İyi Bir Gelin Olmanın Yolları

Sayı : 32 / Ekim 2014, Konu Başlığı : Saadethane

Evlenmek, mutlu bir yuva kurmak, her genç kızın hayallerini süsler. Gerçekten de bir genç kız için kendine denk, kıymetini bilen, Allah’tan korkan bir talip bulması, yuvasını kurması Allah'ın lütfettiği bir nasiptir.

Ama bu mutluluğun üstüne gölge düşüren bir konu vardır; bilmediğiniz bir aileye gelin gitmek ve bu yeni ailenizde eşinizin yakınlarının düşmanca tavırlarıyla kuşatılmak…

Anne babasının himayesi altında, güven içinde yaşayan genç kız için en büyük risktir, bu, hoşgörülü ve müşfik yuvadan çıkıp, hiç tanımadığı bir aileye girmek… Bu yeni ailede kocası tarafından yeterince sahiplenilmemek, haksız eleştirilere maruz kalmak, acımasızca muamelelere uğramak…

Evlenmek ne kadar güzel ise gelin olmak bir o kadar sıkıntılı bir durumdur. Şimdiye kadar evi annesi çekip çevirmiştir, masrafları babası karşılamıştır, genç kız sadece okulunu, arkadaşlarını, giyim kuşam gibi özel meselelerini düşünmüştür. Arada bir annesine yardım etmek bile zoruna giderken şimdi bütün evin sorumluluğunu yüklenecektir. Üstelik kocasının nelere önem verdiğini, nelerden hoşlandığını da pek bilmemektedir.

En kötüsü de acemilik çağı boyunca onu bir müfettiş gibi takip eden, en ufak bir hatasını bulunca hemen onu kocasının gözünden düşürmek için tetikte bekleyen bir kayınvalide başı ucunda bekliyor olacaktır.

Günümüzde genç kızların çoğunun hafızası, kayınvalidelerinden çok çekmiş olan annelerinin karamsarlık uyandıran hatıralarıyla doludur. Çünkü bizim geleneğimizde evlilik bir erkekle bir kadın arasındaki beraberlik olarak görülmez, bir büyük aileye yeni bir üyenin gelin olarak girmesi şeklinde düşünülür. Hatta artık ayrı evlerde oturulsa bile mantık tamamen değişmemiştir. Hala geline kayınvalidesinin çırağı ve yardımcısı gözüyle bakılır. Yeni evlilerin hemen hemen her önemli gününde aile büyükleri başlarındadır.

Çeyiz yerleştirilirken, misafir gelince, doğum yapınca, ev taşınınca hemen damadın annesi gelir ve “ilgilenir.”

Kayınvalideniz elbette hayat tecrübesine sahip bir kadın olarak hemen her işte ustadır. Gelin hanım yavaş yavaş, kendisi deneyerek yanılarak hayatı öğrenmek ister ama kayınvalidesi buna pek izin vermez. Oğlu da hemen her konuda annesini daha güvenilir bulmakta, hemen her önemli işe onun nezaret etmesini tercih etmektedir. Gelin hanım ise artık bu kadının evinden çıkıp gitmesi için sabırsızlanmaktadır. Fakat bu hislerini kocasına söyleyecek olursa, “Kayınvalidesini istemeyen kötü gelin!” damgasını yiyeceğini bilmektedir.

İşin kötüsü gerçekten de bu kadından hiç hoşlanmamaktadır. Sürekli hayatlarını yönetmesi, hatta “Oğlumu elimden almana izin vermeyeceğim,” dercesine oğlunun üzerindeki etkisini hissettirmesi, genç hanımın canını çok fena sıkmaktadır. Hele bir de kocası “anne kuzusu” ise, yani annesinin duygusal baskılarına karşı hemen hal ve tavırları değişiveriyorsa gelin hanım bir türlü evliliğinde kendini güvende hissedemez. Çünkü kendisini kayınvalidesinin insafına terk edilmiş gibi hisseder. Adeta şu kadının dudaklarından dökülecek bir cümle onun ölüm fermanı olabilecektir.

Ve yüzyılların bitmeyen savaşı bir kere daha sahnelenir, gelin hanım kendi saadetini güvence altına almak için kayınvalideyi uzakta tutma çabasına girer. Kayınvalide ise, sanki zamanında kendisi de aynısını kendi kayınvalidesine yapmamış gibi bu durum karşısında mağduru oynar. İster istemez damat da arada kalır. Bazen büyük sürtüşmeler ve hatta kavgalar yaşanır, bazen de buruk ve gergin bir anlaşma sağlanır. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildir.

Oysa ne kadar acıdır, gençlerin kendi evliliğini illa ki büyükleri inciterek kurmak zorunda kalması…

Peki, gelinlerin bu zorlu süreçten, kırıp dökmeden çıkmasının bir yolu yok mu? Kayınvalidesiyle karşı karşıya gelmeden kendi yuvasının mutluluğunu inşa etmek imkânsız mı? Elbette değil. Yeter ki doğru hareket edelim…

Çare, Duygu Kontrolünde…

Her problem gibi gelin-kayınvalide problemleri de belli başlı sebep sonuç ilişkilerinden doğmaktadır. Eğer sebepleri bilir ve kötü sonuç ortaya çıkarmasına mani olursak işimiz kolaylaşır. Bunun da ilk adımı, duygularımızı tanımak ve bizi yanlışa sürüklemesine izin vermemektir.

Çünkü duygular insanın bir olayı abartılı bir şekilde algılamasına sebep olur. Bir düşünün, sizi çok üzen bir söz veya hareket çoğu zaman sizden başka kimsenin farkına bile varmadığı ufacık bir şey değil mi? Peki neden sizin iç dünyanızı bu kadar bulandırıyor?

Çünkü vehim gözlüğüyle o olayı binle, milyonla çarpıyorsunuz.

Diyelim ki kocanız size, “Annemden şekerpare tatlısını öğrensene, o güzel yapıyor, böyle sert olmuyor” dedi. Sizin duygu dünyanın bu sözü şöyle yorumluyor:

“Sen işe yaramazın tekisin! Bir şekerpare yapmayı bile beceremiyorsun! Annem haklı, seninle evlenmekle büyük hata yaptım! Git anneme de seni biraz adam etsin!”

Aslında bize ufacık bir tavsiyeyi büyük bir hakaret gibi gösteren, kendi iç dünyamızdaki “aşağılık kompleksi”dir. Biz kendimizle barışık değiliz, kendimizi olduğumuz gibi göremiyoruz ve kendimizi olgunlaşmaya açamıyoruz.

Unutmayalım ki mükemmellik taslamak, insanın kendisiyle barışık olmasına engel olur. Oysa kendini olduğun gibi kabul etmek, tevazu ve olgunluğu beraberinde getirir.

Kabul edelim ki, biz henüz hayatın acemisiyiz. Kocamız ise tecrübeli bir anneden hizmet görmeye alışkın. Annesinden bazı şeyleri öğrenmemizi istiyor olması, bizi sevmediğini göstermez. Aksine kendimizi daha da iyi yetiştirmemizi istiyorsa demek ki bizde bu yeteneğin olduğuna inanıyor.

Bu dönemde eşinizin yapabildiklerinizi görmesi ve sizi de takdir etmesi için ona biraz zaman verin. Bu arada akıllıca hareket edip kayınvalidenizden hayat dersleri öğrenin. Bilhassa kocanızı tanımak için, onun neleri beğendiğini öğrenmek için kayınvalidenizden faydalanın.

Nefsinize Hakim Olun

Maddeler halinde özetlersek:

1- Kocamıza karşı duygularımızı gözden geçirelim. Öncelikle onu aşırı sahiplenmeye çalışmayalım. Onu bu günlere getiren annesinden, babasından akrabalarından koparmaya hakkımız olmadığını bilelim. Nefsani duygularımıza engel koyalım, bize iyiliği dokunan insanlara karşı kötülük düşünmeyelim.

2- Kocamız elbette yeni bir hayata alışırken anne babasını yanında hissetmek isteyebilir. Hem maddi hem manevi olarak onların desteğine ihtiyaç duyabilir. Hiç ihtiyaç duymuyor olsa bile yapı olarak annesine karşı sorumluluk duyan, onun bu dönemdeki hassasiyetini dikkate alan biri olabilir. Aslında düşünecek olursanız bu onun çok olgun bir genç adam olduğunu gösterir. Anne babasına ihtiyacı kalmadığı için onları terk edip hemen şehveti peşinde koşan biri olsaydı, ileride size de sadık kalmazdı… Öyleyse vicdanlı biriyle evli olduğunuz için sevinin, şükredin.

3- Kayın validenize karşı empati duyun. Onun endişelerini anlamaya çalışın. Siz gelirken o gidiyor, siz gençliğin zirvesindeyken o yaşlanıyor. Elbette ki o şimdi, “Çocuğum evlenince bana yabancılaşacak ve muhtaç olduğum vakit bana bakmayacak” diye vehimlere kapılıyor. Onun endişelerini giderecek şekilde yakınlık gösterin. Böylece huzur duyar ve sizi bir tehlike konusu olarak görmez…

4- Elbette siz de kocanızla baş başa kalmak, yuvanızla önemli kararlarınızı kendi aranızda kararlaştırmak istersiniz. Bu makul bir istektir. Ama bir yandan evliliğinizi oturturken bir yandan da ailelerinizi ziyaret edebilirsiniz. Önemli konularda karar vermeden önce onlarla da istişare ederek gönüllerini hoş edebilirsiniz. Hem böylece baş başa kalmayı özlersiniz. Günümüzde evlilikler aşırı derecede baş başa kalmaktan dolayı bıkkınlığa sebep oluyor.

5- Kayınvalideniz sizin hayatınızı kendi gelinlik dönemiyle kıyaslayabilir. “Şimdiki gelinler şanslı” gibi cümleler kurabilir. Gerçekten de bizim eski geleneklerimizde gelin, eve alınan bir hizmetçi gibi görülürdü. Karın tokluğuna kocasının bütün sülalesine hizmet etmesi beklenirdi. Elbette bu doğru değildi. Ama günümüzdeki gelinlerin, bir yandan işlerine gelince, örf adet bilip, “Bizde adet geline şöyle altın takılır, böyle eşya alınır” deyip, işine gelmeyince de “Ben kayınvalideye hizmet etmeye mecbur değilim” diye sıyrılıp çıkması da pek vicdana sığmıyor. Madem kocanın ailesinin maddi katkılarını görüyorsun, biraz da hizmetlerini görüver…

6- Kayınvalidenizi takdir edin, iyilikleri için teşekkür edin, tatlı dilli olun. Bu hareketiniz hem kalplerdeki kuşkuları giderecektir, hem de kayınvalidenizin de sizi benimseyip mutluluğunuzu desteklemesine yardım edecektir.

7- Kayınvalidenizden gördüğünüz iyilikleri küçümsemek için bahane aramayın. Onu başkalarının kayınvalidesiyle kıyaslamayın. “Filancalar gelinlerine böyle daire almış, araba almış,” vs. demeyin. Bunların hiçbiri onların boynuna borç değil.

8- Dilinize hakim olun. Kalbinize gelen olumsuz düşünceleri, ne yüzlerine ne de arkalarından söylemeyin. İnsanlar arasında laf taşıyanlar vardır. Hatta sizin mutluluğunuzu kıskanan biri yanınızda kayınvalidenizden bahis açarak sizi tuzağa çekebilir. Sırcı olun, aile meselelerinizi ulu orta yaymayın.

9- Kayınvalidenizi annenizle mukayese etmeyin. Elbette anneniz sizi olduğunuz gibi kabullenir, hatalarınızı hoş görür hatta sizi aşırı iyilik ve ihsanlarla şımartır. Bazen anneler bunu yeni evli çifti kendi taraflarına çekmek için de yapabiliyorlar. Ama siz bundan dolayı adaletten ayrılmayın, kocanızın ailesine karşı da vazifelerinizi yapın, onları olduğu gibi kabullenin.

10- Kayınvalideniz gerçekten çok cahil, hisleriyle hareket eden, olumsuz düşüncelere odaklanmış ve bir türlü adaletli olamayan bir insan da olabilir. Onu sevmek zorunda değilsiniz, o da sizi sevmek zorunda değil. Ama eşiniz ister istemez annesiyle ilişkisini sürdürecektir. Sizin tarafınızı tutmasını beklemeyin. Onunla annesi hakkında tartışıp durmayın yoksa bu sancıyı evliliğinize de taşımış olursunuz. Olgun davranın, “Annen beni bir türlü sevemedi, ne yapayım, elimden bir şey gelmiyor. Ama senin annendir, yine de sen onu ara, ziyaret et.” Deyin. Böyle olgun olursanız eşinizin güvenini kazanırsınız.

11- Kayınvalidenize karşı duygularınız nasıl olursa olsun bunu çocuklarınıza yansıtmayın. Torunlarıyla büyükannelerin arasına girmeyin. Unutmayın ki çocuklarınız büyüklere karşı nasıl bir edeb takınmak gerektiğini sizden öğrenecek. Eğer onları kışkırtırsanız ileride size karşı da bir başkası kışkırtır.

12- Kayınvalidenizin yaşı ilerledi ve size muhtaç olduysa elinden geldiği kadar iyilik yapın. Her ne kadar hukuki bir zorunluluğunuz olmasa da, kocanızın işini bırakıp anne babasına bakma imkânı olmadığına göre bu görevde ona yardımcı olun.

Unutmayın ki iyilik eken iyilik biçer. Bir gün siz de yaşlanacaksınız. Bin bir emekle yetiştirdiğiniz çocuklarınız ve eşleri size nasıl davransın istiyorsanız öyle davranın.


Sayı : 32
Büyük Kapak