Yenidoğan Bebeklerde Sarılığın Takibi

Sayı : 71 / Ocak 2018, Konu Başlığı : Sağlık

Bebeklerin ömürlerinin ilk dört haftalık sürecine “yenidoğan dönemi” denir. Yenidoğan bebeklerin sağlık bakımından dikkatle takip edilmesi gerekir. Bebeklerde dikkatle takip edilmesi gereken durumların başında da “yenidoğan sarılığı” gelir.

Zamanında doğan bebeklerin %60’ında; prematüre yani gününden daha erken doğan bebeklerin ise %80’inde yenidoğan sarılığı görülür.

Sarılık önce yüzde başlar, kandaki sarılığa sebep olan “bilirubin” seviyesi arttıkça sırayla göğse, karna, kol ve bacaklara doğru ilerler. Göz akı da sararır.

Bebeğin yüzünde bir noktaya parmakla hafifçe bastırılıp kaldırıldığında sarı renk daha bariz bir şekilde görülebilir. Güneş ışığı veya floresan lamba ışığı altında daha kolay fark edilebilir.

Hangi bebekler sarılık açısından daha risklidir?

Erken doğmuş bebekler,

İlk 24 saatte sarılığı tespit edilenler,

Emme sorunu olup buna bağlı olarak iyi beslenemeyen bebekler,

Sarılığı iki haftadan uzun süren bebekler,

Büyük kardeşlerinin bebeklik dönemlerinde ışık tedavisi gerektirecek kadar sarılık tespit edilmiş olanlar.

Doğum esnasında kafa derisi altında kanama meydana gelmiş olanlar.

Yenidoğan sarılığı çoğunlukla “Fizyolojik sarılık”tır, yani patalojik bir durum, bir hastalık belirtisi değildir. Bu genellikle doğumun ikinci günü başlayan, üç ve dördüncü günlerde en yüksek seviyesine ulaşan, daha sonra giderek azalıp kaybolan bir durumdur. Ancak aşırı ve hastalık belirtisi olan sarılık olup olmadığının anlaşılması için dikkatle takip edilmelidir.

Bebeğinizin sarılık derecesinin normal seviyede mi, yoksa hastalık belirtisi veya aşırı mı olduğunu tespit etmek için bir sağlık kuruluşuna başvurup “bilirubin” seviyesini ölçtürmeniz önemlidir. Doktorunuz kandaki bilirubin seviyesine göre sizi yönlendirecektir.

Bilirubin nedir?

Bilirubin, yenidoğan sarılığına sebep olan maddenin adıdır. Yenidoğan bebeklerin kanında alyuvar sayısı fazladır. Doğumdan sonra onların bir kısmı parçalanınca kanda ve safrada bilirubin maddesinin seviyesi yükselir. Doğumdan önce bebeğin kanındaki maddeleri annenin karaciğeri temizler. Doğumdan sonra bebeğin karaciğerinin kapasitesi bilirubini temizleyebilecek kadar gelişmemiştir. Bu gelişim erken doğanlarda daha uzun sürebilir. Normal gününde doğanlarda da erişmesi birkaç gün alabilir. Bu arada karaciğer tarafından süzülüp temizlenemeyen bilirubinin kandaki artarak sarılığa neden olur.

Yenidoğan bebeklerde görülen sarılıkların çoğu fizyolojik sarılıktır; yani tehlike sınırını aşmaz ve bir iki haftada kendiliğinden geçer. Ancak yine de takip edilmelidir. Eğer ilk on gün içinde bilirubin yüksek seviyelere ulaşırsa, beyin hasarına neden olabilir. On günden sonra kan beyin bariyeri kapanarak bilirubinin kandan beyne geçmesinin engellendiği kabul edilmektedir.

Bilirubinin yükseldiği nasıl anlaşılabilir?

Kandaki bilirubin maddesinin atılması için bebeğin bolca sıvı gıda alması gerekir. Eğer bebeğin cildindeki sarılık giderek koyulaşıp belirginleşiyor, bebek çok uyuyor, emmesi azalıyorsa bilirubin yani sarılık seviyesinin daha da artmasından korkulur. Hemen doktora başvurup test yapılmalıdır.

Bilirubin düzeyi desilitrede 5 miligramın (mg/dL) altında olan bir bebek normal kabul edilirken, 5 mg/dL değerinin üstündeki her değer yüksek olarak görülür. Düşük veya orta seviyede sarılığı olan bebeklerin çoğu tedaviye ihtiyaç duymaz ve sarılık bir-iki hafta içerisinde geçer.

Eğer bilirubin beyni etkileyecek kadar yüksek ise, bebek başını geriye atar ve tiz sesle ağlamaya başlar. Bu duruma “kernikterus” denilir. Bu tablo havaleye kadar gidebilir. Önlemek için zamanında tedbir alınmazsa beyin hasarı bebekte çoğu zaman zekâ geriliği, işitme, görme sorunları ve motor gelişim geriliğine yol açar. Bu sebeple sarılığın yükselmesine izin verilmemelidir.

Sarılığın Tedavisi

Sağlıklı bir bebeğin vücudunda, bilirubin normal kan dolaşımıyla karaciğere gider, oradan safra kanalına atılır ve en sonunda dışkı ile vücuttan atılır. Bu sistemin çalışması için bebeğinizi mümkün olduğu kadar erken emzirmeye başlayın ve sık sık emzirin.

Annenin göğsünde ilk zamanlarda ağız sütü (kolostrum) denilen sarımtırak bir süt üretilir. Bu süt bebeğin sindirim sistemini harekete geçirir ve atıkları vücuttan uzaklaştıracak şekilde bağırsakları çalıştırır. Bu da fazla bilirubinin bağırsaklardan atılmasına yardımcı olur. Bebeğiniz ne kadar sıvı gıda alır ve bezini sık kirletirse sarılığın geçmeye başlaması da o kadar çabuk olur.

Bebeği iyi beslemek, kilo alımına, bebeğin organ ve sistemlerinin gelişimine de yardımcı olur. Böylece vücutta karaciğer de gelişip görevini gerçekleştirmeye başlar.

Sarılığın iyileşmesine yardımcı olan bir diğer yöntem de ışıkla tedavidir. Işık tedavisinin etkisi şöyle olmaktadır: Ultraviyole ışık bilirubin ile tepkimeye girdiği zaman vücuttan atılması için karaciğerden geçmesine gerek olmayan bir forma dönüşür. İşte bu sebeple karaciğeri gelişmemiş bebeklerin sarılığının tedavisinde, vücuttaki fazla bilirubinin ultraviyole ışık ile ortadan kaldırılması yoluna gidilir.

Ultraviyole ışık, güneş ışığında da bulunur. Bebeği gün içerisinde üzerinde sadece bezi kalacak şekilde çıplak olarak bir iki kere beşer dakikalığına güneş ışığında tutun. Bundan daha fazla güneşte bırakmak bebeğe zarar verebilir. Bebeğiniz çıplakken üşümemesi için kucağınızda tutun ve odanın sıcaklığını artırmaya dikkat edin.

Doktorunuz bebeğinizin sarılık seviyesini yüksek bulursa hastane ortamında ışık tedavisini gerekli görebilir. Buna bebeğin prematüre olup olmamasına, beslenme durumuna, kilosuna ve kanda bilirubin seviyesine bakarak karar verilir. Genellikle bebeğin kanda bilirubin seviyesi çok yüksekse, düşmüyorsa ve hatta yükseliyorsa, iki hafta geçtiği halde azalmadıysa ışık tedavisine başvurulur.

Fototerapi yani ışık tedavisi, mavi-yeşil renkte bir ışıkla uygulanan bir tedavidir. Bebeğe zararı yoktur ve çoğu bebek için de sıkıntısızdır. Bebeğiniz özel bir ışık kaynağı altına yerleştirilir. Işıktan zarar görmemesi için bebeğin gözleri kapatılır. Bu ışık bilirubinin idrar ve dışkı yoluyla vücuttan atılmasını sağlar.

Tedavi sırasında bebeğin kanı alınarak bilirubin düzeyinin güvenli sınıra düşüp düşmediği kontrol edilir. Tedavisi sonlandırıldıktan bir iki gün sonra bilirubin seviyesi tekrar yükselebilir. Bu sebeple doktor kontrolü gereklidir.

Sarılığın tedavisinde çok nadir durumlarda kan nakline başvurulabilir. Diğer yöntem ve tedaviler yeterli olmadığında bebeğinizdeki şiddetli sarılığı azaltmak için kan nakline ihtiyaç duyulabilir.

Kan Uyuşmazlığına Bağlı Durumlar

Bazen sarılığın şiddetli bir seyir izlemesinin sebebi, anne ile bebek arasında kan uyuşmazlığıdır. Bebeğin kan grubuna karşı annenin geliştirdiği antikorlar, plasenta yoluyla bebeğe geçtiği zaman, bebeğin bilirubin miktarını etkiler ve sarılığa neden olur.

Kan uyuşmazlığının farklı sebepleri olabilir. En tehlikeli uyuşmazlık Rh faktörü uyuşmazlığında görülür. Rh faktörü, alyuvarlarda bulunan bir proteindir. Çoğu insanın alyuvarlarında bu protein vardır ve kan grupları Rh + dir. Alyuvarlarında bu proteini taşımayan kişiler ise Rh – kan grubuna sahip olarak adlandırılır.

Kan grubu Rh – olan bir kişinin kanı, Rh + birinin kanıyla temas ederse, Rh- kan sahibi, tanımadığı bu proteini zararlı olarak algılar ve bir mikrop gibi, savunma sistemi Rh proteinine karşı savaşmak üzere antikor üretir.

Rh- bir anne, karnında Rh + olan bir bebek taşıyorsa, annenin oluşturduğu antikorlar, anne karnındaki bebeğin alyuvarlarına saldırınca, bebeğin kan hücreleri parçalanması sorunu hızla artar. Hatta bu durum ciddi kansızlık, beyin hasarı ve bebeğin ölmesine sebep olabilir.

Diğer bir kan grubu uyuşmazlığı yani AB0 uyuşmazlığında görülür. Eğer annenin kan grubu 0, bebeğinki A, B veya AB ise; annenin kanında doğal olarak anti-A ve anti-B denen, A ve B kan gruplarına tepki veren antikorlar bulunacaktır. AB0 uyuşmazlığında da sarılık riski artsa da Rh uyuşmazlığına nazaran daha hafif seyreder.

Bunun yanında glikoz-6-fosfat-dehidrogenaz eksikliği gibi genetik enzim eksiklikleri de bazı kan hücrelerini yıkarak kan dolaşımında daha çok bilirubine yol açtığı için, sarılık riskinin yükselmesine neden olabilmektedir.

Normalde anne karnında bebek ile annenin kanı birbiriyle karşılaşmaz, temas etmez. Ancak gebelikte geçirilen bir kanama buna sebep olmuş olabilir. Anne ile bebek arasında kan uyuşmazlığının olup olmadığı ve annenin kanında antikor oluşup oluşmadığı testler ile anlaşılabilir.

Doğumdan önce annelerin kan gruplarına bakılarak Rh (-) ve 0 grubu annelerin belirlenmesi ve bebekle aralarında kan uyuşmazlığı olup olmadığının takip edilmesi, ihmal edilmemesi gereken çok önemli tedbirlerdir.

Annenin kan grubundan, doğum yaşına, erken doğum riskine kadar birçok riskler dikkatle takip edilmelidir. Riski yüksek olan anneler, bebeklerinin sarılık durumuna karşı daha da hassas olmalıdır.

Riskli durumlarda yenidoğan bebekleri doğumdan itibaren sarılık açısından sık sık kontrol edin. Teşhis açısından sarılığın ilk 24 saatte görülüp görülmemesi çok önemlidir.

Bebeğinizin kıyafetlerini çıkarıp güneş ışığı altında rengine bakın. Bunun yanında iştahsızlık, uyku, ateş yükselmesi, halsizlik gibi belirtileri gördüğünüzde acilen doktora götürün.


Sayı : 71
Büyük Kapak