Ya Rahman…

Sayı : 57 / Kasım 2016, Konu Başlığı : Gönülden Gönüle

“O Allah ki, O’ndan başka İlah yoktur. Gaybı da, müşahede edilebileni de bilendir. Rahman, Rahim olan O’dur.” (Haşr/22)

Ya Rahman celle celaluhu varsın ve birsin. Biz sana verdiğimiz söz üzerindeyiz. Senden başka Rab tanımaz ve eğilmeyiz önünde. Biliriz ki sen her şeye hâkimsin, hem gecenin hem de gündüzün sahibisin. Bizim ve bizim olduğunu sandığımız her şeyin sahibisin. Verdiklerini kendi hazinemiz sanarak şükretmeyi unutan gafillerden eyleme bizi.

Sen Rahman celle celaluhu olan Allah, sayısız rızık ve sayısız nimetler bahşedersin kullarına. Hangi nimetini sayalım ki, hangi nimetinin şükrünü hakkıyla eda edebilelim. Mümkün mü ki Allah’ım her yer, herkes ve her şey senin verdiğin nimetlerle doluyken.

Yer dolu, gök dolu, denizler dolu, asırlar, çağlar dolu verdiğin nimetlerle ve rızıklarla.

Verdiğin sağlık çok büyük bir nimetken unutulur mu toprağa atılan tohumdan narince verdiğin gıdalar ve o gıdaların içindeki şifa kaynakları. Evlat gibi bir nimeti kim sunar bize senden başka, kim indirir gökyüzünden su kaynağımız olan yağmuru, kim yollar her sabah hizmetimize aydınlatan ve ısıtan güneşi. Kim donatabilir gecelerimizi süsleyen yıldızları gökyüzüne. Kim dua gibi bir nimetle bizi kapısına buyur eder de dinler ve deva olur her derdimize.

Ve daha ne nimetler. Ya Rahman celle celaluhu merhametinin delili de olan bu sıfatının önünde bir kez daha eğiliyor, bir kez daha diriliyoruz bir kelime-i şehadet esintisinde. “Rahman (çok merhametli olan Allah)” (Rahman; 1)

Ya Rahman celle celaluhu ne büyüksün ki rahmetin kaplamış tüm yeryüzünü. Yumuşacık bir örtü gibi örter insanı ve insana dair her şeyi. Sen Settar olan Allah’sın. Örtersin ayıp üstüne ayıp, günah üstüne günah işleyen insanı. Vurmazsın kimsenin yüzüne hemen işlenen günahı, mühlet verirsin hatalarını görsünler, vazgeçsinler diye. Beklersin, ihlâsla kapına gelip “Affet Rabbim” desinler, diye. Ve affedersin kapına geleni, bağışlarsın tövbesi ihlâs kokan günahları.

Ya Rahman celle celaluhu; kesmeyiz ümidimizi senden hiçbir zaman. Sen ümit kaynağımızsın, bizleri kimselere bırakmazsın.

“…Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin; zira kâfir kavimden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.”(Yusuf; 87) buyuruyorsun ya hani, bizi de senden ümit kesmeyenlerden, her halükarda ümidine sığınanlardan eyle.

Ya Rahman celle celaluhu biliriz affedeceğini, ümitvarız çünkü öyle dua etmiş Efendimiz. “Allah’ım Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affeyle” diye. Ne büyük bir nimet ki affedici olduğun gibi, affetmeyi de seviyorsun. Biliriz ki bu yüzden açıktır tövbe kapın son nefes gelmeden önce. Hem de ardına kadar. Ne günah olursa olsun işlenen, kovmazsın kapına geleni, buyur edersin o engin rahmetinle. Öyleyse affet bizleri de işlediğimiz küçük büyük her günahtan.

Ya Rahman celle celaluhu ayırt etmezsin iyi, kötü, zengin, fakir, büyük, küçük diye hiç kimseyi. Öyle yücesin ki yeryüzüne yolladığın her canlıya sahip çıkıyor, nimetlerini esirgemiyorsun kimseden. Tüm yarattıklarına rahmet nazarıyla bakıyor, rahmetinle muamele ediyorsun. Himayen altına aldığın kullarına cennetler vaat ediyorsun, sadece Sana kul olmaları karşılığında.

Bazen sıkıntılar düşüveriyor hayatımızın orta yerine. Ağzımızın tadı kaçıyor, bakışlarımız bulanıyor aniden. Sonra silkelenip kendimize geliyoruz.

“Benim bir sahibim var, elbette benimle beraberdir” deyince nefes alıyor yüreğimiz. Rahman sıfatını nakş edince yüreğimize bir sabr-ı cemil düşüveriyor üzerimize. Sonra sıkıntımız her neyse küçülüveriyor gözümüzde. Ve hatırlıyoruz bu dünyanın bir imtihan meydanı olduğunu. Gösterdiğin engin rahmetin karşısında elbette zaman zaman imtihanlara da maruz bırakacağını. Yine sana sığınıyor ve senin yardımınla atıyoruz üzerimizde ki ağırlıkları.

Ya Rahman celle celaluhu biz iman ediyoruz, bazen sınamak için verdiğin zorlukların er ya da geç biteceğine. Biz iman ediyoruz sabredenleri en güzel şekilde mükâfatlandıracağına. Sen Rahman olan Allah’sın, darda bırakmazsın kullarını, omuzlarımıza zaman zaman yüklediklerin de taşıyabileceğimizden fazla değildir. Sen kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemezsin biliriz ya Rahman celle celaluhu. “Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar...” (Bakara; 286)

Verdiğin sıkıntılar seni hatırlatıyor, dualarımızı avuçlarımızda toplayıp kapına koşuyoruz hemen. Sahip olduğumuz nimetleri hatırlatıyor, kendimize getiriyor bizleri sıkıntı dediğimiz şey. Avucumuzda ki duaları bırakınca huzuruna temizliyorsun üzerimizden günahların kirlerini. Ne yücesin ki verdiğin sıkıntı bile bir nimet oluveriyor ahir ömrümüzde. Ve hamd ederek eğiliyoruz önünde, bir kez daha diriliyoruz bir kelime-i şehadet esintisinde.


Sayı : 57
Büyük Kapak