İzdivaç Programları Fitne Saçıyor

Sayı : 71 / Ocak 2018, Konu Başlığı : Hasbihal

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), birçok ulusal televizyon kanalının gündüz kuşağında yayınlanan ve “kadın programları” olarak bilinen programlar hakkında bir anket yaptırdı.

Hem kadın hem erkek izleyicilerle gerçekleştirilen anketin sonuçlarına göre; izleyicilerin yüzde 70'i kadın programlarını izlediğini belirtti. Anket sonuçlarının analizine göre, kadın izleyicilerin yüzde 84'ü, erkek izleyicilerin ise yüzde 56'sı kadın programlarını izlediğini dile getirdi.

Bu programları izleyenlerin yüzde 73'ü “programları beğendiğini”, yüzde 13'ü “ne beğendiğini, ne beğenmediğini,” yüzde 14'ü ''beğenmediğini'' belirtiyor. Beğenmediği halde neden izlediği sorulduğunda, “O saatlerde bütün kanallarda benzer programların yayınlandığı için,” cevabı veriliyor.

Ankette, kadın programlarını izleyenler “beğenmeme” nedenlerini ise şöyle sıralıyorlar:

“Bu kişilerin hayatı bizi ilgilendirmiyor. Çocuklarımıza daha faydalı bilgiler verseler daha iyi olur. İyi, inandırıcı ve doğal değiller. Düzeysiz buluyorum.”

Aynı konuda yapılan bir başka anket çalışmasında ise ev kadınları ve emekliler gibi çalışmayan kişilerin televizyonu boş vakit geçirme aracı olarak daha çok tercih ettiği ortaya konulmuş. Aynı zamanda eğitim seviyesi düşük olanların, kitap okuma veya ev dışındaki sosyal yaşama aktif bir şekilde katılma gibi faaliyetlere nazaran daha fazla televizyon izlediği anlaşılıyor. Bu da sosyo-ekonomik şartlarının da etkisiyle zamanlarını geçirebilecek daha iyi bir alternatiflerinin olmamasıyla açıklanıyor.

Bu programları izleyenler, seyretme nedenlerini; “yalnızlıklarını gidermek, bir yandan ev işi yaparken bir yandan televizyonla kendini meşgul etmek, biraz kafayı dağıtıp rahatlamak,” şeklinde açıklıyorlar.

Uzmanlar bu gibi programların toplumumuzun aile yapısına, inançlarına, örf ve adetlerine uygun olmadığını, çocuk ve gençlerin gelişimine zarar verici içeriklerden oluştuğunu belirterek yayından kaldırılmasını istiyor.

Özel Hayat Ekranlara Taşınıyor

Son yıllarda birçok televizyon kanalında her gün saatlerce süren kuşak programları yayınlanıyor. Ev kadınları tarafından yoğun bir şekilde seyredilen bu programlar arasında faydalı bilgiler verenler de var. Mesela sağlık bilgileri, çocuk eğitimi gibi konularda sahasında uzman kişilerin katıldığı ve aydınlatıcı bilgiler veren programlar var.

Dini ve ahlaki yayınlar yapan TRT Diyanet kanalı gibi devlet veya özel cemaatlere ait kanallar var. Ancak çok seyredilen kanallardaki yayınlar ekseriyetle kadınları ahmak bir kitle yerine koyuyor. Ne yazık ki kadınlarımız da kendilerini aşağılayanları haklı çıkarırcasına bir tercih eğilimi gösteriyorlar. Mesela izlenme oranları yüksek olan kadın programları arasında evlenmek isteyenlere nasip bulma iddiasında olan izdivaç programları da bulunuyor. Ancak bu programlar yuva kurmaktan çok yuvaları yıkmaya hizmet ediyor gibi görünüyor.

İzdivaç programı adıyla da bilinen bu programlarda insanların en mahrem bir konudaki tanışma ve görüşmesini milyonların gözü önünde yapması bekleniyor. Ne acıdır ki bazen bu programlara başı örtülü bazılarımız da katılıyor. Bu hepimizin yüreğini yakıyor.

Bir Müslüman hanım, giyinip, kuşanıp, makyaj yapıp, onca insanın karşısına çıkıyor ve “Koca arıyor!” Kim ne derse desin, nu utanılacak bir şeydir!

Başörtüsü sadece bir giyim malzemesi değildir. Müslüman hanımın vakarını, şerefini, edebini, hayasını ve mahremiyet hassasiyetini simgeler. Kendisini süsleyip, cazip hale getirip taliplerine arz etmek, herkesin gözü önünde kendi özel hayatından bahsetmek,
ister başörtülü olsun, ister olmasın “Ben Müslümanım” diyen bir hanıma yakışmaz. Başörtülü olmak bir yerde Müslüman bir hanım olmak konusunda bir iddia taşımak demektir. Bunun için böyle bir davranış bizim hanım kardeşlerimize hiç yakışmaz.

Evliliğin Ciddiyetine Uymuyor

Esasen “Müslümanım” diyen bir hanım, başı örtülü de olsa açık da olsa, bu ülkenin örfü adetine uygun hareket etmelidir. Bizim dinimizde, örf ve adetlerimizde evlilik gibi bütün hayatımızı ve hatta ahiretimizi ilgilendirecek bir karar böyle uluorta herkesin içinde görüşüp konuşarak alınamaz. Bu görüntüler, gençlerin evliliğin ciddiyetini anlamasına engel olmaktadır.

İşin doğrusu evlilik kararı verilirken, eş adayının ahlakı ve şahsiyeti hakkında iyi bir araştırma yapılır. Aile büyükleri ve görüşlerine güvenilen kişilerle görüşülüp istişare edilir. Güzelce düşünüp taşınarak, istihare duaları ederek, dünya ve ahiretimizi için en doğru kararı vermemizin nasip olması için yardım istenir. Onca insanın gözü önünde böyle hassas bir konuda konuşmak, karar vermek olacak iş midir? Hele de sürekli lafa karışan, akıl veren veya yorum yapan münasebetsiz stüdyo konuklarıyla en özel meseleleri konuşup tartışmak, akla ziyandır.

Üstelik bu programların gerçek amacı, yuva kurulmasına vesile olmak filan da değildir. Nitekim gerek sunucular, gerek stüdyo konukları, programa katılanlara yönelttikleri sorular ve yorumlarla hususi hayatı ve mahrem duyguları ortaya dökmeye çalışmaktadırlar. Elbette bunların maksadı, reyting yani izlenme oranını artırmaktır. Bunun haricinde toplumu ifsat etme gayretinden de geri durmazlar.

Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede buyuruyor ki:

"Ey iman edenler! Sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar (din ve dünya işlerinde) sizi ifsad etmekten asla geri durmazlar. Sizin hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri ağızlarından ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer aklederseniz size âyetleri açıklamış bulunuyoruz." (Âl-i İmrân, 118)

Aile Sırları Mahremdir

İnsanın nefsani yönünden dedikoduları merak etme gibi hastalıklı duygular vardır. O programlara katılanlar, günlerce süren dedikodulara malzeme sunmaktadır. Bir Müslüman Hanım için, milyonların önünde çekişmelere, ağız dalaşlarına girmek ne kadar çirkin bir görüntüdür!

Müslüman hanımları böyle dedikodulu programlara çıkaran ve haklarındaki dedikoduları ortaya döküp rezil edenlerin iyi niyetli olmalarını beklemeyin. Bu programların yapımcıları, bir yandan toplumun dedikodu merakını kamçılarken hem de saf buldukları kişileri bu çirkin meraka kurban etmektedirler.

Bu programların bir başka zararı da kadın ve erkekleri birbirine düşürmek, evliliğe duyulan güveni sarsmak ve insanların gönlüne kuşku ve evhamlar serpiştirmektir.

Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede buyuruyor ki:

"Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?" (Maide, 91)

İçkili kumarlı toplantılar nasıl ki kalplere nefret tohumu serpiyorsa böyle dedikodulu programlar da aynı şekilde kalplere fesat tohumları saçmaktadır. Şöyle bir programı seyreden bir genç adeta evlilik denilen şeyden nefret eder hale gelir. Bu programlar evliliği son derece basit duygulara veya hesaplara indirgemektedir.

Hâlbuki bizim dinimiz ve örf adetlerimize göre evlilik, yüzeysel romantik duygular veya çıkarlar için yapılmaz. Bir ömür boyu sürecek niyetiyle çıktığımız bu yolda seçtiğimiz eşimiz bizim dünyada hem cennette hayat arkadaşımız olacaktır.

Elbette evliliğe bu gözle bakan bir müslüman, cenneti kazanma yolunda yar ve yardımcı olacak bir eş seçmek ister. Esasen evlilikte gerçek sevgi ve güzel geçim ancak, hayata aynı gözle bakan insanlar arasında mümkün olabilir. Evliliğini sağlam bir temel üzerinde kurduktan sonra onu korumak için böyle vehim ve vesveseye sebep olacak programlardan uzak durmalıdır.

Elbette bir televizyon yapımcısının insanların evliliğini muhafaza etmek gibi bir derdi olmaz. Onların bir kısmının tek derdi, ne yapıp edip çok seyredilen bir program olmaktır. Çünkü o program seyrediliyorsa kanalın reklam gelirleri artar. Kanal sahipleri ve programcılar sadece buna bakar. Yoksa gerçekten dertleri insanların bir meselesini çözmek değildir.

Hatta yaptıkları programlarla ne kadar sorunlara yol açtıklarını bile umursamazlar. Bunun yanında İslam düşmanlığı yapan kanalları yönlendirenler arasında kasten bu toplumun ahlakını çökertmek isteyenler de az değildir.

Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede buyuruyor ki:

“İnananlar arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Nur, 19)

Böyle dedikodu programlarıyla toplumu zehirlemeye çalışanlar her zaman vardı, hep de olacaktır. Bunun için Müslüman hanımların böyle programlarla arasına mesafe koyması gerekir.

Bir Müslüman evine hiç televizyon almasa da bir şey kaybetmiş olmaz. Televizyonun hiçbir zararı olmasa vakit kaybına yol açması bile zarar olarak yeter.

Şeytan insanı Allah'a kulluk etmek, ilim öğrenmek, hayırlı hizmetler yapmak gibi sâlih amellerden alıkoymak için boş işlerle meşgul etmek ister. Sonra da malayani ile meşgul olup gaflete dalmış bir kalbe sızıp, türlü türlü fesat tohumları eker. İmam Şafi rahimehullah diyor ki:

“Kendini hak ile meşgul etmezsen, nefsin seni batıl ile meşgul eder.”

Televizyon karşısında saatlerini harcayan bir kişiye “Hangi kitapları okudun?” diye sorsan “Vakit yok” der. Eğer insan kendini televizyon ile meşgul etmese ne güzel amellere vakit bulabilir, bir düşünelim…


Sayı : 71
Büyük Kapak