Yeni Sayımız Çıktı: Yükü Hafif Olan Kurtuldu!

Sayı : 35 / Ocak 2015, Konu Başlığı : Güldeste

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,

Allah'ın Rahmeti ve Bereketi üzerimize olsun.

Allah-u Zülcelal Kuran-ı Kerim’de, nefsimize yerleştirilmiş olan hırs ve arzulara dikkat çekerek bizi uyarıyor: “Kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları (nakit para), atlar (binek araçlar), davarlar, ekinler (gelir getiren mal ve mülkler) size süslü gösterilmiştir. Hâlbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır.” (Al-i İmran, 14)

Bizler her ne kadar bizden önce gelip geçenlerin, malını mülkünü mirasçılara bırakıp bu dünyadan bir kefen bezine sarınarak hesap meydanına gittiğini görsek de yine de dünyaya karşı çok düşkünüz. Elimizdeki nimetlerin birer emanet olduğunu, onlarla ne yaptığımızı daima görüp duran bir Rabbimiz olduğunu unutuyoruz.

Peygamber efendimiz “Kıyamette herkes, şu dört suale cevap vermedikçe hesaptan kurtulamaz: Ömrünü nasıl geçirdi? İlmi ile nasıl amel etti? Malını nereden, nasıl kazandı, nereye harcadı? Bedenini nerede yıprattı?” (Tirmizi, Kiyamet, 1) buyuruyor. Bizler ise elimizdeki nimetlerin hesabı üzerinde düşünmek yerine bizden daha fazla imkânı olanlara göz dikiyoruz.

Gerçekten de insanoğluna nimet ve imkânlara karşı büyük bir arzu ve hırs verilmiş; gözümüz bir türlü doymuyor. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor: "Her ümmet için bir fitne vardır, benim ümmetimin fitnesi de maldır." (Tirmizî, Zühd, 26)

Gerçekten de dünyevi imkânlarla şımarmak ve hırsa kapılmak bir ailenin fertlerini bile bir birine düşürebilecek bir fitne haline geliyor. Allah dostları boşuna, “Şükrünü eda edebildiğin ve ihtiyaçlarına yetecek kadar olan az mal, seni azdıran çok maldan daha hayırlıdır” diye ikaz etmiyor. Ne tuhaftır ki daha çok imkâna sahip olursak daha mutlu olacağız zannederken çoğu zaman huzurumuz bozuluyor.

Aslında problem geniş maddi imkâna sahip olmak değil, o imkânla ne yapacağına dair kuvvetli bir şuura, maneviyata ve ahiret rağbetine sahip olmamak.

Rabbimiz “Size verdiğimiz imkânlarla ahiret yurdunu kazanın” diye emrediyor. Dünyevi imkânlara yaklaşımımız daima, nefsin arzularını acele dünyada tatmin etmek arzusuyla değil, onu ihsan eden Rabbimizin veriş gayesi noktasında olmalı…

Etrafımızda bunca ihtiyaç sahibi varken istiflemek, yığmak, ahiret yükümüzü kat kat artırmak, mirasçılarımızı azdırmak ve birbirine düşürmek, hikmete uygun bir davranış olmasa gerek…

Allah-u Teâlâ bizi elindeki imkânları yaratılış gayesine göre kullanan güzel kullarından eylesin. Âmin.


Sayı : 35
Büyük Kapak