Yeni Sayımız Çıktı: Tesettürün Modası Olur mu?

Sayı : 42 / Ağustos 2015, Konu Başlığı : Güldeste

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,

Allah'ın Rahmeti ve Bereketi üzerimize olsun.

Bizim medeniyetimiz, insanın iç dünyasını nefsanî kötülüklerden temizleyip, faziletlerle süslemesine önem veren bir inanç sistemine dayanıyor. İçinde yaşadığımız çağ ise tam tersini, insanın dış görünüşüyle değer kazanacağını telkin ediyor. Bilhassa hanımlar ve gençler bu telkinlere kapılıyor.

Allah-u Zülcelâl bizleri yaratırken iç dünyamıza çeşitli duygular koymuş. Bu duygular arasında sevilmek, beğenilmek, kabul görmek arzusu da önemli bir yer tutuyor. İnsanların büyük çoğunluğu insanlar arasında kabul görmek ve beğenilmek için, giyim kuşamının moda akımlara uygun olması gerektiğini zannediyor.

Moda sadece dış görünüşümüzü şekillendirmekle kalmıyor, manevi hayatımıza da tesir ediyor. Bir Müslüman olarak, bilhassa Müslüman hanımlar olarak kılık kıyafetimizin de maneviyatımızı koruyan ve destekleyen nitelikte olması gerekiyor. Oysa modaya yön veren zihinler bizim maneviyatımızı hiç de önemsemiyor. Kılık kıyafetimizin tesettüre uygun olması, israfa kaçmaması, kibri değil; kardeşliği ve tevazuu yansıtması gerekirken tam zıddı bir dış görünüşle ortada dolaşan bir nesil ortaya çıkıyor.

İşte bu noktada biz Müslümanlar durup düşünmeliyiz; modaya mı uyacağız, yoksa Allah'ın emirlerine mi? Kendimizi insanlara mı beğendireceğiz, Rabbimize mi?

Allah-u Zülcelâl bizi bir hususta kesin bir üslupla uyarıyor: “Yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar.”(Enam, 116)

Demek ki insanların çoğunun uyduğu akımlara uymak bize yakışmıyor. Büyüklerimizin devamlı ikaz ettiği gibi bizim önümüze gelen her seçimde, “Acaba Allah bu hususta nasıl bir tercih yapmamdan razı olur?” diye düşünmemiz gerekiyor.

Allah-u Teâlâ bizi hayatımızın her sahasında Kendi rızasını hedefleyen, temiz akıllı ve sağlam iradeli kullarından eylesin. Âmin.


Sayı : 42
Büyük Kapak