebiliyor. Bunun yanında rehberlik derslerimizde zaten etkinlikler düzenliyoruz. Bir problem nasıl çözülür, karşımızdakiyle nasıl iletişime geçmeliyiz, gibi konular üzerinde konuşuyoruz.

Biz velilerimizin okula sık sık gelmesini istiyoruz. Onlarla da zaman zaman görüşmelerimiz oluyor. Tabi bu yaş grubu veliyi okulda fazla görmek istemiyor. Çünkü bunu problem gibi algılıyor. “Aaa, senin annen gelmiş, ne oldu bir problem mi var?” diye düşünüyorlar. Aslında biz velileri sadece problem olunca çağırmıyoruz, öğrencinin başarılarını da takip etsin, haberdar olsun, istiyoruz. Öğrencilerimizin evlerine ziyarette bulunuyoruz, bunu duyan öğrencilerimiz mutlu oluyor. “Benimle ilgileniyorlar,” gibi düşünceleri oluyor.

Diğer öğretmenlerle de kısa konuşmalar yaptık, buraya sığdıramıyoruz. Hepsi de böyle bir okulda çalışmaktan memnun olduklarını bildiriyorlar.

Elbette özel okula göndermek biraz da imkân meselesi. Ancak çocuklarımızı bir şekilde karma okulların tehlikeli ortamından uzak tutmaya çalışalım.


Sayı : 51
Büyük Kapak