Toplumsal Fitne: Yılbaşı Eğlenceleri

Sayı : 34 / Aralık 2014, Konu Başlığı : Hasbihal

Her toplumun kendine mahsus bayramları vardır. Bütün bayramlar sevinç, neşe ve mutluluk günleridir fakat her millet bayramlarını kendine mahsus bir anlayışla kutlar. Mesela Müslümanlar Ramazan ve Kurban bayramlarını aile büyüklerini ziyaret ederek, küçükleri hediye ve şekerlemelerle sevindirerek kutlarlar. Bayramlarımız yardımlaşma ve iyiliğe vesile olur.

Mübarek günler ve bayramlar bir inancı benimsemiş bütün bir ümmet için ortak değerlerdir, birlik ve beraberliği pekiştirirler. Mesela kurban bayramında kıtalar arası yardımlaşma ile ümmetin birbirine hediyeler göndermesi gibi…

Hıristiyanların Noel veya Christmass dedikleri günler de, aslen Hz. İsa aleyhisselam ile ilgisi olmasa da, batı toplumlarının dini bir bayram olarak kutladıkları günlerdir. Dinine bağlı Hıristiyanlar kiliselerde Noel ayinlerini seyrederler. Dinden uzaklaşmış kitleler de o gün ailelerinin yanına gider, hindi yemeği yerler. Aynı zamanda tatil zamanı olması sebebiyle eğlence yerlerinde çılgınca sarhoş olarak geçirenler, sokaklarda her türlü rezaletleri işleyenler de vardır. Bizim ülkemizde de genellikle bu çirkinlikler örnek alınmaktadır.

Hıristiyanlık dini Hz. İsa aleyhisselamın getirdiği hakikatlerden uzaklaşıp yozlaşmıştır. Bugün bizzat bir kısım Rahipler de “Hıristiyanlık alkoliklerin ve iffetsizlerin dini oldu!” diye figan etmektedir.

Ülkemizde bazı kişiler “Biz Noel’i kutlamıyoruz yeni yılı kutluyoruz” diyerek bu eğlenceleri meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar. Hâlbuki eğlence adı altında yapılan, içki içmek, piyango ve benzeri kumarları oynamak, kadın erkek karışık eğlenmek yılın hangi gününde olursa olsun haramdır. Bunlar bazen, şu veya bu sebeple helal olmaz.

“Ey mü’minler! Şarap, kumar, dikili taşlar şans okları, şeytanın işi birer pisliktir! Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz! Şeytan, şarap ve kumar ile aranıza düşmanlık, kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?!” (Maide 90, 91) ayeti nazil olduğu zaman müminler şarap fıçılarını devirdiler. Medine sokaklarında adeta şarap ırmağı aktı.

Rivayete göre sahabe-i kiram birbirine şöyle diyordu: “İçki içmek puta tapmakla bir tutuldu, pislik olarak nitelendi.”

Çünkü Peygamberimiz:

“İçki içmeye devam eden (tevbe etmeye, bırakmaya çalışmayan) kimse, puta tapan kimse gibidir!” buyuruyordu.”(İbni Mace 3375)

Ehl-i sünnet inancımıza göre amel imandan bir parça değildir, yani günah işleyen Müslüman, onun günah olduğunu inkâr etmediği sürece mümin kabul edilir. Fakat Peygamberimiz “Zina eden kişi zina ettiği sıra, mümin olduğu halde zina etmez. Hırsızlık yapan kişi hırsızlık ettiği sıra, mümin olduğu halde hırsızlık etmez, içki içen kişi içki içtiği sıra, mümin olduğu halde içki içmez.”(Buhari, Esribe, 1) buyurarak ikaz ediyor. Yani kişi bu günahları kalbi imanla dolu olarak işleyemez, ancak iman nuru kalbinden çıktığı zaman işler. Sonra pişman olup tevbe edince iman ona döner. İmanı olan insanın da günahtan rahatsız olmaması, pişmanlık duymaması düşünülemez.

Günaha Çağıranları Terk Edin!

Yılbaşı geceleri ne yazık ki insanlar birbirlerini kışkırtarak, günaha çağırmaktadır. Bu geceler adeta topluca Allah'a isyan etme zamanlarına dönüşmektedir ki bu çok tehlikeli bir gidişattır.

Her toplum içinde iradesi zayıf birkaç günahkâr bulunabilir. İslam dini günaha düşmandır ama günahkâra düşmanlık beslemeyi emretmez. Kendine hâkim olamayan kişiler tevbeye davet edilmeli, vazgeçmeleri için onlara dua edilmeli, yardım eli uzatılmalıdır.

Müslümanlar birbirlerine karşı merhametli, müsamahalı, affedicidir. Âlimler günahı kendi başına ve gizlice işleyenlerin suçlarını ifşa etmemeyi emretmiştir. Fakat günahların topluca, bir çılgınlık seli halinde işlenmesi -Allah korusun- çok tehlikeli bir durumdur.

Bu İslam’da “tuğyan” yani haddi aşma diye adlandırılan haldir ki, geçmiş kavimler bu sebeple topluca helak edilmişlerdir.

Allah-u Zülcelâl, "İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah’tan korkup sakının..." (Mâide, 5/2) buyuruyor.

Eğer bir toplum kötülüğü böyle birbirini teşvik ederek, işbirliği halinde işlerse akıbetleri çok kötü olur. Bu sebeple bilhassa böyle günaha teşvik eden çevrelerden sakınmak gerekir.

Gençler, arkadaş çevresi edinmeye büyük önem verirler. Ancak arkadaş konusunda seçici olmak çok önemlidir. Çünkü Allah dostu âlimlerin ikaz ettiği gibi, arkadaş insanı ya iyiliğe, ya kötülüğe götürür.

Her gün namazda okuduğumuz Fatiha suresinde, “(Ya rabbi) Bizleri doğru yola ilet, Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil.” Diyerek iyilerle beraberliği istiyoruz. Öyleyse sözümüzle eylemlerimizin uyumlu olması beklenir.

Benzemek, Özenmek ve Üstün Görmektir

Yılbaşı gecelerinde içki, piyango ve iffetsizlik gibi haramlar olmasa bile ziyafet çekmek ve eğlenmek doğru değildir. İlla isteniyorsa birkaç gün önce veya sonra yemekler hazırlanıp gülünüp eğlenilebilir ama aynı gece tercih edilmemelidir. Çünkü bunda Hıristiyanlara özenme ve benzeme isteğinin etkili olması mümkündür.

Peygamber efendimiz "Kim herhangi bir gruba benzeşirse o da onlardandır."(Ebu Davûd, Libas 4) buyurarak Müslüman olmayanlarla benzeşmemeye dikkat etmemizi öğütlüyor.

Çünkü benzeme isteği sevgiden ve üstün görmekten ileri gelir. Benzeştikçe de beraberlik duygusu kuvvetlenir. Öyle ki kişi kendi akrabası, dindaşı ve komşusu olan Ümmet-i Muhammedi yabancı gibi; ona zulmeden, tepeden bakan, başına gelen felaketleri umursamayan zalimleri ise yakını gibi görür hale gelir. Allah korusun bu durum maddi manevi çöküşün habercisidir.

Bunun için evimizde, oyuncak ve eşyalarda, Noel gibi, yılbaşı süsleriyle süslenmiş çam ağacı gibi Hıristiyanlık sembollerini bulundurmamaya da özen göstermeliyiz. Çoluk çocuğumuza “Bizim Hıristiyanlara ait bir gelenekle hiçbir alakamız yoktur” diye öğretmemiz gerekir. Çünkü günümüzde medya, sinema ve televizyon sektöründe Hıristiyan âleminin baskınlığı söz konusu…

Bizim çocuklarımız kendi değerlerini tanımadan onların özendirdiği değerlerle karşı karşıya kalıyor. Mutlaka onları bilinçli yetiştirmeliyiz ki, hakkı hak bilsin, batılı batıl bilsin; kendi öz değerlerinin farkında olsun.


Sayı : 34
Büyük Kapak