Yeni Sayımız Çıktı: Mü'minin Sığınağı: "Takva"

Sayı : 57 / Kasım 2016, Konu Başlığı : Güldeste

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,

Allah'ın Rahmeti ve Bereketi üzerimize olsun.

İslami hayat dergisi olarak bu sayımızda “Müminin Sığınağı Takva” konusunu kapağımıza taşıdık. Ahir zamanda hızla değişen gündemler, akıl ve gönül ekranımızı bulanıklaştırıyor, bizi asıl odaklanmamız gereken konulardan uzağa savurabiliyor. Bu sebeple Kuran-ı Kerim’de çok sayıda ayet-i kerimede bizden istenen takva mefhumunu hatırlatarak asıl gündemimize geri dönelim istedik.

Allah-u Zülcelal Kuran-ı Kerim’de insanı ahsen-i takvim zirvesine aday olacak şekilde yarattığını ama çoğu zaman insanın esfel-i safiline yuvarlandığını bildiriyor. İnsan, en iyi, güzel ve doğru hal ve hareketlerle, Ahsen-i takvim seviyesine çıkma istidadına sahiptir. Ama bu istidadı Allah'ın gösterdiği yolda kullanmayıp, şeytanın tahrik ettiği ve nefsin meylettiği yönde kullanırsa hayvanlardan aşağı bir sefalete de düşebilmektedir. Öyleyse insanın daima teyakkuz halinde olması, asla rehavete kapılmaması gerekmektedir.

Bilhassa ahir zamanda Müslümanlar, modern kültürün zehirlediği insanlardaki pervasızlık ve cüretkarlığa bakıp da takva ayarlarından uzaklaşmamaya özen göstermelidir.

Mümin kalbinin alameti, Rabbine karşı daima takvalı ve edebli olmaktır. Mümin ibadetleri sebebiyle dahi kendinden razı olmamalı, asla rehavete kapılmamalıdır. Aksine ibadetlerinin kabule şayan olup olmadığını bilmemenin endişesiyle ürpermelidir.

İnsan Allah-u Zülcelâl’in nimetlerini tam olarak idrak edip, yüceliğini hakkıyla tanıyabilse Rabbinin makamına karşı ciddi bir mesuliyet hissederdi. Öte yandan nefsinin zayıflığını düşününce bu mesuliyeti yerine getirmek için de yine Rabbinin yardımına muhtaç olduğunu görürdü. Kendisini bu hal üzerinde gören bir kul, “Acaba Rabbim beni kulu olarak görmek istiyor mu? Bana kulluğunu nasip edecek mi? Son nefesimde beni mümin olarak selamete çıkaracak mı?” diye endişe çekerdi.

Nitekim Hz. Ebubekir radıyallahu anh efendimiz, İslam'a ilk giren erkek ve Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin en sadık sahabesiydi. Fakat Rabbinin kendisi üzerindeki hakkını idrak ettiği için daima endişe hissederdi. Bir keresinde üzerindeki mesuliyetin korkusuyla şöyle demişti: "Keşke ben, şu yeşilliklerden bir yeşillik olsaydım, hayvanlar gelip beni yeselerdi ve ben (bir insan olarak) yaratılmamış olsaydım." Rivayete göre bunun üzerine, "Rabbinin makamından korkan kimselere iki cennet vardır." (Rahman, 55/46) âyeti nazil oldu. (es-Suyûtî, Lubabu'n-nukûl, 401-402; İbn Ebi Hâtim rivayet etmiştir.)

Onlar İslam'a hizmetlerine ve fedakarlıklarına güvenmeyip böyle endişe ederken bizim böyle tehlikelerle dolu bir çağda çok daha fazla endişe etmemiz gerektiği anlaşılmaktadır.
Allah-u Teâlâ kalplerimizi takvaya ayarlayabilmemiz için bizlere yardım eylesin. Âmin.


Sayı : 57
Büyük Kapak