Yeni Yılda Yeni Başlangıçlar

Sayı : 46 / Aralık 2015, Konu Başlığı : Hasbihal

31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece ülkemizde yılbaşı kutlamaları adı altında, taşkınlık içinde günahların işlenmesine sahne olmaktadır. Bir kısım insanımız da büyük günahlar işlemese de evde yiyip içerek, televizyonda eğlence programları seyrederek “Biz Noel’i değil yeni yılın gelişini kutluyoruz” demektedirler.

İster Noel adıyla olsun, ister yılbaşı adıyla olsun, başka bir dinin bayramına herhangi bir şekilde iştirak etmemiz caiz değildir. Çünkü kutsal günler ve bayramlar, bir dinin ayırt edici özellikleridir. Aslında Noel yortusu Hz. İsa aleyhisselamın doğumundan çok önceki putperest inançlardan kaynaklanmaktadır. Bugünkü muharref Hıristiyanlığın birçok ritüeli gibi, “Christ’s mass” (Mesih’in ayini) günü de aslında eski Roma’nın yıldız perestlik dinlerinden geçmiştir. Malum, günler kış mevsiminde kısalır. Günlerin en kısa olduğu 21 aralık gün dönümünden sonra yeniden uzamaya başlar.

Roma tapınaklarında 21 Aralık günü günlerin tekrar uzamaya başlaması kurbanlar kesilerek, yenilip içilerek kutlanıyordu. Hıristiyanlık inancı Romada yaygınlaşınca eski kutlamalar yeni bir isimle Hz. İsa aleyhisselamla ilişkilendirilmeye başlandı. Böylece güneşe tapanların yortusu, Hz. İsa’nın doğum günü biçimini aldı. Halen dindar Hıristiyanlar 25 Aralık civarındaki bu günde kilisede toplanıp ayin yaparlar. Evlerinde çam ağacı süslemek, hindi pişirmek gibi gelenekleri sürdürürler.

Aslında çam ağacı, Hz. İsa aleyhisselamın yaşadığı Filistin’in doğal bitki örtüsünde rastlanan bir ağaç değildir. Bu ağaç kuzey Avrupa’da yaygındır. Çam ağacının kış aylarında yapraklarını dökmemesi, bazı nesneleri kutsal sayan putperestlerin ilgisini çekmiş, onu süslemenin ebedi gençlik getireceğine inanılmış. Kuzey Avrupa’da yaşayan bazı putperest kavimler, ilahlarına sunu olarak çiçeklerle ve renkli süslerle bezeli meşe ağacı sunarlarmış.

Bugünkü Noel adetlerinin hemen hepsi putperest dinlerden geçmiştir. Bilhassa çok içki içerek sarhoş olmak, çılgınca eğlenmek, eski Roma’nın Şarap tanrısı diye taptıkları Dionisos’un yortularından kalma bir adettir.

Hıristiyan din adamları, takvimle ilgili karar alırken de Roma’dan etkilendiler. Peygamberlerin getirdiği dinler ay takvimini esas aldığı, İsrail oğullarının dini bayramları da ay takvimine göre kutlandığı halde kilise Güneş takvimini esas aldı.

1 Ocak’ın yılbaşı olarak kabul eden Jülien takviminin Hıristiyan aleminde kullanılmasıyla birlikte bugün caddelerde ve eğlence mekanlarında görülen çılgın yılbaşı kutlamaları adet olarak yaygınlaşmaya başladı. Batılılaşmanın etkisiyle bu eğlenceler bugün Müslüman gençler arasında da özentiyle taklit ediliyor.

Sonuç olarak yılbaşı adetlerinin kaynağı putperest hurafeleridir. Bunların içinden içki içmek, kumar ve piyangoya iştirak etmek gibi aslen haram olanlar bu gece de aynen ve daha şiddetle haramdır. Çünkü insanların baş kaldırırcasına, topluca günah tuğyanına katılması, gizlice, utana sıkıla günah işlemesinden daha çok Cenab- Hakkın gazabını celbeder.

Bunun yanında başka zamanlar helal olan, hindi eti yemek, meşru biçimde eğlenmek gibi adetleri de taklit etmemelidir. Müslümanlar başka toplumlara özenmez, taklit etmez. Onlar hiçbir zaman Müslümanların dini günlerini taklit etmezler. Müslümanların kendilerini hor gören, sömüren, ezen, Müslüman katliamına duyarsız kalan batılılara özenmesi utanılacak bir haldir.

Esasen yeni yılın gelişini kutlamanın mantıklı bir nedeni yoktur. O gün sadece yeni bir güneş takvimi yılı başlamaktadır ki, üstelik bu takvim bizim kendi takvimimiz de değildir. Bizim takvimimiz, Peygamberimizin hicretiyle başlayan ve ay hareketlerini esas alan hicri takvimdir.

Aslında yeni yıl geliyor diye inanmanın bir geçerliliği de yoktur. Çünkü kaçımız önümüzdeki bu yılın sonuna kadar yaşayacak, bilmiyoruz. Öyleyse bir yıl daha geliyor diyemeyiz, tek bildiğimiz ömrümüzden bir yılı tükettiğimiz.

Bu durumda akıllı insan, gelen yılı değil, giden bir yılı düşünür. Ömrümüzden bir yıl daha tükendi, biz onu nasıl değerlendirdik?

Geçen yılın muhasebesini yapsak, bu kadar gülüp eğlenmeye halimiz kalır mı? Acaba günahımız mı çok sevabımız mı? Yıldan yıla yaşlanıyoruz; gençliğimiz gidiyor, gücümüz azalıyor. Önümüzdeki yıllar ne getirir, bilmiyoruz. Belki bugüne kadar sahip olduğumuz imkanları arayacağız. Öyleyse bu imkanlarla bu kadar zamandır ne yaptık?

Biz bunun muhasebesini yapmasak bile bize bir gün bu hesap sorulacak. Mademki bundan kaçış yok, öyleyse zamanında hesabımızı yapıp, sonunda pişman olmayacağımız bir hayata başlamalı değil miyiz?

Mademki durumumuz budur, öyleyse neyin kutlamasını yapıyoruz?

İlla ki yeni yılın gelişini kutlayacaksak bari onu geçmişe tevbe ederek, salih amellere hiç gecikmeden, hemen başlayarak yapmalıyız.

Etrafımızda işlenen günahlara mani olamıyorsak en azından Allah'tan mağfiret ve hidayet isteyerek o geceyi geçirmeliyiz.

Sayı : 46
Büyük Kapak