Vuslat

Sayı : 48 / Şubat 2016, Konu Başlığı : Gönülden Gönüle

Acıdır ayrılıklar yakar, kül eder dokunduğu yürekleri. Bir dünya sızı bırakır uğradığı hanelere. Acıdır ayrılıklar; hele geri dönüşü olmayanlar, buluşma günü, saati mahşere kalanlar.

Bir muska gibi taşır boynunda sevdiğinin adını ayrılığın ateşine düşenler, her yer pınar olsa ne fayda; yanmıştır bir kere gidenin ardından baka kalan gözler.

Tesellisi yoktur zor ayrılıkların, saatler “sabır” diye atar tesbih tesbih. Eller durmadan açılır Hakka “hafiflet acımı ya Rabbi” der de durur diller namaz namaz. Tesellisi yoktur hesapsız ayrılıkların, büyür durur yangını katmer katmer.

Unutmadım hiç evladını kaybeden bir annenin kendi ruhunu da teslim edene kadar, aklına her gelişinde evladının adını sayıklayışını. Unutmadım hiç babasını kaybeden bir evladın dünyanın vefasızlığını anlayarak dünyaya sırtını dönüşünü.

O gün ahiretin kapısında son bulacak bir ayrılığa daha şahitlik ediyordum. Caminin avlusunda, gözüm hep o annede birde önünde duran ve ellerini üzerinden hiç çekmediği yeşil örtülü tabutta. Bitap düşmüş ağlamaktan, sakinleştirici iğnenin etkisinden mi bilinmez ağlamıyor artık.

O kadar çaresiz ve aciz ki! Dünyada ki tüm insanlar bir olsa geri getiremez kaybettiği ciğer paresi evladını. İnsan en çok o tabuta bakınca anlıyor çaresizliğini ve acizliğini. Elinden hiçbir şey gelemeyişinin perişanlığını.

Dert nedir, acı nedir en çok o annenin gözleri anlatıyor şimdi. Merhametinin iktiza ettiği bir keder yaşıyor, isyan etmiyor asla; bilakis dua ediyor cennet bahçelerinde ağırlanması için evladının. O annenin gösterdiği sabır manevi âlemde nasılda tülleniyordur kim bilir.

Belki de ismi çoktan sıddıkların arasına kaydedilmiştir İlahi kalemle.

Gözleri dalıp gidiyor bazen. Kim bilir onca yılını geçirdiği evladıyla hangi hayali canlanıyor gözünde. Doğması, ilk gülüşü, ilk adımı, mezuniyeti… Yanında olmasını ne kadar da arzu ederdi kim bilir. Onu daha çok sevmek, daha çok öpmek, daha çok koklamak için.

Ve haykırmak istiyordur herkese “birbirinizin kıymetini bilin, üzmeyin, kırmayın birbirinizi ayrılık gelmeden evvel” diye.

Bir emanetçi olarak geldiğimiz dünyada her şeyin sahibiymişiz gibi davranmamız ne garip. Ne garip onca gideni gördüğümüz halde kendimizin de aslında bu arzda birer yolcu olduğumuzu unutuşumuz. Evet, birer emanet değilmidir sahip olduğumuzu sandığımız her şey.

Ve bir gün hepsini asıl sahibine teslim etmeyecek miyiz?

Ellerini hiç çekmiyor tabuttan, okşuyor sürekli o soğuk tabutu. İçinde yatan evladının saçlarını, sırtını okşarmış gibi. Herkes ağlıyor ona baktıkça. Delik delik olmuş yüreği, kan damlatıyor belli ki acısından. Melekler bile ağlıyordur bu sahneye eminim.

Ama Allah elbette mükâfatını verecektir bu büyük acının. Şöyle buyurmuştur kâinatın Efendisi; bir çocuk ölünce, Allahü Teâlâ, bildiği halde meleklerine şunu sorar:

-kulumun çocuğunu aldınız, kalbinin meyvesini kopardınız. Peki, kulum buna ne derdi?

Melekler cevaben:

-Ya Rabbi, hamd edip teslimiyet gösterdi.

Yüce Allah’ın merhameti tecelli eder ve Meleklerine hitaben:

-o kuluma Cennette bir ev yapıp, adını da, “Hamd evi” koyun. (Tirmizi)

Evet, Allah zayi etmez hiçbir kulunun hamdını, sabrını, tevekkülünü. Bu dünyanın da ölüme mahkûm olduğunu bilenler bir umut taşır hep içinde. İleriye uzanan yolun sonunda bir kaderin daha beklediğini bilir çünkü. Günahıyla sevabıyla bir kapı daha aralanacaktır önümüzde.

Ve ebediyete açılan bir kapı olacaktır bu elbette. Yokluk yok, sonsuzluk var o kapıda. Sevdikleriyle yeniden buluşup ebedi bir hayat yaşamanın umudu var.
Evet, buradaki ayrılıklar geçicidir, önemli olan Ahiret’e iman etmektir. İşte insanı ayakta tutan o İman gücüdür.

Yoksa dayanabilir miydi o anne, ciğerinin köşesi olan evladının cansız duruşuna. O biliyor ki çektiği acının ilacı vuslat olacaktı Allah’ın izniyle.
Şimdi siz koşun sarılın annenize, babanıza, evladınıza, eşinize. Daha hayattayken bilin kıymetlerini.

Korkmayın, çekinmeyin o iki kelimeyi söylemekten. Sarılın birbirinize sıkıca ve “seni seviyorum” deyiverin usulca. Unutmayın bu kelimeyi en çok hak edenler canımızdan, kanımızdan olan ailemizdir. Unutmayın zamansız ayrılıklar insan içindir.

Ve o vakit gelmeden kenetlenelim birbirimize devamını ahiret yurdunda yaşamak temennisiyle.


Sayı : 48
Büyük Kapak