Yeni Sayımız Çıktı: "Haset"

Sayı : 60 / Şubat 2017, Konu Başlığı : Güldeste

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,

Allah'ın Rahmeti ve Bereketi üzerimize olsun.

İslami hayat dergisi olarak bu sayımızda “Hased sevaplarımızı yiyip bitirmesin,” konusunu kapağımıza taşıdık. Malum olduğu üzere tasavvuf yolu, nefisle devamlı bir mücadele etme yoludur. Tasavvuf büyüklerinin nasihatleri, nefsin çeşitli maskeler altında haklı göstermeye çalıştığı sinsi duygularımızın aslında ne kadar tehlikeli olduğunu öğretir.

Allah-u Zülcelal Kuran-ı Kerim’de insanın kalb durumuna sık sık dikkat çekmiştir. Ayet-i kerimelerin üslubuna dikkat edersek görürüz ki kötü ahlaklar, genellikle, kafirlerin, münafıkların ve fasıkların üzerinden örnekler verilerek bize tanıtılmıştır ki bu ahlakların mümine yakışmadığı, ancak Allah'ın sevmediği bu kulların kötü sıfatı olduğuna dikkat çekilmiştir.

Ancak ne yazık ki, müminler de kendi iç dünyalarında bu kötü ahlaklardan kaynaklanan rahatsız edici duyguları hissedebilirler. Çünkü Allah'ın dini ve terbiyesi altında temizlenip arınmadan önce nefsimiz de bu kötü sıfatlara meyillidir.

İşte bu sebepledir ki, kalplerimizi Allah'ın razı olduğu tertemiz kalpler haline getirmek için bu kötü sıfatlardan arınmamız gerekmektedir. Elbette bu kötü hislerden kurtulmanın en etkili yolu da, bunların sebep ve sonuçlarını incelemek ve bu hislere kapılmanın yanlışlığını anlamaktır.

İnsanın bu dünyada geçirdiği hayat imtihanının gayesi, Allah’a layık bir kul haline gelinceye kadar saflaşmaktır. Bunun için nefsimizin duygu ve dürtülerini sürekli akıl süzgecinden geçirerek kötü ahlaka sebep olan tortulardan kurtulmaya çalışmalıyız. Allah-u Zülcelâl bize bu kabiliyeti vermiştir ve kullanmamızı istemektedir. Nitekim Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem: “Ahlakınızı güzelleştiriniz” buyuruyor. Eğer ahlakımız elimizde olmayan bir şey olsaydı onu güzelleştirmekten sorumlu olmazdık.

Mümin kalbinin alameti, mümin kardeşlerine verilenlerden dolayı samimiyetle sevinecek kadar saf ve temiz olmaktır. Hem bu bir müminin Rabbine karşı kulluk edebinin de gereğidir. Rabbinin takdirine razı olmak, Allaha karşı iman, teslimiyet ve tevekkülü tam olan bir kulun mümtaz vasfıdır. Hem aklını güzelce kullanan bir kul, fani dünya hayatında kimin neyle imtihan ediliyor olduğunun hiç de önemli olmadığını bilir, bunlarla meşgul olmaz. Asıl kendisine verilen nimetlere şükredip Allah'ın rızasını kazanmanın gayretinde olur.

Allah-u Zülcelâl cümlemizin kalbini razı olduğu selim kalpler haline getirsin. Amin.


Sayı : 60
Büyük Kapak