İyi Bir Kayınvalide Olmanın Yolları

Sayı : 31 / Eylül 2014, Konu Başlığı : Saadethane

Evlat sahibi olmak Allah'ın en büyük nimetlerinden biri. Evladınızı güzelce yetiştirmek, evlenecek çağa getirmek ve meşhur söyleyişle: “mürüvetini görmek” her ana babanın hayali…

Ama bu hayalin üstüne gölge düşüren bir konu vardır; evlatlarınızın evlendiği kişilerin tam gönlünüze göre olmaması, sizi yok saymaya çalışması ve çeşitli davranışlarıyla üzmesi. Elbette evladınızın da bu durumda arada kalması, bazen yeni kurduğu yuvanın saadetini tercih ederken sizi ikinci plana itmesi…

Anne olmak ne kadar güzel ise kayınvalide olmak bir o kadar sıkıntılı bir durum. Her şeyden önce gençlerin kafası “kayınvalide” denildiği zaman bir sürü önyargıyla dolu. Siz ne kadar olumlu ve fedakârca davransanız da görmek istemiyorlar. Ama en ufak bir davranışınızdan kusur veya kötü niyet manası çıkarmaya hazırlar.

Öte yandan sizin de kalbiniz, evladınızın hayatına giren bu kişi hakkında kuşkularla dolu. Siz de, ne kadar isteseniz bile onu kendi evladınız kadar sevemiyorsunuz. Hatta bu acemi kızın her hareketi gözünüze batıyor. Her lafa atlamasından, çokbilmişliğinden rahatsız oluyorsunuz. Fakat ne gariptir ki bu hareketler oğlunuza, hiç size göründüğü gibi gözükmüyor. Bir şey demeye kalksanız “Aman anne!” deyiveriyor.

Birçok kayınvalideden duymuşsunuzdur, “Gelinliğin zor zamanında gelin olduk; kayınvalideliğin zor zamanında kayınvalide olduk” sözünü.

Gerçekten de günümüzde kayınvalidelik çok zor bir imtihandır. Yıllarca emek verdiğiniz çocuğunuz birden size yabancılaşmıştır. Ne yapsanız kıymeti yoktur. Ya yapmaya mecburmuşsunuz gibi görmezden gelinir veya bütün yardımlarınız reddedilir. İtinayla çocuğunuzun hayatından dışlanırsınız.

Artık potansiyel suçlu kabul edilirsiniz. Kayınvalidesiniz ya, mutlaka her eleştiriniz haksızdır, her sözünüzün arkasında bir art niyet aranır. Sizin gelininizi sevdiğinize, onların mutluluğunu her şeyden çok istediğinize kimse inanmaz. Kocanız bile şakayla karışık, “Gene kaynanalık damarın tuttu. Ne istiyorsun şu kızcağızdan!” deyiverir. İşin doğrusu genellikle de haklıdır.

“Artık çocuklarımı baş göz etsem de, ben de biraz rahat etsem” diyen anneler bile oğlunun yanında gelin hanımı görünce birden duyguları değişir. Hiç ummadığınız bir şekilde evladınızın mutluluğu sizin mutsuzluğunuz olmuştur. Sizi anlamasını ve hanımına karşı sizi tutmasını beklerken onu sevmesi, haklı görür gibi davranması sizi adeta rahatsız eder.

Bir gün bir grup kayınvalidenin gelinleri hakkında konuşmalarına kulak misafiri oldum. Bir noktaya geldiler ve kendileri de itiraf ettiler: “Eh ne yapalım, bilim adamları da söylüyor, kaynanalık hormonu varmış. Yalan değil, sevemiyoruz işte!”

Yüzyılların bitmeyen konusudur bu. Ne tuhaftır ki her gelin, kendi gençliğinde gelinliğin acemiliğini, kayınvalidenin ters tutumlarının ne kadar sıkıntıya sebep olduğunu görür. Ama kendisi kayınvalide olduğu zaman aynısını yapmaktan geri durmaz. Kalıtımsal bir hastalık gibi devam edip giden kötü bir gelenektir kayınvalidelik…

Oysa ne kadar acıdır, bir annenin evladına verdiği onca emekten sonra onun mutluluğunu bozmakla itham edilmesi. Hepsinden kötüsü de, gelinin kul hakkına girerek ahirete günah yüküyle gitmesi…

Öyleyse kayınvalidelik duygularıyla nasıl başa çıkmalıyız?

Çare Kendi İçimizde

Her problem gibi gelin-kayınvalide problemleri de belli başlı sebep sonuç ilişkilerinden doğmaktadır. Eğer sebepleri bilir ve kötü sonuç ortaya çıkarmasına mani olursak işimiz kolaylaşır. Bunun da ilk adımı, kendimizi tanımaktır. Çünkü sorun bizim hissedişlerimizdedir.

Unutmayalım ki oğlumuz kendi yuvasını kurduğu bu dönemde doğal olarak öncelikle hanımıyla iyi geçinmeye odaklanacaktır. Hem bu bir bakıma güzel bir göstergedir. Demek ki çocuğumuz eşini, evliliğini benimsemiş, mutluluğu yuvasında aramaya niyetlenmiş. Bizim de bunu desteklememiz gerekir.

Bu dönemde onun kendi hayatını bırakıp sizin duygularınızla meşgul olmasını beklemek çok da akıllıca olmaz. Ona evliliğini oturtması için zaman vermelisiniz. Bu dönemde kendi duygularımızı süzgeçten geçirip kontrol edersek biz de rahat ederiz, herkes de rahat eder.

Maddeler halinde özetlersek:

1- Oğlumuza karşı duygularımızı gözden geçirelim. O Allah'ın bize emanet ettiği bir nimetidir. Öncelikle onu sağ salim büyütüp evlendirmek nasip olduğu için şükredelim. İnsan hayata şükür gözlüğü ile bakarsa her şeyde güzellikleri görür. “Ne mutlu bana! Çok şükür Rabbim bu günü gösterdi!” diye düşünen insan hep olumsuzluklara odaklanmaz. Ne zaman şeytan aklımıza bir kuruntu taksa oğlunun mezar taşına bakıp ağlayan anneleri düşünelim. Eğer sorsanız, isterlerdi ki keşke evlatları sağ olsa da, hiç arayıp sormasa…

2- Oğlumuzu yetiştirirken yaptığımız fedakarlıklar için aceleyle karşılık beklemeyelim. Biz de onu güzelce yetiştirmekle vazifemizi yaptıysak bunun mükafatını Allah verecektir. Yuvasını yeni kurduğu, coşkun duygular içinde olduğu şu dönemde ondan karşılık beklemek yanlış bir zamanlamadır. Bırakalım hayatta bir kere yaşayacakları duyguları, tadını alarak yaşasınlar. Bırakalım hep hayalini kurdukları yuvalarını kendi isteklerine göre biçimlendirsinler. Olgun olun, destek verin, gönüllerine yük olacak hal ve hareketlere girmeyin. İlerde her şey yerine oturunca sizin bu hoşgörünüz ve desteğinize karşı minnettar olacaklardır.

3- Annelerin bir endişesi de, “çocuğum bana yabancılaşacak ve muhtaç olduğum vakit bana bakmayacak” vehmidir. Ancak aceleyle bu vehme kapılıp çocuklarının gözünden düşecek hareketler yaptıkları takdirde, bu korktukları neticenin oluşmasına kendileri de katkıda bulunmuş olacaklardır. Unutmayalım ki, eğer onu Allah'a güzel kul olacak şekilde yetiştirdiysek zaten o da bir gün onun ilgisine muhtaç olduğumuz vakit bize karşı vazifesini yapacaktır. Eğer onu iyi yetiştirmediysek artık çok geç. Şimdiden sonra bunun acısını hiç suçu olmayan gelinimizden çıkarmayalım. Dua edelim de Allah kalbine merhamet versin…

İlişkinizde Ölçülü Olun

4-
Oğlumuz ve gelinimizle ilk aylarda çok sıkı fıkı olmayın. Her hafta sonu gelsinler, tatilde birlikte olalım, her yere bizimle beraber gelsinler, gittikleri her yere bizi de götürsünler diye beklentiye girmeyin. İlk zamanlar iki insanı baş başa bırakmalıdır ki, birbirilerini tanısınlar. O zaman birbirlerini nasıl idare etmeleri gerektiğini de öğrenirler. Onlar ilişkilerini oturttuktan sonra sizinle de makul sıklıkla görüşmeye başlarlar. İlk aylarda henüz birbirlerini tanımadıkları için iletişim sorunları olabilir. Bu dönemde çok içli dışlı olunca siz de sorunlarla ilişkilendirilirsiniz ve bu da zorunuza gider.

5- Gelininizin hayatını kendi gelinlik döneminizle kıyaslamayın. “Bizim zamanımızda…” diye başlayan cümleler kurmayın. Sizin kayınvalidenizin hayatı ile sizinki bir değildi. Elbette sizinkiyle gelininizinki de bir olmayacak. Her çağın kendine özgü şartları var. Şimdiki gelinlerin hayatında da farklı zorluklar var. Daha açık söylemek lazımsa, “onları kıskanmayın…”

6- Kendi hayatınızı en güzel şekilde yaşayın. Maddi ve manevi olarak hayatınızı değerlendirin. “İşte ne güzel, evlatlarımı baş göz ettim, artık kendimi ibadete verebilirim,” deyin. Eşinizi de ihmal etmeyin. Şimdiden sonra ikiniz birbirinize destek olacaksınız, birbirinizin kıymetini bilin. Annelik duygusunu abartmayın her şeyi yerli yerince yaşayın.

7- Gelininize çok fazla karışmayın, fazla akıl vermeyin. Elbette siz onların iyiliğini istediğiniz için söylüyorsunuz ama onlar da kendi hayatlarında bazı şeyleri deneye yanıla öğrenecekler. Belki kendileri hatalarını fark ederek düzeltme yoluna gidecekler. Hâlbuki siz eleştirince nefislerine ağır gelecek, kendilerini savunmaya geçecekler ve doğruyu görmeleri daha zor olacak. Biraz sabırlı olun, onlara zaman verin.

8- Gelininizi takdir edin. Mutlaka onun da iyi yönleri vardır, onları görün, güzel sözler söyleyin. Bunu oğlunuzun yanında da yapın. Bu hareketiniz onların kalplerindeki kuşkuları giderecektir. Hem zaman zaman oğlunuzu övdüğünüz veya sevgi gösterdiğiniz zaman da olumlu karşılanacaktır. Siz ne kadar onların mutluluğunu desteklerseniz sizin hakkınızda o kadar olumlu düşünürler.

Dilinizi Tutun

9-
Kafanızda zaman zaman kuruntular, kuşkular, olumsuz düşünceler olabilir. Bunları her önünüze gelene anlatmayın. Ne yazık ki insanlar arasında yemeyip içmeyip laf yetiştirenler vardır. Hatta böyle kişiler sizin yanınızda mevzuu açarak sizi tuzağa çekebilirler. Mesela kendi gelinlerinden bahis açarak sizin de konuşmanızı sağlarlar. Sırcı olun, aile meselelerinizi ulu orta yaymayın. Bilhassa kulaklarına gittiği zaman kendinizi savunamayacağınız sözleri asla söylemeyin.

10- Gelininizi sevmeye çalışın. Elbette kendi evladınız gibi sevemeyebilirsiniz. O da sizi öz annesi gibi sevemeyecektir. Bunları olduğu gibi kabullenin. Onu sevebildiğiniz kadar sevin. Ona karşı adil olun, hakkını yemeyin. Onun da Allah'ın kulu olduğunu unutmayın. Haksızlık ederseniz Allah'ın onun hakkını soracağını düşünün. Oğlunuz sözünüzü dinliyor olsa da bu imkânı kötü niyetle kullanmayın.

11- Gelininizi sevemeseniz bile kabullenin. Kendi kızınız bile yüzde yüz sizin gönlünüze göre davranmıyor. Gelininizi de hoşgörün. Artık o oğlunuzun karısı. Hele çocukları olduysa artık aralarında hiçbir zaman kopmayacak bir bağ var demektir. Et tırnaktan ayrılmaz. Artık “oğlunuzun bir gün olup gerçeği göreceği ve karısından soğuyacağı veya ona haddini bildireceği” gibi ham hayalleri bırakın. Aksine evliliklerinin huzur içinde yürümesini arzu edin. Geliniyle uğraşıp duran birçok kayınvalide, ahir ömründe boşanmış oğluna ve torununa bakmak zorunda kalınca önceki düşüncelerine pişman oluyor. Allah korusun hiç beklemediğiniz bir şekilde evlilikleri biterse en çok siz üzülürsünüz.

12- Gelininizle kavga etmemeye azami gayret edin. Gelininiz gerçekten de kendini bilmez, cahil, görgüsüz, bencil, beceriksiz, işe yaramaz biri olabilir. Belki bu sizin için de oğlunuz için de bir imtihandır. Ne kadar haklı olsanız da bunu gerekçe sayarak gelininize hakaret etmeyin, kötü söz söylemeyin. Haklıyken haksız duruma düşmeyin. Düzelmesi için dua edin, Allah’tan ümidinizi kesmeyin. Kalpler Allah'ın kudreti altındadır.

13- Gelininize karşı duygularınız nasıl olursa olsun bunu torunlarınıza yansıtmayın. Küçük çocukların her hareketinde mana aramayın. Çocukluk hali olarak ağzından kaçırdığı lafların peşine düşmeyin. Her şeyde kendi fikirlerinizi ispatlayacak delil arayıp durmayın. Bu sizden uzak durmalarına sebep olur. Torunlarınız arasında adil olun. Eğer hislerinize mağlup olur adaletsiz davranırsanız, torununuz, sizin, annesine karşı da haksız davrandığınızı kabullenmeye meyleder.

14- Birden fazla gelininiz varsa birbiriyle kıyaslamayın. Birini üstün tutarak diğerine nispet yapmayın. Bunlar derin kırgınlıklara sebep olur ve sizden uzaklaşmalarına gerekçe sağlar. Kızınızla damadınızın mutluluğuna sevinip, her türlü desteği verirken oğlunuzla gelininiz aleyhinde uğraşıp durmayın. Hiç kimse kör değildir. Adaletsiz bir tavır mutlaka karşı tarafta öfkeye yol açacaktır.

15- Yaşınız ilerledi ve gelininizden hizmet almaya başladıysanız yine çok hassas olmalısınız. Her şeyden önce hiç kimseden, elinden gelenden fazlasını beklemeyin. Unutmayın ki, gelininizin üstünde bir hakkınız yok. Ona bakmadınız, büyütmediniz. Eğer kocasına iyilik olsun diye, onun vazifesine yardımcı olmak niyetiyle size iyilik yapıyorsa yaptıklarını küçümsemeyin. Bunu mecbur olduğu için değil sadaka olarak yapıyor. İslamda gelinin kayınvalidesine karşı görevi diye bir konu yok. Ama hanımlar, kocaları nafaka temini için çalışırken anne babasına bakamayacağı için ona yardımcı olurlarsa sevaba girerler. Bu hususta yapabildikleri kadarıyla takdir etmek, hatta hakkını helal etmesini rica etmek gerekir.

Elbette bu zamanda gelinlerin de nasihate ihtiyacı var. Gelecek sayımızda da inşaallah gelinlerin hatalarından ve çözüm yollarından bahsedeceğiz.


Sayı : 31
Büyük Kapak